Kedili Mutfaklar

Salı, Ağustos 15, 2006

Bir çocuk, bir kol, iki bacak...

Pansuman /' ı mı olur bunun?

Tatil bitti geçti herşey gibi ama geçmeyecek bir acı yaşıyorum şu anda. Kuzenimin sekiz yaşındaki oğlu parkta oynarken kapısı her nasılsa açık unutulmuş olan elektrik trafosunun içine girmiş. Şu anda bir kolu yok yavrumun. Bacakları da tehlikede. Nasıl bir üzüntü yaşadım anlatamam. İnsanın aciz kalması ne zor şeymiş. Ağlamak kesmeyip başımı duvarlara vuruken hep bunu sordum; neden... neden o. Belki de sormamak lazım böyle soruları. Kader diye bişey mi var acaba. Neden o, neden ben. Cevabı yok bunların. Tek cevap; öyle işte. olacağı varmış olmuş, olanla ölene çare yok. sessizce kabullenmekten başka yol yok. ne kadar isyan etsen boş. Yavrum kolsuz yaşamayı biz de bu acı ile yaşamayı öğreneceğiz. Daha kötüleri olmasın diye dua edeceğiz.

(Su Gibi'nin daha sonra bıraktığı yorumdan yavrucağın iki bacağının da kesildiğini öğreniyoruz.)

Dün akşam okudum, blogcu kardeşlerimden Su Gibi'nin yukarıdaki satırlarını. www.sugibi.blogspot.com

Keşke okumasaydım.

Sanki benim de elim kolum kesildi. Sanki alev çıktı gözlerimden, yangını söndüremedi dökülen sımcıcak yaşlar.

Aşağıdaki notu, alelacele Su Gibi'ye bıraktım, yana yana.

Bir süredir trafoların boyanmış süslenmiş hallerini gözlüyorum İstanbul'da. Küçük evler, şirin pencereler, kapılar...Ve de hep içimden bu işi bir yere şikayet etmek geliyor. Yahu bunlar ölüm noktaları, yüksek gerilim dağıtımı yapıyor. Üzerinde kuru kafa olurdu eskiden. Yine olması gerek değil mi? Peki ya çocuklar bu evleri çok beğenir, yaklaşırsa, ya onlara bir şey olursa? Eğlenceli bir tiyatro dekoru gibi çünkü çocuklar için, çekici.

Oldu işte, içimizden birine oldu bile. Belki o yavrucuğun oynadığı parktaki benim gördüğüm soytarılıklar gibi makyajlı değildi. Peki kapısı niye açıktı? Niye açıktı? NİYEEEE? Orası park değil mi? Çocuklar adı üstünde çocuk değil mi? Kim verecek hesabını bir çocuğun yok edilen geleceğinin? Akşam akşam bildiğim bilmediğim bütün belaları okuttun bana Su.

Allah yardımcınız olsun.

14 Ağustos, 2006 18:15

Var ya şu süslü evler, şu yüksek gerilim midir nedir yuvaları? Bugün hepsini yıkmak kırmak var içimde. Aylardır şunları fotoğrafla da yaz Oya diyordum kendime. Elim varmıyordu. Onların sevimli gözükmeleri, pencerelerinde çiçekleri, kafesleri, perdeleri beni kahrediyordu.

Artık hiç fotoğraflayamam.

15 Comments:

  • İnanamıyorum,şimdi gidiyorum.

    By Blogger Aslicin, at 15 Ağustos 2006 10:36  

  • abla, senin kadar ileri goruslu degilmisim meger. ben o evleri boyuyorlar diye seviniyordum. hic aklima gelmezdi bir yavrucagin icine girip de boyle seyler yasamasi. aklim durdu simdi o anne babanin, cocugun yasadiklarini dusunmeye calistikca.

    By Blogger fethiye, at 15 Ağustos 2006 13:29  

  • Cocuk parki? Trafo? Acik kapi? Nasil yani? Nasil yani? Nasil yani?

    By Blogger tahin, at 15 Ağustos 2006 14:06  

  • Oya kardes bloglari gezerken tesadüfen o yaziyi okuduktan sonra yorum yazamadim.Ne yazabilirdim ki ?. Google Trafahaus Resimler bölümünü tiklarsaniz.Bu gün hatta talebelere görev verilerek bu gibi yerlerin grafiti calismalarini okullara verildigini Avrupa da görebilirsiniz.Ben hala Sivil toplum bilincinin Türkiye de nasil isledigini anlamis degilim.Bir cocuk Parkina bilmem ne kadar mesafede bir Trafo evi var.Bunu binlerce kisi görüyor ve savciliga bildirmiyor.Bu bir suctur.Eger bir kac tiklama ile inaninki buna dair kanunu bulmak zor degildir.Bahcemde bu konuda yaziyi bundan aylar önce yazmistim.Yorum burasi Türkiye Erdil bey olmustu.Ya simdi ne yorum yapayim.
    Oya hanim hic Kaldirim mühendisi diye bir sey duydunuzmu ? Bu memlekette bu var.Hemde sokaklarda.
    dolasip da kaldirimlarin ne durumda oldugunu tesbit ederler.Onlarin adi da meslek gurubunda Kaldirim Mühendisi diye gecer.Simdi ne alakasi var diyeceksiniz.70 yasinda bozuk bir kaldirimda yürürken ayagimi kirdigim zaman o yastan sonra tekerlekli sandelye ile dolasacagim aklima geldi.Okuduktan sonra bu yorumu silin.Cünkü böyle bir yaziya yorum yazilmaz.Cünki suclu bizleriz.
    Saygilarla.

    By Blogger Ayn, at 15 Ağustos 2006 15:09  

  • Oyacığım,incan dayanamıyacağını düşünüyor.Ama nasıl oluyorsa dayanıyor insan.Farklı bir olay ama yine bir sürü ihmaller sonucu biz yavrumuzu kaybettik.İnsan isyan ediyor ama çare değil.Çok ama çok üzüldüm..

    By Blogger munevver, at 15 Ağustos 2006 18:58  

  • cok ama cok uzuldum . hatta sok geciriyorum suan bu yasanan olay karsisinda . ama oda ne biz Turkiye de yasiyoruz . bu olaylara hergun yuzlerce kez o kadar sahit oluyoruz ki gazetelerin ikinci sayfalarinda !
    ama boyle bi aci ornek ilk defa duydum ben . oysa trafolari boyuyorlar diye ne guzel bi is yaptiklarini dusunuyordum ama burasinin Turkiye oldugunu unutarak

    By Blogger vintage biscuit, at 15 Ağustos 2006 19:09  

  • oya şimdi okudum yakındada su gibiye hiç bakmamıştım hay allah çok üzüldüm bir bakayım..

    By Blogger Nenoni, at 15 Ağustos 2006 21:57  

  • Keşke hep geç kalıyor yaşananların ardından, benimde içim parçalandı ama diğer çocuklar için keşke demeyelim bir şey yapalım! Bir kampanya başlatalım eminim faydasını göreceğiz.

    By Blogger cadı, at 15 Ağustos 2006 22:41  

  • Sevgili herkes, benden yanıt beklemiyorsunuz değil mi?

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Ağustos 2006 10:26  

  • Ah ah ah Oyacığım çok çok geçmiş olsun bu ne bilinçsizliktir,bu ne üstün körü bir projedir hiç aklıma gelmemişti bu yeni boyanan şirin şirin evlerin(TRAFOLARIN)çocukları baştan cıkaracak bir görüntü olcağını hadi benim aklıma gelmez ama işi olan mesleği olan insanlarında mı aklına gelmez bu kesinlikle affedilebilir bir durum değil.Kesinlikle dava açılmalı bu işin peşini asla bırakmayın bizimde yapabileceğimiz birşey olursa mutlaka haberimiz olsun ben ne isterseniz neye ihtiyacınız olursa herşeye hazırım yeterki bir haber ver canım.Acaba bu trafolar dan sorumlu belediyeler mi yoksa elektrik idarelerinin mi?bende bir araştırma yapıp gerekli yerlere yazılar ulaştıracağım."HEPİMİZİ KOLAYINA GELİYOR KANIKSADIK ARTIK BURASI TÜRKİYE OLUR DEMEYİ.HAYIR OLAMAZ OLMAMALI OLMAYACAK "Bir çocuğun giden uzvunu protezle bir nebzede olsa giderirsin ama o küçücük yürekte oluşan tahribatı çökerttiği ruh halini kim düzeltecek?Yardıma hangi konuda ihtiyacınız olursa lütfen haberim olsun.

    By Blogger zuhalyalcin, at 17 Ağustos 2006 19:06  

  • Sevgili Zühal,
    Olayı, www.sugibi.blogspot.com kardeşimizin başına gelene bağlamıştım.
    Ah siz gençler, hepiniz hızlı okumayı öğrendiniz değil mi:oo))((

    By Blogger Oya Kayacan, at 18 Ağustos 2006 14:22  

  • Oyacığım hızlı okuduğum doğru ancak su gibiye inan birşey yazacak kadar sinirlerim dayanmadı bende senin ve sugibinin bir birleşim için de birşeyler yapalım tarzında birşey başlatmak hissettiğim için sana yazmıştım her ne yapılacaksa yanındayım demek için. Sanırım sen beni yanlış anladın.Her neyse kimin yanlış anladığı kimin hızlı okuduğu da çok önemli değil zaten bu dehşet olay da tek derdim bu tip olayların artık ülkemizde yaşanmaması.
    SEVGİYLE KAL...

    By Blogger zuhalyalcin, at 20 Ağustos 2006 03:29  

  • Teşekkürler Zühal'ciğim, duyarlılığın için. Lütfen yanlış anlama halimi affet...

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Ağustos 2006 09:48  

  • Söylenecek bir şey olmaz ki bu gibi durumlarda, ateş düştüğü yeri yakar en çok. Duymak istediğin her şeyi söylüyorum, diyebilirim sadece.

    Ancak, hangi arkadaş farkına varamadım yorumlarda, ama birisi çok güzel bir konuya parmak basmış; bundan sonra çocukların bu acıları, anne-babaların bu yıkımları yaşamaması adına, ben kendi payıma, eğer çocukların oyun sahasının yakınında bir trafo görürsem, bunun peşini bırakmayacağımı ve bırakmamam gerektiğini gördüm.

    Ben hiç doğurmadım, ama doğurmadan da , böyle bir oğlum, bir de kızım var, evlat edindiğim, zaten yakınım, kardeşimin çocukları. Kızım evli ve bir de torunum var, o acıyı çok iyi anlayabiliyorum. Onun için, en azından torunumun hatırına, biricik Lara'mızın ve Lara'larımızın sağlığı adına, bunu yapacağım.

    By Blogger Birsen Şahin, at 12 Kasım 2006 03:46  

  • Sugibi adına buraya not bırakıp, işgal ettiğim için özür dilerim. Ona da uğradım, ama burada öyle yoğundu ki o duygu, bir an yandım, kavruldum.

    By Blogger Birsen Şahin, at 12 Kasım 2006 03:52  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home