Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Ağustos 12, 2006

Journeyman in İstanbul

Böyle olurmuş Alman'ın marangozu



Hani ne derler, 'arasan bulamazsın meğer ki rastgele'. Bana da gelir. Bağlarbaşı tarafından köprüye doğru gitmekteyim . İki karaltı var gidiş yönüme karşı kaldırımda, sanki biraz korkuluk misali.

Gitmem gidemem, dururum hemen; al sağa Yapı Kredi Korusu girişine parkla arabayı. İn, başla aynı anda iki kolunu havada sallamaya, ağzına geldiği gibi bağırıp çağırmaya, bu hallerimle mümkünse adamları durdurmaya uğraşmaya.


Haydi onlar bana göre tuhaf ancak, ben onlara gore mutlaka deli olmalıyım. Rağmen, adamlar kibar ve anlayışlı; durup beni önce kısaca gözlüyor sonra da kaldırım değiştirip yanıma geliyorlar.

Çıkınlar bağlanmış bellere, küçük tencereler de takılmış, sallanıyor. Neden, çünkü içinde yolda buldukları Allah'ın verdikleri pişiriliyor, popo üstü duran kaminetoda.

Şapkalar fötr halis, kalın yünlü kumaştan bizim Karadeniz uşşağı misali yelek… pantolon da allahı var halis yün, ki dondurucu soğukta giyilmesi pişme nedeni olabilecekken, İstanbul gölgede 35.

Ellerde asa, düzgün değil ondüle yontulmuş, odundan. Postalları hilafsız beş kilodan çeker tek tek. Üç asırlık geleneksel kıyafetleriymiş giydikleri.

Koktukları bundandır bu adamların!


(Oya, keşke eve götürüp bir banyo ikram etse miydin? Bak adamlar durdular bu kadar poz veriyor, anlatıyorlar, “This is for only you,” diyor bir tanesi. "We never talk but marangoz talk." Bu da marangoz talk işte beyler, film eleştirisi değil ya, ansızın film gibi çıktıysanız da ortama.)

On dakika kadar eyleştik yol üstünde. Hayatımda ne yazık ki ilk kez duyduğum journeyman marangozların öykülerini dinledim.

Tam üç yıl geçireceksin, hep yollarda, hep yürüyerek / bu devirde biraz da otostop çekerek tabii, gittiğin her ülkenin / kentin marangozhanelerinde. Üç yıl bir gün sonra döneceksin Almanya’ya. Artık sana marangoz diyecekler. Haa bir de bunlar marangozluğun okulunu bitirip de çıkıyorlarmış yola. Allahım bakar mısınız, kimilerinin marangozluğa verdiği değere.

Çok şekerdi çocuklar, çoook. Nesiniz, nerelisiniz, neden böylesiniz gibi meraklarımın hepsine cevap verdiler. “We are the marangoz from Germany.”

Tam ayrılıyoruz, öpüştük sarıldık falan, sordular, “But who are you?”

http://www.answers.com/topic/carpenter içinden aldığım bölüm:

Tradesmen in countries such as Germany are required to fulfill a formal apprenticeship (usually three years) to work as a professional carpenter. Upon graduation from the apprenticeship, he or she is known as a journeyman carpenter. Up through the 19th and even the early 20th century, the journeyman traveled to another region of the country to learn the building styles and techniques of that area before (usually) returning home. In modern times, journeymen are not required to travel, and the term refers more to a level of proficiency and skill. Union carpenters in the United States are required to pass a skills test to be granted official journeyman status, but uncertified professional carpenters may be known as journeymen based on their skill level, years of experience, or simply because they support themselves in the trade, and not due to any certification or formal woodworking education.
After working as a journeyman for a specified period, often ten years or more, a carpenter may go on to study or test as a master carpenter. In some countries, such as Germany or Japan, this is an arduous process requiring extensive knowledge and skill to achieve master certification. In others, it can be a loosely used term to describe a skilled carpenter

http://www.ohiou.edu/~Chastain/ac/artisan.htm konu sardıysa lütfen burayı da okuyun

9 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home