Kedili Mutfaklar

Cuma, Eylül 09, 2005

Ham elmayı kopardılar dalından



(İki minik var ya, onlara yolda rasgeldim bugün. Bahçemizin değiller yani...)

Neler ettim onlara...

Bizim bahçede bir elma ağacı. Bu yıl çıldırmış hallerde. Şimdiden eksiltmezsem biraz meyvelerini, Kasım’da toplanması gereken günlere kadar, boyun eğdirecek ağacımıza. Günlerdir aklımda bu. Ne yapsam, neeee? Sonra ham elmalara senaryolar yazmalar, karar almalar... Bu akşam eve döner dönmez ilk iş bahçeye çıkmışım sonuç itibariyle, aklımda votkalamalar, turşulamalar! Farkında değilmişim gibi yapıyorum size ama farkındalığım diz boyu. Yedim sizi ham elmalar!

Bizim ‘aportman görevlisi’ İsmail bahçe sulamakta. Bana fena bakıyor, çünkü elma toplama zamanı değil, haddimi bilmiyorum, ham ham topluyorum. Yani üstüne üstlük bir de hesap verme durumunda kalıyorum. “Bak İsmail, günlerdir yatıp kalkıp bu elmaların ham hallerini n’aapabilirim diye düşünüyorum. Düşüncelerimin final dersanesinden bu gece mezun oldum... Mutfakta ham elma kullanımı üniversitesine yazılmaya hakkım var artık...” İsmail benim bu hallerime halâ alışacak inşallah. Neyse fazla üstelemedi. Parayı verdik, gitti votka şişeleriyle döndü. Farkındayız yani evcek ve de bloglarcak, bu yıl votkaduş votkabanyo vaziyetleri bu mekanda. Aromatik vodkalar (lutfen votka ve vodka yazılımlarına dikkat) pahalı mı diye yani Oya, yapıyorsun bütün bu atraksiyonları? Peki bunca votka konsomasyonunu (tüketiimini!) kim yapacak? Boooo? (Boooo?, İtalyanca bilmem demektir!)

Derken dört elmayı yıkadım. Daha küçücük onlar, nasıl da sevimli? Tadı, gerçekten ben gibi ham meyve severlere muhteşem üstelik. Şimdi onlar votkaya yatacaklar. Yatacaklar da önce başlarına neler gelecek?

İki tanesine elimde kürdanlarla oyuklar aça aça , açtığım oyuklara da sakızlar yerleştire yerleştire kendimce muhteşem bir olay yarattım. Sonra kavanoza girdiler, açıktan bir kaç ufak parça sakız daha atıldı kavanoza. Votkaya basıldılar. Bekleyip göreceğiz, demek bile istemiyorum. Nefffiiiis olacak, işte o kadar.

İki tane daha, onlar da kurtulamadılar bu akşam elimden, karanfillerle tarçın kabuklarıyla donatıldılar, onlar da yattılar votkaya. Yatar ama uyumaz bunlar, çook uyanıktırlar çoook. Bir haftaya kalmaz öyle bir tat çıkarırlar ki ortaya, dudak mudak uçuklattırırlar.

Bunca votkalama halleri yarattık, lakin en ennn ipucumu daha vermemiştim. İster bol şekerli likörlerimde olsun, ister şekersiz aromatik votka çeşitlerimde, ağır, keskin, yoğun yapımları tercih ediyorum. Sonra inceltmek kolay, daha votka, bol buz, arzu edilen meyve suyu katıştırmalar, filaaan falaaaan... Tamam mı?

Tamam... Turşulamalar demiştik... Yarın... Belki...

Belki değil oldu bile...

Sabah oldu... Koş koş mutfağa Oya, bir de ne gör? O karanfilli tarçınlı elmalar bir salmış rengini votkaya, bir güzel... Dayanama yudumla tabii. Sabah sabah, bak seeeen! Haydi bir yudum da sakızlısından. Harika. Deli ol tabii sevincinden. O keyifle az bir turşu da yapalım hemen kalan elmalarımızdan. Ağzıma göre deniz tuzu, bir baş sarmısak dişleri çatlatılacak, iki limon birinin yarısı dilimlenecek, iki karanfil, bir tutam dereotu, su... Elmalar kabuklu ve sekiz dilime bölündü. Yoluma çıkan bir yaban ağaçtan kopardığım üç minik elma da bütün halleriyle girdiler kavanoza. Oldu işte. Elma sirkesi kullanarak bir kavanoz daha yapmaya karar verdim. Elmaya elma mantığı ne sonuç verecek görmek için. Nasıl olsa ağaç bizim...

16 Comments:

  • Sakızlı elmalarıma ilk yorum benden. Bu sakızlar bildiğimiz sakız hallerinde değil. Larnaka asıllı ve de çubuk çubuk yapılıp beyaz kağıtlara sarılmış. Bu olayı da fotoğraflamalı. Pazar kahvaltımın da Larnaka asıllı olacağı müjdesini vereyim. Pazar kahvaltımızda sakıza da yer olsun dileyelim...

    By Blogger Oya Kayacan, at 9 Eylül 2005 21:36  

  • Ben cok merak ettim simid bu votkalari. Yapsam desem bir iki kucuk sorunum var:)) Larnaka sakizini nereden bulacagim?
    Hadi sakizi bulduk diyelim ham elma yerine olgun olsa olmaz mi?
    Esimin son sarap yapma denemesinden sonra ilk kez bu konu uzerine yogunlasiyorum. O zamanlar gunlerce elma ve uzun suyu icer olmustuk, hevesi erkenden gecince...
    Sonucu cok merak ediyorum..

    By Blogger Hanife, at 10 Eylül 2005 06:15  

  • Sabah sabah ilk işim ikisinden de birer kaşık tatmak oldu. Bommmm, acayip iyi lezzetler salmış bunlar. Daha da salacaklarına bakalım... Hanife'cim, tabii yap olgun elmalardan. Daha tatlı olacak yalnız. Sakızlısı da varsın bildiğimiz sakız olsun. Zaten dikkat edersen yazının içinde o sakızdır bu sakızdır diye hiç karıştırmadım. Önemli olan uyumlu, keyifli lezzetler yakalamak. Ben de kavanozun dibine iki üç parça Çeşme sakızımdan attım zaten. Bu Larnaka'nın tadına pek güvenemedim. Daha çok çiğnenmek için hazırlanıp paketlenmiş sanki. Yani bizim muhallebi, cookie gibi döverek kullandığımız hallere pek gelmez, yumuşak. Zaten ben de seneye bunları bulamayacağıma göre, bizim sakızlardan yapacağım.

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Eylül 2005 09:33  

  • oyaciim ümit ve ben adanin bol çocuklu internet kafesinden selam yolluyoruz, fatma'yi yolcu ettik. öpüyoruz.
    tijen

    By Blogger Mutfakta Zen, at 10 Eylül 2005 15:25  

  • Oya'cim,
    Elmalar cok hos gorunuyorlar,acep ben de mi yapsam ne?
    Olmamis elma bulmak kolay...
    Sakiz da var...Eeeee...
    Bir tek kaliyor helva yapmak di mi?

    By Blogger mine, at 10 Eylül 2005 15:49  

  • O güzelim adada son saatlerini internet cafe'de geçirmesene bre Tijen... Ne şekerdiniz kimbilir, ne keyifler yaptınız? Donunce bir ballandır artık bize de ağzımın suyu aksın...

    Mine'cim tabii yap, hemen yap. Minik shot bardaklarını da dondurucuya koy, hazırlasınlar orada kendilerini o muhteşem güne.

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Eylül 2005 15:59  

  • yok yahu hepsini orda geçirmedik.. ümit de gidecekti, gittik. sonra da ada kafe'de zoho salatasi, yogurtlu gelincik, biber dolma ve sardalya yedik ve de kostur kostur geçirdi ümit beni vapura..
    ay ben gelip içiceeem onlardan. ne zaman olurlar?
    Tijen

    By Blogger Mutfakta Zen, at 10 Eylül 2005 21:05  

  • Bunlar aceleci çıktı, iki gündür de zabbah zabbah teebe teeeebe:-) tatlarına baktırıyorlar bana utanmadan... Oldular bile sanki... Buyrun bakalım...

    By Blogger Oya Kayacan, at 11 Eylül 2005 10:26  

  • Sevgili Oya merhaba,
    Niğde'deki elma bahçesinden bu selam..Bu gün turşusunu kurmuştum ham elmaların.Ağaçların altına düşen ve bana "Ah ne yapsam" dedirten elmalarıma çare geldi senden..Çok yaşa, iyi yaşa..
    Sevgiler

    By Blogger Pınar, at 11 Eylül 2005 20:46  

  • Elmayi Egirdir den yiyeceksiniz! Sulu "bodur elma"yi da Egirdir Golune bakan dagin eteginden.

    By Blogger yuvakuran, at 12 Eylül 2005 06:37  

  • Pınar'ın elmalarını yerlerden kurtardık, sofralara çıkarıyoruz, ne mutlu bana. Afiyet olsun Pınar'cım. Daha da varsa, ki vardır, (bizim bir ağaççık bile nelere kadir bu yıl) marmelat da yap bol bol. Karanfil ve tarçınını da unutma. Bayılırım.

    Haluk, doğru diyorsun. Eğirdir de muhteşem bir elma bahçesi olan Dilek arkadaşımızdan her yıl çok özenli ambalajlarıyla iki kasa gelir, biri sarı diğeri kırmızı. Bütün aile bölüşür yeriz afiyetle.

    By Blogger Oya Kayacan, at 12 Eylül 2005 08:33  

  • Oya hanım Kızım,

    Biiir o kahvaltıdan bende isterim
    İkiii votkalarında tadına bakmalıyım.

    Anlaşıldı dimi?

    By Blogger güven, at 12 Eylül 2005 12:32  

  • O zaman iş teşriflerinize kalıyor... Şööyle kahvaltıdan başlayıp uzatmalı bir gün geçireceksin burada sevgili Güven... Oya hanım kızın bekliyor!

    By Blogger Oya Kayacan, at 12 Eylül 2005 15:39  

  • Oya'cığım,

    18 Eylül pazar sabahı evde isen, ve deeee bir manin (!) yoksa saat onbir sularında aç olarak sana gelmeyi planlıyorum.

    By Blogger güven, at 15 Eylül 2005 13:02  

  • Beklemekteyim Güven'cim... Pek memnun oldum, pek.

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Eylül 2005 21:57  

  • tum likorler; denemeler bastan cikarici bazilari dusunup malzemeyi bulamadigimdan yapamadiklarim ama yer yerinden oynamis valla harikalar...

    By Blogger beste, at 16 Ekim 2009 11:36  

Yorum Gönder

<< Home