Kedili Mutfaklar

Salı, Temmuz 18, 2006

Vatan evladıydı

Pansuman / Kısa

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın son olarak 13 evladımızın terör örgütü PKK tarafından şehit edilmesi üzerine, "Madem ki demokrasiyle çözemiyoruz, o zaman siz görürsünüz" anlamında bir tehdit savurarak Ankara’da toplantılar düzenlemesini siz ne kadar ciddiye aldınız, bilemiyoruz.
Oktay Ekşi, 18 Temmuz 2006, Hürriyet

Ben efendim, derhal aldım ciddiye. "Çok şeye gebeyiz," deyince hele hele, ellerimi bağladım karın nahiyemin hayli altına, başlamak için düşenleri saymaya. Bir vatan evladı, üç vatan evladı, beş vatan evladı, dokuz vatan evladı, dı, dı, dıydı...

8 Comments:

  • Sn Oya hanim yoruldugunuz zaman ben hemen yan taraftayim saymaya kaldiginiz yerden devam edeyim.

    Saygilarla.

    By Blogger Ayn, at 18 Temmuz 2006 16:17  

  • Bizde esimle hah tamam dedik, dedik ama haberlerde oyle goremedik? Sozu gecen toplantıdan bir sey duyamadık kayda deger, her zamanki gibi boy gösterme !
    yazıktır bu evlatlara, inşallah saymayız artık, ne diyeyim:(

    Figen

    By Blogger yemekvebiz, at 18 Temmuz 2006 19:14  

  • Oya Hanım
    Aynı hassasiyeti bende yaşıyor ve hissediyorum.Gidenlere mi üzülmeli kalanlara mı bilemiyorum?!Uyanmak lazım hem de bir an önce!

    By Blogger ayda, at 18 Temmuz 2006 23:14  

  • ölüm kusturuyr birileri. Hiç hayra alamet değil bunlar. Bir yerlerde gecede 162 kişi sebepsiz öldürülüyor, bir yerlerde sükunet bozmak için vatan evlatları düşüyor birer birer. Hoş değil. Hazindir. Başbakanın değil, alemin elinden bir şey gelmiyor. Ne acı....

    By Blogger destan, at 19 Temmuz 2006 03:22  

  • Çok acı ama artık benim değil bu hükümete halkımıza bile güvenim kalmadı desem çok mu ileri gitmiş olurum... Gidersem gideyim... Hiç umrumda değil... Bu adamlar tepemize gökten inmedi ya! Filistin için camilerde meydanlarda şeriat bayrakları ile başka bir terör estienler İsrail ve Amerika'nın bayraklarını yakanlar kendi ülkelerinin askerlerinin, çocuklarının ölümüne ancak bu kadar duyarsız olabilir... Bunun adı inanç değil, olsa olsa araplara yalakalık olur... Dini, dili, ırkı her ne olursa olsun amacı yaşadığı toprakların güvenliğini sağlamak zorunda olan askerimi polisimi katledenleri tüm öfkemle lanetliyorum... Ama aynı lanetlemeyi ne yazık ki hiç bir kesimden göremiyorum... Olan ölene, gidene...geride bıraktıklarına... Vay ki vay...

    By Blogger esintiler..., at 19 Temmuz 2006 09:25  

  • Elinden bir şey gelmeyenler sanki gelirmiş gibi konuşmasalar... Gelirmiş gibi konuştuktan sonra ölüm kusturanlara boyun eğmeseler. Alem ikiye bölünür, güçlü ve güçsüz; güçlü vurur güçsüz düşer. İki tarafın seyircisi de kan ağlar, hep kan ağlar.

    By Blogger Oya Kayacan, at 19 Temmuz 2006 09:32  

  • http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4775799.asp?yazarid=2&gid=61 19 Temmuz 2006 tarihli ve de bağlantıdaki / aşağıdaki sevgili Bekir Coşkun yazısı sanki Pansuman'ımın devamı niteliğinde...


    Sizi ’başbakan’ sanıyorlar...

    TELEVİZYON haberlerini dinlerken Başbakan "Sabrımız taştı, hak ettikleri cevabı alacaklar" dediği an, demek ki kalkıp koşmuşum...

    Ve Başbakan devam etti:

    "Bizden günah gitti..."

    Arkasından:

    "Yarın çok şeylere gebe, bunu da söyleyeyim..."

    *

    Biliyorsunuz; hiç de "yarın çok şeylere gebe" olmadı.

    Bakanlar Kurulu her zamanki gibi toplanıp-dağıldı, sabrımız o kadar da taşmadı.

    Kimse "hak ettiği cevabı" almadı.

    Doğrusunu isterseniz zaten ben de televizyon başından kalkıp bir yere koşmamıştım.

    Niçin böyle oluyor?..

    Niçin üç çapulcu katile oyuncak olur Türkiye?..

    Niçin fidan gibi yavrularını dağlara gönderip, sonra oturup cenazelerinin gelmesini bekliyor?..

    Niçin sabırlar taşmıyor?..

    Niçin kimse hak ettiği cevabı almıyor?..

    Niçin eli-kolu bağlı bu büyük ülkenin?..

    Niçin?..

    *

    Çünkü; önce iktidar olmak, sonra da iktidarda kalmak için gidip ABD’nin eteğini öperseniz... Başbakan’ın temsilcisi ABD’ye gidip, Amerikalı yetkililere açık seçik "Bu adamı delikten aşağı süpüreceğinize kullanın" derse...

    Böyle olur.

    Nitekim iktidardan sınır ötesi bir hareket beklenirken, bir bahane bulup medyanın karşısına geçen ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Türkiye’nin tek başına davranmaması gerektiğini, yani ABD’nin izni olmadan hiçbir şey yapmamasını söyledi, gitti.

    Bu kadar...

    Yapacak bir şey yok.

    Mangaldaki küller uçuşurken, siz "Otur" dedikleri zaman oturur, "Kalk" dedikleri zaman kalkarsınız.

    İradeniz sizde değildir.

    Yapabileceğiniz tek şey vardır.

    "Bıçak kemiğe dayandı" dersiniz...

    "Yarın çok şeylere gebe" dersiniz...

    "Hak ettikleri cevabı alacaklar" dersiniz...

    Kimi inanan çıkmaz değil...

    Çünkü sizi "başbakan" sanıyorlar.

    By Blogger Oya Kayacan, at 19 Temmuz 2006 13:59  

  • Son yorumunda HAY AGZINA SAĞLIK ! diyorum sağolasın.....

    figen

    By Blogger yemekvebiz, at 19 Temmuz 2006 20:57  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home