Kedili Mutfaklar

Çarşamba, Mart 22, 2006

Beylerbeyi, İsmail, istavrit

Balıkçı İsmail'e uğramak adetim vardır. Beylerbeyi İskele Meydanı'na özel giderim. Balık ve balıkçılıkla ilgili görgü, bilgi dağarcığıma bir iki haber salar mutlaka İsmail. Haberler arası iki çay içeriz karşılıklı. O ısmarlar, ben memnun memnun ağzımı kulaklarıma vardırırım. Zaten bizim Salacak sahilinden bir, Balıkçı İsmail'den iki alıyorsam eğer, Boğaz balıkları en bayat halleriyle olsa olsa birkaç saatliktir. Gönlüm şen, içim rahat olur yani ev yolunda.

Fırında istavrit severim. Mısır unu içine baharatlarımı katarım tabii, bularım bir güzel balıklarımı. Defne yaprağı kırıklarıyla birlikte pek hoş kızarırlar fırında. Yeme de yanında yat olurlar.

Kötü tarafı kılçıklarının yenmeyişidir. Yok ille de kılçık yemem gerekiyorsa kızartmak gerek bu balıkları değil mi? Ben de kızartma işine pek sıcak mı bakmıyorum? Eh o zaman yol uzayacak biraz, doğru Suna Abla'ya gidilecek. O da Kandilli İskele Meydanı'nda malûm. Ellerimle girişip, kafa kılçık çıtırdatacağım istavritlerimi ağzımda. Yanında da mükemmel bir çoban salata, bol soğanlı.

Bizim sahil böyle, dolaşıyoruz o iskele senin bu iskele benim.

Bir de barınaklarımız var. Balıkçı barınaklarımız.

Ben onları da dolaşırım.

Çaya giderim.

Kedilerini köpeklerini sevmeye giderim.

13 Comments:

  • Oyaaa Suna abla benim pederimin de en sevdigi yer eve yakin diye, yemek guzel diye falan ama ben ayni seyi soyleyemeyecegim cunku:

    1) Oyle gunah eder gibi gizli sakli icmelere gelemiyorum ben, ne bu boyle, rakimin rengini gormeden tas gibi cirkin bardaklarda iceyim?

    2) Ablam her gittigimizde o rakilardan zehirleniyor, bir bas agrisi, bir fenaliktir gidiyor. Supheleniyoruz acikcasi.

    Yoksa sahane yer, diyecek sozum yok, diyorum ki sen bu rakida kalite tutmamasi durumuna el atsan?

    By Blogger Deniz, at 22 Mart 2006 10:06  

  • siz boyle yazinca insan bogazi ve baligi ozluyor tabi,klise filan umurumda degil,simit,balik bogaz ozlenen uclu, e yok ki Londrada ,neyse az kaldi istavritciklere kavusmaya..

    By Blogger Nes london-ist, at 22 Mart 2006 14:46  

  • Benim yaptığımı yap Deniz'ciğim. Rakını sek iç, bir kaseye de buz doldurtup havuz niyetine içine koy bardağını. Su bardağını da dikkat çekmemesi için masanın uzak bir köşesine ittir:)) Benim zaten belirgin bir rakı içme adabım yok ayıptır söylemesi. Yerine göre zula şişeden bile olsa içerim yani. Uyumlu kadınım!

    Bu ne demek diyenlere not: Suna Abla cami kenarında konuşlandığı için içki yasağımız var da...

    Rakıda kaliteye gelince, ben içtim mi çiçek gibiyim vallahi. Ablanın yanında içenlere de birşeycikler olmuyorsa eğer, ablanı bir muayene ettirsek diyorum!!

    Ha gayret Nesss, madem az kalmış. Boğaz da balık da simit de seni bekliyor. Kim tutar bu dörtlüyü...

    By Blogger Oya Kayacan, at 22 Mart 2006 15:23  

  • darisi basima mis gibi bogaz ve balik kokularini icime cekmede..biz de balik yiyceksek eger ille de beylerbeyine gideriz,adini hatirlamiyorum,iciki icilmeyen restorana,plastik masali,sandalyeli..senelerdir esn sevdigimiz balik restoranidir orasi..cok ozledim cok...sevgimle..

    By Blogger sibella, at 22 Mart 2006 17:36  

  • Bu baliklarin altina bir de sogan ve kereviz hmmmm.

    Simdi markete mi gitsem, ama alamam ki oralardaki baligin lezzetini. Ah nerede bulurum ben buralarda Istanbul'daki balikcilari.

    oburkedi

    By Blogger editor, at 23 Mart 2006 01:39  

  • Annoyacığım, bu istavritin tam karnında diken gibi korkunç bir şey var. Her sefer ayıklarken unutuyorum ve elime batıyor. Yoksa istavritin lezzetine sözüm yok. Ben hep tavasını yedim şimdiye dek, senin taktiği de deneyeyim bakalım.

    By Blogger Burcu, at 23 Mart 2006 11:52  

  • Rakısız balık da olmaz ki sevgili Sibel, ancak inançlarından kaynaklanıyorsa bir şey diyemem. Beylerbeyi İskele Meydanı'nda da içki zaten daha bir kaç yıldır rahatladı.

    Editörü editlesem, desem ki; unlu balıkların altına soğan kereviz falan koyduk mu su koyverir, çıtırdak olmazlar. Soğan ve kereviz saplarının üstüne unsuz balıkları yatır, enfes olur. İstavritte de denemeli bakalım.

    Üzmeyin beni be gurbet çocuklaları... Her Boğaz + balık ilişkim yüreğimi burkuyor siz olmadan yenince...

    Ah Burcu'cuğum yazık sanaaaa. Benim balıkçılar ayıklıyorlar balıklarımı. Tanımıyorum yani senin elini uf yapan dikeni. Kızmaz mıyım ona şimdi tanışırsam bir gün?

    By Blogger Oya Kayacan, at 23 Mart 2006 13:56  

  • Sağol Annoyam, sen bitanesin:)

    By Blogger Burcu, at 24 Mart 2006 15:20  

  • Askolsun Annoya'm,
    O fotograf oraya konulmus ki, benim icim gitti. Valla olmadi, istavriti burada yedigim hic bir balik tutmuyor, ne diyeyim, afiyetler olsun:)
    Kilciklari senin bidiklar yemez mi?

    (Yazim bir tuhaf oldu, siir gibi, ama baska turlu olmadi, denememe ragmen )

    By Blogger Hanife, at 24 Mart 2006 15:37  

  • aa simdi normal yazilmis gozukuyor ama:)

    By Blogger Hanife, at 24 Mart 2006 15:38  

  • Ah Hanife aaahhh, benim bıdıklar değil istavrit kılçığını, istavritin kendisini de pek yemezler... Varsa yoksa beyaz etli balıklar, löp löp.

    By Blogger Oya Kayacan, at 26 Mart 2006 19:31  

  • o tasa buz koyup rakı içmenin meğer yıllardır bi adabı varmış.bi arkadaşım getirdi.g.antepte üretilen bakır bir tas içinde bir oyuk var.içine su koyup buzluğa sonra sofrada rakı kadehi içindeki oyuğa konuyor.rakıcılar için süper bişi.adınada ehl-i keyif deniyormuş.tavsiye ederim.öf be olsada şimdi....

    By Blogger cenkcem, at 18 Nisan 2007 15:38  

  • hem artık tezgahtanda balık alamıyoruz.olta balığını tattık ya her hafta sonu bebek çamlıbahçede alıyoruz soluğu.ha babam çalış. akşama doğru bi bakarsın 4 kilo olmuş livarda oynayan istavritler. komşularda eve dönüşte yol gözler oldu.tabaklar içtimada nerde bizim istihkak.

    By Blogger cenkcem, at 18 Nisan 2007 15:47  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home