Kedili Mutfaklar

Pazar, Ağustos 28, 2005

Akşam, yine akşam

Harika bir akşamdı. Mutfakta bir yandan ıvır kıvırımı hazırlıyor, diğer yandan ince ince rakımı yudumluyordum. Limon suyu, limon dilimleri, sarmısak ve dereotu ile salamurada yatan minik çengellerim muhteşem turşulaştılar. Buzdolabında. Kıtır kıtır. Üçlü tabağın sağında görülen de geçen yıldan kalan kuru biberlerin turşuya dönüşmüş hali. Biberler Amasya'dan. Her allahın günü benim ve Kimsecik'le Cancan'ın bıkmadan usanmadan arkamızı toplayan sevgili Şemşi'min memleketinden geliyor. Minik parçalara doğranıp kurutulmuş oluyorlar. Bütün kış kullan kullan bitmiyor ve böyle muhteşem bir mezeye dönüşüveriyor sonunda. İçinde bir miktar da baharatçılarda satılan minik kuru sebzeciklerden var. Haarika. Yeşil olan maydanoz; yani maydanozun zeytinyağı ve sarmısakla bızzzt hali. Sarmısakseverlere ilahi bir lezzet, her yere maydanoz olabilecek kadar da lezzetli bir sos. Turuncu olan domatesli tarator. Bamyalarım artık herkesçe malum. Gelelim peynir tabağımıza..

Bu kadar ekşiler, acılar, adamın dilini damağını zıplatan tatların yanı sıra kara üzümlerle peynirler. Yine de vazgeçmeyip tat arttırımından, dil peyniri üzerine enine kırmızı biber, boyuna kekik serpmeler. Skoç bir görüntü yani. Otlu keçi peyniri çok lezzetli.

Başkaca ne vardı derseniz, ki dersiniz, yine yeni bir keşifti, pırasalı börekti. Sızmada öldürülen ince kıyım pırasalara tam kuru üzüm katılacakti ki, gözüm buzdolabındaki çavuşlara kaydı. Çavuşlar da Tokat'tan. O da bizim İsmail'in memleketi oluyor, kendisine aportman görevlisi lakabını uygun bulan, bal gibi bildiğimiz sevgili kapıcımız İsmail yani. Koca bir salkım çavuşun suyu sıkıldı tel süzgeçten, katıldı anlayacağınız pırasalara, ilavesi az tuz ve taze öğütülen karabiber. Bir yufka altta, arada pırasa, bir de üstte yufka. Tepsinin altı yağlanmış yine sızmayla tabii, böreğin üstü de. Ve de, ve deeee tarçın ve köri karışımı serpiştirmeler yine böreğin üzerine.

Artık elaleme rezil olmayalım diye o anda fotoğraflayamadım böreğimi, gelelim şimdi bu sabaha. Benim brunch halime. Çook eskilerde bacaklı bacaklı keserek yağda cozzz diye ahtapot şeklinde kızarttığımız sosisler vardı hani? Var mı hatırlayan? İşte aklımda onlar vardı bu sabah. Her Pazar sabahı kahvaltısı kendi kısmetiyle geliyor aslında; uyanırken tarif edilen, yataktan çıkılmadan tabak kurgusu yapılan ve de sersem sepet Pazar günü dolaşmaları gerçekleştirilirken ev içinde, bir yandan da hazırlanan. Ben ahtapotlarımı bol sivri ve bol cherry sosunda yaptım bu sabah, cozzzlatarak değil. Yanında dün akşamın üçlü tabağından artan soslar da vardı, tepsiden artan bir dilim boreka dö pırasa da. Buzzzz haliyle bir de bira. Evet, sabah sabah, ya da öğleye yakın bir sabah.

Akşam, yine akşam. E yok artık. Yemek memek yok.

3 Comments:

  • ben de tam hepsini bir öğünde mi yedin diyecektim. hani öyleyse adet sizin evde, ben gelmiyim. gerçi ben de bu akşam gözü dönmüş bir şekilde makarna yaptım kendime ya (beğenmedim ama, pastavilla mı neyin markanın güya yumurtalı yassı makarnası, pöfff kötü yumurta kokuyor, bir de kullanılan yumurta tozuymuş! anlaşıldı. ama ingilizcesinde 'egg and water' diyor. Anlamadım ben. Biz mi salağız İngilizler mi?)

    By Blogger Mutfakta Zen, at 28 Ağustos 2005 20:19  

  • Tijen'cim, makarna alışkanlığımı Barilla ile sürdürüyorum. Memnunum valla. Arada o ithalleri falan da oluyor değişik modellerde yani! Tavsiyemdir, şaşma...

    Dün akşamın yemeğinde başka şeyler de vardı, girmeye çekindik yani blog'a, aynen siz gibi yorum verecek veya vermeyip düşünecek olanlardan utanaraktan. Mesela geçen gün eski köfte yazımı girmiştim ya, esin kaynağı yine ben olaraktan o yazlık köftemi de yaptım. Pek bir yendi yani:-)) Hele kırmızı hoşurt biberli (sahi ne o kırmızı çarlistonvari biberlerin adı?) patlıcan salatam... Bla bla bla...

    By Blogger Oya Kayacan, at 28 Ağustos 2005 21:14  

  • İki adet e-posta geldi, soslarımdan memnun kalan ama neyle yeneceğini soran! O üçlü tabağın hazırlanmasının nedeni, o gün için, ana yemek olan cızbız köftelerdi. Yazıya girmemek hata oldu tabii. Hani köftecilerde acı soslar, biber turşuları falan oluyor ya; o havayı vermekti maksadım köfte yemelere!!! Yoksa meze diye gitmedi yani masaya o tabak. Affola... Maydanoz sosu patates salatası ile de harika oluyor. Domatesli taratoru patlıcan biber kızartması ile kullanmıştım hani. Daha çoook yer bulunur canım, yeter ki lezzetli sos olsun elimizde.

    By Blogger Oya Kayacan, at 30 Ağustos 2005 10:32  

Yorum Gönder

<< Home