Kedili Mutfaklar

Perşembe, Mayıs 18, 2006

Kedimler

İhmal ediyor bizi. Her sabah uyandığımızda diyoruz ki, "Annoya okurlarımız, seyircilerimiz bizi merak etmiştir. Hadisene, bizi de girsene..." Bu ara iki ayaklı sülalemize taktı. Varsa yoksa başta ninemiz Selma olmak üzere, diğer oyuncularla götürüyor blogumuzu. Artık isyanlar da duyulmaya başladı. Merak edilmeye başlandık. ...ve de işte geldik, huzurlarınızdayız. Yukarıda Annoya'nın çok sevdiği bir uyku pozum var. Nasılım? Altımdaki örtü, ninemiz Selma'nın gençliğinde Halep'ten alınmış. Aslında sofra örtüsü ama biz koltukların üzerine atıyoruz. Nasıl diyorlar, howww rowww falan gibi. Köpek havlar gibi yani, 'throw, throooow'.

Ben Annoya banyoya girdiğinde de hiç eksik kalmam, hemen girerim arkasından. Yıkanırken mutlaka seyrederim. Başka şeyler yaptığında çıkar sırtında otururum. O sırada oğlum Cancan da anneannesinin ayakları arasından sekiz çizer. Mütemadiyen sekiz çizer! Annoya bazı kuyruğunu tutar, bırakmaz. Cancan hiç kızmaz, azıcık bekler, kuyruk serbest kalınca sekize devam. Halbuki ben... Yani kuyruğumu tuttuğu anda çakarım tırmığı, hiç bakmam. Arkamdaki tablo sevgili Gül Derman* Abla'mızın ('87 Sıcaklıkta 8/15 ) Annoya'ya hediyesi. Gül Abla'yı ve sevgili kocası Uğur** Abi'mizi berbat bir trafik kazasında kaybettik. Hep üzülürüz, çok üzülürüz.

Kuru kuru şeyleri koydu önüme yine. Ama hakkını yememek lâzım. Akşam oldu mu etten balıktan mutlaka alırım nasibimi az da olsa. Hele hele tazecik dil peynirini o yukarıdan tutarken, ben de yerden kapmaya çalışırken... Off çok eğlenirim çok. Gündüz de bunlarla idare ediyoruz işte. Haa, artık karınca mevsimi geldi. Bizim mamalar iki günden beri yine masa üstünde servis ediliyor.

Ayakta uyumuyorum. Ben fotoğraf makinesinin çıtına, flaşına falan hiç dayanamıyorum da ondan, neredeyse her fotoğrafımda uyur gibi çıkıyorum. Annem Kimsecik cin gibidir. Doğuştan artist mübarek. Annoya'nın istediği her pozu verir. Gül dersin güler, ağla dersin ağlar. Geçenlerde beni dövdü. Gittim arka odalarda saklandım bir süre, hiç gözüne gözükmedim. Derken sıkıldım, artık unutmuştur yaramazlığımı çıkayım ortaya dedim ama unutmak da ne kelime? Bir çattı kaşlarını ben ön tarafa gelir gelmez. Bir sinirlendi. Çareyi yine arkaya kaçıp yatağın içine girmekte buldum. Annoya'nın arkadaşı, "Ben kaşlarını çatan kedi ilk defa görüyorum," dedi. Diyorum ya, artist o.

* http://www.tog.org.tr/abs/templates/bos_sayfa.asp?articleid=342&zoneid=60
** http://www.tog.org.tr/abs/templates/bos_sayfa.asp?articleid=343&zoneid=60

8 Comments:

  • Sahiden özlemistik, süperler!
    Karıncalar bizimkinin mamasina da üsüsüyor, masadan servis iyi fikirmis, aklima gelmemisti. Tesekküler ;)

    By Blogger Isil S., at 18 Mayıs 2006 12:50  

  • İnsanoğlu marifeti ile bir güzelim mayıs günleri nasıl da kasvet havasına sokuluyorsa, şu kediler yine beni benden aldılar! Nasıl da terapi gibi geldiler... Nasılda gergindim...Pamuk gibi oluverdim onları görünce... sağolun varolun Kimsecik ve oğluşu Cancan! Tanrı size Anoya ile birlikte güzellikler versin!

    By Blogger esintiler..., at 18 Mayıs 2006 13:26  

  • Bayılıyorum ben bunlara Oya ablacığım :)

    By Blogger azna, at 18 Mayıs 2006 17:21  

  • işteee en sonundaaaa mutfağın sahiplerii ortaya çıktı sayın seyircilerrrr :))) . her sayfada çilek dolu . her sayfa kıpkırmızı çilek ,,, esas çilekler burdaaaaaaaaa :))))) yerim ben onların patilerini
    bi kedi sahibi olarak ; bizi çok şanslı görüyorum çünkü kedi ile yaşamak duygusunu tadıyoruz . bu öyle güzel bikeyif ki anlatılmaz , sadece yaşanır
    en kötü anlarımda bile ,yerde yatıp göbeğini açıp şımarmasıyla beni kahkahalara boğuyor . insan dışındaki başka bi canlıyı sevebilmek , ona kalbini açmak ;insanın kendine olan saygısınıda arttırıyor
    kısacası iyi ki varlar
    bişey sorucam . ikisi kavga ediyor mu hiç ? benim ki o kadar uyumsuz ki , kıskançççç bi kız :))))

    By Blogger vintage biscuit, at 18 Mayıs 2006 22:29  

  • hah soyle...
    site asil sahiplerine dondu :)
    ana- ogul ne de guzel poz vermisler...

    By Blogger sumuklubocek, at 19 Mayıs 2006 01:54  

  • Meğer ne çok özlenmişiz. Annoya'yı devamlı taciz edin çocuklar, hep biz hep biz olalım burada. Bizi desteklediğiniz için mutluyuz mırmırız hopidi hopidiyiz...

    Evet büsküüü ablacım, ben de çok kavgacıyım. Eve kendimden başka kedi sokmayınca Annoya da bana koca buldu ve doğurttu. Bir tek yavrum oldu. Annoya bize şarkı bile yazdı besteledi:

    "Kimseciktir onun adı,Cancan bebek tek evladı, Kimsecik Kimsecik bir tanem benim..."

    Bestesi de çok güzeldir, uzun uzun söyler Annoya bunu.

    Haa kavga diyorsun, evet ben oğlumu döverim ara sıra. Bazı yaramazlıklar yapar o, yahut bana öyle gelir. Yer dayağı. O bana hiç pati kaldırmadı ama bunca yıldır.

    Sonra da öpüşür barışırız. Önce Cancan gelir uzatır burnunu, ben de affeder uzatırım burnumu.

    Bizsiz olmaz, kedi her evin ilacıdır. Kedi giren eve doktor girmez. Biz de hepinizi seviyoruz...

    By Blogger Oya Kayacan, at 19 Mayıs 2006 10:26  

  • Ben de cok ozlemisim, uzun uzun seyrettim guzelleri, hele banyodaki fotografa bittim, canlarim, cok sirinler, nasil elimi uzatip sevesim geldi:)

    By Blogger Hanife, at 19 Mayıs 2006 20:45  

  • Ne kadar güzeller :) Menüde sebze ve kuru mama... Biz böyle derdik annemle, sebze yani. Mustimiz canimiz kedimiz için annem buğday çimlendirirdi saksida, iştahla yerdi o da. Biraz kartlaşmaya başlayınca annem başka bir saksida yenisini yetiştirirdi hemen. 2 yıl geçti ölümünün üstünden ama hala böyle sahnelerde ben dayanamıyorum işte :( Çok özlüyorum Musti Bey'imizi... 18 yaşındaydı öldüğünde çok yaşlıydı artık. Bizimle acı tatlı çook şey paylaştı. Tüm kedilere ve kediseverlere sevgiler...

    By Blogger Banu Ucak, at 22 Mayıs 2006 00:04  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home