Kedili Mutfaklar

Perşembe, Aralık 14, 2006

Kimsecik'ten haberler

Benden hiç bahis yok ne zamandır. Hanım hanımcık oturuyorum, yaramazlık yapmıyorum diye yazmıyor Annoya. Birazdan evin altını üstüne getiririm, görür gününü.

Annoya bu kuru meyveleri çok seviyor. Hem artık yılbaşı da geliyormuş ya, her yere sokar bunları. Sütlü tatlılara, keklere hele pek yakıştırır pek.


Balkabağı dolması modası var. Annoya modaya uyar mı, uyar... Dolma içini hazırlar. Zor bela kabakları dilimler incecikten. İncecik dilimleri ızgara yapar ki yumuşasınlar. Sonra da sarar fırınlar dolmalarını. Fırın tepsisine azıcık su da koymalıymış, biraz da sızma gezdirmeliymiş...

Sinir içindeyim. Bunca zamandır kedisiyim bu evin, Kedili Mutfaklar'ın gözlem ahçısı ve baş yiyicilerindenim, halâ üstüme göre bir önlük dikilmedi. Annoya'mın önlüklerini bir görseniz, sürüsüne bereket.

Evettt, yılbaşı geliyormuş demiştim ya, Annoya diyor ki bu yıl süslerimiz doğal olsunmuş. Mini boyda elmalar nasıl ama? Sapanca bahçesindenmiş. Hadi bakalım, bedavaya getirecek yılbaşı süslerini.

21 Comments:

  • Yerim ben seni, önlük de pek yakışırmış. Söyle annene şöyle senin boyuna posuna göre bi tane dikiversin. Bi de Margot selam söyledi de, çok özlemiş de! Unutma ama tamam mı?
    Aferim sana :)

    By Anonymous Adsız, at 14 Aralık 2006 11:26  

  • Dedim dedim Mırrrrgo, çok utandı. Bizi de fırçaladı filan, misafirlik halimizi takındık, sana geliyoruz.

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Aralık 2006 13:37  

  • Margot'cuğum, bugün yorumlarımı kimseye gönderemiyorum. Az önce de Handan'a laf yetiştireyim dedim, olmadı. Sana da geldik yazdık yazdık olmadı döndük.Şöyle şöyle demiştik...

    Evet yaa, ben de sevdim Hayatımın Kadınısın'ı. Yıllardır bünyem çekmiyor TF'lerini. "Yemeyin ulan beni," diye isyanlara yazılıyorum gidersem eğer; eh n'oldu sonunda gitmeye gitmeye dostluğumuz bozuldu. Bu bana, yeniden başlamak (!) için iyi geldi. Allahtan konuşmalar da ekosuzdu, yani gitmeyişlerimin ana nedenlerinden biridir çünkü konuşmaları anlamamak. Sonra şirkette çocuklar sordular bana, "Eeeeee?" Dedim ki, "Eski günler gibiydi. Kadın hem anneydi hem eski orospuydu, anneliği orospuluğuna dahildi... Kızı orospu değildi ama ona da zorla yaptırılıyordu, kaderdi maderdi düşmüştü yani onun da payına. Anasına da, kızına hazırladığı hayat yolunda 'tasvip etmediği' ilişkisinin acısını çekmek kalmıştı. Evet her şey eskisi gibiydi.
    Adam bir içim su idi. Arıza derecede müşfik, duyarlıydı.
    Geçenlerde Derya Alabora'ya dedim ki, "Kız herkes kocana aşık..." Bu filmden önceydi hem de. Şimdi aşık sayısını katlamıştır Uğur Yücel eminim.
    İşte böyle Margotto, işte böyle canım benim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Aralık 2006 14:10  

  • Annoyacim,
    Kedi ozlemimiz had safhadaydi, pek iyi geldi yazin ve Kimsecik'in guzelim fotograflari.Kimsecik'i gidisindan oksarim, sevgiler.

    By Blogger Isil S., at 14 Aralık 2006 16:42  

  • Oyacan'cim,
    Ozlemiştim o terbiyesizi...İyi geldi resimlerini görmek yavrumun...

    By Blogger mine, at 14 Aralık 2006 18:59  

  • Ben ona en güzel önlüğü dikerim canım benim.Dolma da,harika ellerine sağlık.

    By Blogger ÇiLeK, at 14 Aralık 2006 20:48  

  • Bak güzel kızım Kimsecik, ablalar nasıl özlemişler seni. Tamam artık sana gündem yaratılacak, daha çok rol verilecek. Oğluşun ya kıskanırsa n'olacak?

    Şimdi Işıl için gıdın okşanacak. Oooooh benim canım, gıdısından ısırdığım güzelim benim. Tamam mı Işıl Abla'sı.

    Mine'sine kızılacak. Gel diye diye dilimizde tüy bitiyor da gelmiyor seni sevmeye. Özlesin varsın.

    Çilek Abla sana mutfak önlüğü dikecekmiş. On parmağında on marifet var bu kızın. Seni seviyoruz Çilek.

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Aralık 2006 21:26  

  • Susamın eve gelmesine sebeptir Kimsecik :))
    Bende merak ediyordum ne alemde Cancan ile Kimsecik diye. Cancan'dan da resim bekliyoruz Oya Hanım :) Oğluşu unutmayalım...İksininde pofuduk patilerinden ısıran,
    Ozge

    By Blogger Ozge, at 15 Aralık 2006 09:56  

  • Canım Kimsecik,
    Yastıkları kabarttım bekliyorum,bi tane de moher yumak ayarladım seversin diye :)

    Canım Oya,
    Yorumlarda ne sorun var acaba? Bu sabah yorumlar aldım, vardıysa da düzeldi sanırım.
    Hayatımın Kadınısın'a gelince,
    arıza derecede müşfik sözlerine katılıyorum ben de :) Tam o filmden çıktık eve geldim, televizyonda da Hırsız Polis başlamasın mı? Yaptım kahveyi geçtim başına. Uğur Yücel'i bir de orda seyrettim. Biz kendisine bayılıyoruz ailecek :) Derya Hanım'a da selamlar ederim, bir Şaşıfelek daha olsa da seyretsek derim zira onu da pek özledik!
    Seni de çok öperim canım komşum'

    By Anonymous Adsız, at 15 Aralık 2006 10:00  

  • Olmuyo Mırrrgot, olmuyo. Senin ve Handan ablamızın kapısını boşuna tırmalayıp duruyoz. "Non-secure yerlere giriyosun," diye uyarıyo bizi. "Pekimyaw, pekimuyaw," deyip kabul ediyoz. Yine de olmuyo, gelemiyozzzz.

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Aralık 2006 13:39  

  • Susam Kız'ı yeni gördüm Özge. Çok şeker çoook. Ne mutlu Kimsecik'e, sebep olmuş madem senin bu sevgiyi tatmana...

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Aralık 2006 13:45  

  • En buyuk cesareti sizden aldım Oya Hanım. Daha once hiç evde evcil hayvan ile yaşamamıştım. Ancak şimdi susamsiz bir hayat düşünemiyorum. Bir sürüde sokak kedim var artık düzenli olarak mama ve su takviyesi yaptıgım.


    Sevgiler,

    By Blogger Ozge, at 15 Aralık 2006 15:56  

  • Oya,

    Kabak dolmalari ne guzel duruyor. Tadi nasil oldu??

    Operim
    Pirtik

    By Blogger Pirtik Evli, Mutlu ve Issiz, at 15 Aralık 2006 16:58  

  • İşte ben hayvan sevmek buna diyorum sevgili Özge. Evindekinin rahatını düşündükçe dışarıdaki çaresizlere daha çok ilgi gösteriyor gerçek hayvanseverler. Süratle artıyoruz inşallah :~))

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Aralık 2006 17:04  

  • Sevgili Pırtık, tadı bildiğin gibi değil. Bol baharatlı, otlu bir zeytinyağlı iç yapmıştım, kavurarak. Zor olan kabağı incecik dilimlemek. Ama incelen, kopanları falan da üst üste koyarak hallediyorsun o işi. Fırında pişince de dağılmıyor. Dene bir, seveceksin. Ben de seni öpüyorum.

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Aralık 2006 17:10  

  • Merhabalar Oya Hanım, kediyi önlük ile görünce çocukluğum aklıma geldi..Kedilerime giysi diktiğimi hatırladım.Elbiselerini giydiklerinde ki yürüyüşleri hiç gözümün önünden gitmez.Gerçi kedilerin çoğu anne engeline takılırdı bizim evde ama babamın da katıldığı oylamada hep biz üstün gelirdik kedileri eve alma konusunda..Artık anne engeline takılmıyor kediler..Sokaktakilerin hepsi zor anlarında soluğu balkonumda alıyorlar.Yavrularını sütten kesen kedi bile çocuklarını toparlayıp bize getiriyor:) yani el insaf 4 çocuk onda iki tane bende nasıl baş edeceğim düşünmüyor yaramaz mısır..
    hasmutfak.com
    www.blogcu.com/mbemine
    www.blogcu.com/takinti

    By Blogger takıntı, at 16 Aralık 2006 01:02  

  • Bedava medava ama cok sevdim ben suslerinizi.
    Hele Kimsecik'in o muhtesem bakilsari, bittim inna Oya'cigim:))
    Annoyasi sen de dik guzelime bir tanecik onluk, seninki de pek yakismi ama boyuna uygunu daha hos olur degil mi:)

    By Blogger Hanife, at 16 Aralık 2006 07:21  

  • Ama ne şekerdir değil mi o halleri Takıntı'cığım. Annenin kuyruğu dik, yavrular süklüm püklüm arkada bir sabah ansızın geliverirler. Karşımdaki ahşap evin çatısında doğuran kız da yavruları tek tek sarmaşıklara tutuna tutuna indirip çıkarıyordu aşağı yukarı. Derken yavrular mama nerde, sarmaşıklar asansör olarak nasıl kullanılır öğreniverdiler de bitti kızın çilesi!
    ----------
    Evet ya Hanife, Kimsecik kızımın acayip mimikleri var. Ne düşündüğünü hemen anlarsın. Bir gün Cancan'a kızmış benimki, evde terör estiriyor, zavallı Cancan saklandığı yerden burnunu çıkaramıyor. Aradan saatler geçti, oğlumcum çıktı bir delikten yanımıza gelmek istedi. İnanmayacaksın ama odanın kapısından durup öyle bir bakış attı ki Kimsecik, Cancan'ım derhal geri dönüp saklanmaya devam etti. Ben de öyleyimdir. Arkadaşlarım "Sen konuşmasan da olur, anladık," derler.

    KEDİ MUHABBETİNE BAYILIYORUM. HİÇ SUSMAYACAKMIŞIM GİBİME GELİYOR~))

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Aralık 2006 09:22  

  • Ooooh çok şükür. Benim gibi teknogerzek bir kadın nasıl anlardı bunu be Handan? Ödüm patlıyor şu blogumun bilmediğim bir yerine elim değecek de her şeyim yok olacak diye... İşte Handan'ın açıklaması. Ben beta olana kadaaaar, daha kaç fırın ekmek yenecektir bilmem veya da bir melek tutup çeviriverecek beni betaya ama durun daha değil. Önce fikrine alışayım. Yahu bunamama bile fırsat vermeyecek bu teknoloji yaniiii... Müsaadenle Handan'cığım e-postanı açıklama mahiyetinde aşağı aldım, herkes görsün teknolojinin beni nasıl da derinden yaraladığını~((

    Canım Oya'cığım;
    Bu yorum hikâyesi bloggerı Google satın aldıktan sonra başladı sanırım çünkü accountları ''betablogger''a çevirmek için habire uyarılar geliyordu. Ben de sana yorum bırakamadım aynı nedenle, betabloogera dönüş yapmamış olduğun için... Bir de bu açıdan bak bakalım, kapitalizm interneti kapsamasa olmazdı ki zaten! Bu kadar kocaman bir pazar, bu kadar uçsuz bucaksız bir rant arenası, malûm... Biz iyiyiz, Ankara iyi, sizler de öyle olun hep e MI? Öpüyor, kucaklıyor, çok seviyoruz...

    Handan&Kedi çocuklar

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Aralık 2006 11:06  

  • Sevgili Oyacan, benim oglumun da var bir kedisi, shanti cok tatli. Alti haftalikti aldiklarinda simdi baya büyüdü. Kabak tarifinde cok özelmis, ellerine saglik. Bircok blogcu arkadasimi ziyarete gittim ama yorum yazamadim. Umarim burda basarili olurum.
    sevgiler Sonia...

    By Blogger Sonia, at 16 Aralık 2006 14:04  

  • Sonia'cığım geç ama güç olmadı tanışmamız. Az önce sana uğrayıp fikrimi de yazdım yeni etkinlik için. Kutluyorum seni, çok iyi olacak gibi bir his var içimde... Yorumlar beta olanlara gitmiyormuş veya tam tersi betalar bize gelmiyor. Dur bakalım kurtulacağız elbet bu tekno özürlü halimizden bir şekilde 8~(( Shanti'yi de öperiz ailece. Sevgiler...

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Aralık 2006 15:59  

Yorum Gönder

<< Home