Mantı buna demeli veya...
a) köfteli hamur
b) alafranga mantı
c) ravioli di Moldovia/ravioli Moldovese
d) Tanya's 'delish' (delicious)
Buluruz daha da alaturkadan alafrangaya geçişen isimler, ola ki lazım ola!
Moldovia'lı Tanya hazıroldaAha Tanya neredeyse Tanya's delish orada. Bugün bende yarın sende. Hatta Tanya'yı sağlam sigortalı bir işe bağlayın, sosyete mantısı yapan dükkan sahibi etsin sizi. Maliyet yüksek ama sosyete demek zaten yüksekten uçuş demek. Sarmısaklı yoğurtla yiyecek değiliz elbet sadece ve sadece. Hinoğlu fikirlerim var. Açın dükkanı satarım.

İki ucu denk geldi
Hür teşebbüs günüme çattınız! Her şeyin bir şeysi vardır ya, bu meselenin şeyleri şunlar.
Şey bir..., günlerden bir gün, Kedili Mutfaklar'ımda destursuz gezen bir beyefendi, huyumu suyumu sormadan bana mantı ısmarlıyor. Bilmiyor ki yap denileni asla yapmam, yapamam. Zaten de hamur işlerinden nasibimi almışlığım yoktur pek.
Şey'kii..., "Kedili Mutfaklar hemen hemen hiç un tüketmez," diye yazdığım Sinangil'ler, Sinangil familyasının ürettiği bir ton unu kolilemiş bana gönderiyor. 'Kal gelmek' ne demekmiş o anda öğreniyorum ve kalıyorum aynen.
Şeyy'üç..., aile mantıcımız Tanya'nın boş günü varmış, gelsene diyorum geliyor. Her şey tamam. Bütün uçlar denk gelince geriye ne kaldı?
Mantı yapsanaaaa mantı yapsanaaaa!Sinangil unları un deyip geçilmeyecek gibi unlar. Ah neredesiniz benim eski zamanlarım? Bırakın pakette un almayı, Valdeçeşme'de Laz Bakkal'ın küfeden kese kağıdına kürekle un doldurduğu günleri hatırlarım ben. Sütlü tatlısı, böreği baklavası keki poğaçası, pandispanyası ekmeği lalangası..., hepsi aynı undan yapılırdı. Şimdilerde bir çeşit furyası, bir çeşit furyası var ki adama yaptığını yapacağını şaşırtır.
Düşündükçe fikirlerim oluşmuyor değil tabii, fındıklı unla balık kızartmaktan limonlu unla çorba yapmaya kadar geniş bir yelpaze açıldı artık önümde. Sırtım(ız) yere gelmez yani...
Elini korkak alıştırmayacaksın, kıyacaksın yani malzemeye
Malzeme sorarsanız şöyle söylerim... Sinangil'in Mantı Unu ve Böreklik Un paketlerinin karışımından 1 kilo 700 gram. İki kilo dana döş yağsız kıyma, dedim ya kıyacaksın malzemeye, masraftan kaçmayacaksın..., fazlası var eksiği yok bir kilo kadar soğan, sert ve kuru olsun..., irili ufaklı dokuz yumurta, tuz, taze çekilmiş karabiber.
Nazik meseleymiş meğerse
Kolay iş gibine gelir, değil mi? Sanki hooop diye hamurun hepsini kar, şıkır şıkır aç doldur içleri, bittiii gibi. Nerdeee? Hamur meselesi pek yakın ilgi isteyen, nazlı olaylardan. Kurutmayacaksın, sertleştirmeyeceksin... Benim iki avuç undan iki kişilik erişte açmama benzemiyor yani. Sabah on akşam beş uğraştı kız bu işle.

Yok yok, ben beceremem
Kullanılan miktar un dört veya beş kerede yoğuruldu. Her parti top top hazırlanıp poşetlerde bırakıldı, nemlerini muhafaza etsinler diye. Mutfak camından bakan güneşe kalın perde engeli koyuldu. Öyle bir tempo çalışıyor ki Tanya, bakmaktan yorul sen oracıkta. O sevdalı ama bu işe, bayılıyor keyfinden. Ayak işleri benden.
Merdane al Oya'nımmm, acele
Benimki oklava. Merdaneyi komşudan ödünç aldım. İlk işlerimden biri mutfağıma bir merdane almak olacak. Annem Selma'ya, konu ve komşuya bazı unlarımı yapacakları hamur işlerine sponsorluk mahiyetinde dağıttıktan sonra, kalanlarla bir iki hamur işi tutmalıyım ben de. "Ayıp beee, koskoca kadın, bigane kalmış bu işlere," demezler mi adamın arkasından?
İnce belli ama Ajdaaaa olmasın
İş kesmeye geldiğinde mutfağım alttan üstte indi bindi, duman oldum kesecek yuvarlak bulamıyorum. Ajdaaaa ebadı büyük geliyormuş bizim Tanya's delish mantılarına. Baktım Tanya antika kahve fincanlarımdan geçirmiş eline, başlamış kullanmaya. Ödüm patlıyor, altın yaldızı silinirse ya? İncecik zarif şeyler bunlar, ya çıt der de uçuklarsa bir kenarı? Kazasız atlattık şükürler olsun.
Mutfakta bir başkası çalışınca anlıyorum ki ne yoksa o lazım!

İçi şöyle oluyor...
Bir kilo ve fazlası rendelenmiş soğan, bol karabiber ve tuz, ne kadar hamur o kadara kadar iç hesabıyla hazırlanıyor zaman zaman. Hamur bittikçe iç de bitiyor. Yeniden tutulan hamura yeniden iç hazırlanıyor. Böylece buzdolabı dışında durup da bozulmaya yeltenmiyor kıyma. Bence çok önemli.
...dışı böyle
Kapatma faslına bir adetle dahil olan ben, çok keyif almama rağmen alışkanlık yapar korkusuyla işi sürdürmedim. Yuvarlakları yarım ay yapıp kenarlarını büzüştür, uçları üst üste getir, yapıştır. Sinangil özel mantı ununu methederken yapışma özelliğini de ön plana çıkarıyor. Ola ki diğer unlar daha zor yapışıyordur, var mıdır böyle şikayetleriniz?
Oooof be, ne çok malûmat kaydedememişim unlu mamûllere el atmamakla!

Derin dondurucuya ilk adım
Düz fırın tepsisi üzerine yağlı pişirme kağıdı, üzerine üzerine de toptoplanmış kıymalı hamurlarımız yayılıyor. Tanya's delish, birbirlerine pek değmeden derin donmaya ilk adımlarını atıyor. Serleştikçe poşetleyip stokluyoruz. Tepsi dolup boşalıyor, ikinci tepsi de yardıma giriyor.


Neticede durum şudur. Derin dondurucuda henüz dağınık duran bir sürü mantı poşeti.
Biliyosunuz, tezgahta gezmeme bişi demiyo. Evyeye girmeme yasak var ama. Hiç belli olmazmış, ne kadar temizleyip durulasa yine de deterjan artıkları kalıp beni hasta edebilirmiş. Su yalıyorum çünkü oradan. Şimdi n'apıyo? Evye yanına bana su koyuyo. Çok makbule geçiyo. Demek ki sen yüksek yerden su içmeyi daha çok seviyomuşsun, diyo. Annoya'mı çok seviyorum. Evde hiç mama yemediğim yer kalmadı zaten. Sehpalara kütüphanelere mama yerleştiriyo. Ben bulunca birlikte seviniyoruz.
Beklenenler bunlardı. Azsss soora oturup yedik güzelce. Sızmaydı tuzdu limondu biberdi karışımı ile ovalanan palamutlar ocak üstü ızgara. Yaaaa Annoya'm, makinenin ayarıyla oynayıp durmasana. Kepaze ettin balıkların fotoğrafını yine. Neyse, seni çok seviyorum. Bana bu kadar değer verdiğin için, yasak masak koymadığın için.
Dündü. Annoya'm, Annem Kimsecik'e köşe yaptı. Altta ben de varım. Kartondan kediler, kalpler, yün yumakları ve falanfilanlar var. Bu köşe bizi çok mutlu etti. Şehit aileleri o sırada dayak mı yiyordu ne ekranda? Bir bizim anı köşemize baktık, bir de onların haline... Bakakaldık.

Tarlasına koysanız beni, uzun zaman başka yerlere gitmek istemem. Taze taze kıtır kıtırına bayılır yerim. Kış yemeklerim, çorbalarım aşıktır havuca, hem rengine hem tadına. Rendenin genişinden geçen salatası bol maydanoz ve limonlu, darından geçeni sarmısaklı yoğurtlu. Seviyorum işte, var mı diyeceğin? 
Öğle vaktinde bir tabak tavuklu haşlama tencereden ayrılıp tabağa ve bilahare mideme girdikten sonra, arta kalandan akşama çorba yapılır. Bu vesileyle herhangi bir sıvıyla, ki varsa tavuk suyu, kullanıyorsanız küpsu veya bildiğimiz iyi suyla çoğaltılıp bıııızzzzzztlanır. Bir yumurta ve yoğurtla terbiye hazırlanıp çorba suyu ile ılıtarak katılır tencereye.

Biberlerin acısıyla elmanın tatlısı birllikte kaynayıp da kaynaşmayınca meydana çıkan lezzeti anlatmak zor biraz. 
Tepecikleri kesilen incirler dipleri bütün kalmak üzere dört yapraklı çiçek gibi ayrıldı. Üzerine birkaç kaşık demlikteki Orange Pekoe gezdirildi. Gezdirmeye devam ediyorum; üstlerinden akıta akıta pekmez, serpme kahverengi şeker, bir portakal suyu ve rendeleyerek kabuğu.
Kuzeyde değil ama Roma'dan aşağı pek sevilir İtalya'da. Pasta e fagioli (pasta e facyooli), daha güney ağzıyla pasta e faciola (pastayfaçiola). Tarifi olmayan bir yemektir. Adında geçen kuru fasulye ve de küçük kesme bir makarna çeşidi kullanılmak şartıyla her tadı alır. Her mutfağın tarifi ayrıdır, her tarif günün malzemelerine göre değişerek uygulanabilir.
Fasulyelerin iyice sulu olup da makarnaları içinde yüzdürdüğü veya makarnalar üzerinde sos gibi yendiği durumlar söz konusu olabilir. 
Zannettim ki kendimi, güneydoğu tarafları sofralarındayım. Hal ve gidişat şuydu, yine patates haşlıyordum. Balık yanına gereken iki tane yerine al sana dört tane patates haşladım.




