Kedili Mutfaklar

Salı, Mart 14, 2006

Tahinli çıtır


Aklım hep insanların ağızlarını aramakta. Yoksa sabah sabah veya akşam akşam her neyse, yüzmeye gittiği havuzda selam verdiği her kadına ne demeye, "Nerelisin ne yer ne içersin?" diye sorar ki insan? O sabah, o hanımefendi zarifçe İstanbullu olduğunu belirttiğinde ne demeye üzülür ki? "İş çıkmaz," der bundan, "ne bilir ki benden fazla?"

“Öööle demeeee,” der sonra da kendi kendine, “sıkıştır bakalım.”

Günaydınlardan iki motif fazlasını ördüğümüz ahbaplığımızdan çıkan tarif bu işte. O da, bir İstanbullu ahbap sofrasına gitmişmiş. Davet ahçılı uşaklı bir villada imiş. Villalı hanım İstanbullu ama hizmetkârlar namütenahi her yöreden. Havuz ahbabım ne bilsin başına kara bulut gibi çökeceğimi, tatlısını yemiş yöresini sormamış tabii. Neyse ben yaparım, beraber yeriz. Bir bilen de vardır belki nerelerde yapılır bu çıtır tatlı, bize yazar öğreniriz.

Bir yufka deniyor ama kimbilir elde açılmış ne biçim bir yufkadır o? Bana göre hazır bir yufka demek oluyor sadece. Bizim mahallenin yufkacısı zaten bildiğim en iyi yufkacıdır. Tazeciktir yufkaları ki sanki ipek, inceciktir ki sanki şeffaf. Ondan alınır. İkiye katlanır ve yarım yuvarlak olur. “Tahin pek pek bol sürülür üzerine,” demişti hanımefendi. Ben 300 gramlık Koska kavanozunu iki yufkaya paylaştırdım. Birer bardak iri kıyılmış ceviz ve tozşeker, biraz da tarçın serpilirmiş. Ölçmedim. Ceviz ve fındığı birlikte kıydım, bolca koydum işte. Şekeri de öyle göz kararı serpiştirerek ayarladım. Tarçın da, az.


Yuvarlak uç düz uca doğru katlandı. İki kenar ortada bitiştirildi. Sonra da boyuna ikiye katladım. Yağlanmış tepsiye yerleştirdim. Üzerine yumurta sarısı sürülüyor ve de yarım muskalar halinde kesiliyor sonra. Siz isterseniz tam muska yapın, fazla büyük olmasınlar dedim ben. İlle de 160 derece olan fırında, kıtır da çıtır olana kadar bırakıyoruz sonra.

Ben üstüne susam boca ettim. Bol bol. Kızarmış susama bayılırım. Hem de ikilemiş olduk susam lezzetlerini aynı tatlının içinde.
Hani baklavaya falan para vereceğinize.

8 Comments:

  • Vallahi çılgınsınız siz, tanışır tanışmaz nasıl kopardınız tarifi, bravo. Selam sabahtan, havalardan sulardan sonra konu nasıl davetin verildiği villaya, aşçılara maşçılara geldi aklım almadı benim. Hayır kimle sohbet edileceğini de baştan iyi ayarlamışsınız, çıka çıka kıytırık bir tarif de çıkabilirdi.
    Sevgiler.

    By Blogger cakiltasi, at 15 Mart 2006 10:05  

  • Çok güzel olur çook! Nereye ait bilmiyorum ama ben de yapıp yazmıştım blogda, "tahinli çörek" diye. Sıcacıkken çayla yemesi pek nefis olur, kahvaltıda mesela.. Elinize sağlık, afiyetler olsun:)

    By Blogger Sibel, at 15 Mart 2006 12:49  

  • offff

    By Blogger hera, at 15 Mart 2006 15:11  

  • Oyaaaaa,
    İlk defa benim önceden bildiğim bir reçete ile karşılaştım..
    Ben bunu yazın öğrendiydim Tuzla'da hep yapıyordum.Aaaa iyi hatırlattın kardeş yine yapalım bakalım...

    By Blogger mine, at 15 Mart 2006 19:20  

  • Böyle de güzel olur mu ? senin elinden geçen her şey ,muhteşem bir lezzete dönüşüyor.Ellerin dert görmesin.İyi varsın.
    Yaptıklarının bir de kalorisi az olsa .

    By Blogger ipek [mail adresimden ulaşın], at 15 Mart 2006 23:13  

  • Oya Selam,
    Deniz'in bloğuna yazdığın yorumu okurken seni özlediğimi fark ettim. İnsan tanımadığı birini de özleyebilir olabilir böyle şeyler.. Tahinli çıtırlarına bayıldım. Neyse işte selam sarkıtayım dedim sepetle :)

    By Blogger Margot, at 16 Mart 2006 18:06  

  • İncir Çekirdeği'ni doldurarak başlıyorum. Çılgınlıktan değil be canım. Sen röportajcı nedir, kimdir bilir misin? Karşısına aldığı insana istediği her konuyu anlattırabilen, söylettirebilen insandır. Bu kaybolmamış olan gazeteci melekem yani.

    Pişti olduk Sibel'ciğim, ben biliyorsun pek uygulamacı tarifçilerden değilim. Hem de çay sofrası kurmaca alışkanlıklarından tamamen yoksunum. Duyunca mal bulmuş gibi yazdım işte. Mine de biliyormuş bak. Ve fakat çok lezzetli yahu!!! Tatlı gibi yemek üstü ikramı da olabilir hem de. Yaptın mı yeniden Minesi?

    Evet 'offf' Hera. Ben ettim sen etme. Çok yediriyor. Ve de sevgili İpek, sen de etme! Evinizdeki bütün o planlı programlı diyet harekatının sonu olur vallahi.

    Margooot, ben de seni özlemişim üstelik, yalanım yok. Son zamanlarım sıkışık ve bitişik nizam yaşanıyor, nedenini biliyorum ama söylemem. Neyse işte ondan, uzun saldırılar düzenleyemiyorum blogcu kardeşlerime. Gün içine 'blog harekatı saati' ekleyeceğim yine yakında. Yazıların ballı ki anlatamam. Kitap diyorum başka bir şey demiyorum.

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Mart 2006 10:01  

  • By Anonymous Adsız, at 7 Mart 2007 00:48  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home