Kedili Mutfaklar

Cuma, Aralık 03, 2010

Siz görmeden atıştırdıklarım

  Yeşil soslu karnabaharım




İki parmak suda haşlandı karnabahar. Tabii tencere kapakları buhar kaçırıyor diye ben sıkıca folyoluyorum böylesi az suda/susuz halledeceğim şeyleri.  Pişme ayarı da bence diri olmalı, çamur gibi yemeklere itirazım var malûm.  Kıtırtısı çıtırtısı olacak yediklerimin. 

Oldu karnabaharım tam da o minvalde, çıktı tencereden ve alındığı tabakta buharı pofur pofurdarken sızma gezdirildi üzerine.  Haşlayarak, zeytinyağlı limonlu falan yediğim her şeye, her zaman bu muameleyi yapıyorum.  Güzelce çeker içine o zaman sızmasını, 'içer' yani eski bir mutfak tabiriyle.
 



Küçük yeşil çukur tabağım anlatsam en kısasından seksen yıllık tarih yazar.  Salonumuzda yer alır, gözümüz gibi bakılırdı.  İçinin çiçekliği, heykelciği gibi aksesuarları bir bir yok olup tabak başına kalınca mutfağa aldım onu.  Canım neyi yeşilde görmek isterse onun içine koyuyorum. 

Karnabahar oraya girince, bir de yeşilli sos çekmez mi gözüm gönlüm?  Maydanoza gitti elim.  İki katı yumurta, süzme yoğurt ve sarmısakla bııızzzztlayıp seveceğim kesin olan lezzette bir sos hazırladım.  Çılbır denen sarmısaklı yoğurtlu yumurtaya nasıl olsa bayılmam mı ben, oradan yola çıkarak işte...   


Fırında biberiyeli kabağım




Kabaklarım ince ve küçük boydalar.  Ortalarından ikiye bölerek balıksırtı döşedim onları  fırın tepsisine.  Çarli kırmızısının yeşile meydan okumasına bayılıyorum, irice de doğradım, iyice gözüme gözüme girsinler diye.  Yarım limonun kabuğunu tırtıkladım, suyunu sıktım.  Sızmasını gezdirdim.  Biberiye taze taze, menşei malûm mutfak penceresi önü.  Baharatlı tuzum zaten ağzımın başlıca tadı.  Siz de mutlaka yapın, sonra da o tuzsuz yapamayın e mi?



Fırından çıkışının bir kokusu var, bir kokusu var ki, muhteşem.  

Yeme şekliyle de kişiye özel olsun. Bana özeli sarmısak ezip az sızmaya, inceden gezdirerek üzerine; ızgaraların yanına ya da zeytinyağlı niyetine...

Ey kabak eeeyyy, sen neymişsin be. 


Mantar soslu pennette integrale'm



Sağolasın Barilla, getirdin tam buğdaylı ürünlerini taa bize kadar ya, az daha çeşitlendirsen olmaz mı?  Vazgeçiyoruz işte yavaş yavaş, biz bilinç düzeyi gelişmiş türkler, beyaz undan.  Koysan önümüze her tipini bol bol da, aralarından seçip yesek.

Üç çeşit arasından Pennette rigate alınmıştı.  Mantar sosu bu esmer makarnalara pek yaraşır, aaaa evde mantar da mı varmış?  

Yapılan sos aynı zamanda italyanların antipasto (yemek öncesi) olarak yedikleri enfes bir lezzet.  Mümkünse yıkamadan, mantarları süngerleştirmeden temizleyelim.  İncecik bir bıçakla çok kirli kısımlarını soyup kalan taraflarını da nemlendirilmiş kağıt havluyla ovarak yaparız bu işi. 

Dilimlenir mantarlar ve azıcık sızmada, bir de kuru süs biberiyle iki dakika çevrilip yumuşatılır.  Kıyılmış maydanozu ve iki üç diş sarmısağı da katarak üç beş dakika daha döndürdük mü iş bitmiştir; tuzu ve karabiberi kırt kırtlanır sadece.  Ben ikinci aşamada limon kabuğu da tırtıklıyorum içine, pek yakışıyor.
   


Yaptık madem hakkını verelim, parmesanını bol tutalım; ince rendelenmiş haliyle önce makarnasına karıştırıp, peynir sıyırıcı veya sebze soyucu ile dilimleyerek tabaklara da  katalım.  Fazladan karabiber kırtkırtı da hem süsler hem de lezzetler bu makarnayı.


Ihlamur çiçekli pırasam




Patates ve soğanları serçebaşı.  Pırasaları incecikten almışım zaten, onlar da aynı büyüklükte doğranıyor.  Havucu rendeledim, yemeği serpme serpme renklendirsin istedim.  Sonra da pırasa gibi pişiyor işte, sızmasıydı tuzuydu, az şekeriydi falan... 

Tabii bu kadarla kalmayacak.  Bir kocaman tutam ıhlamur çiçeği katılacak içine.  Fark atacağı yer burası olacak. 




Şu hep pırasa gibi yediğimiz pırasa bir ıhlamur çiçeği dokunuşuyla bambaşka oluverdi işte.

----------  

Hafif ve birbirinden lezzetli yemeklerimi sundum. 

Sağlıklı yiyin. 

Kalın sağlıcakla. 

12 Comments:

  • Ellerinize sağlık. Hemen mutfağa dalma hevesi uyandırdınız içimde.

    By Blogger cenebaz, at 3 Aralık 2010 13:02  

  • Karnıbaharın sosu ve pırasanın ıhlamur çiçekleri muhteşem!
    Tad duygunuz selamlıyorum Oya Hanım, elinize sağlık!
    :))

    By Blogger EKMEKÇİKIZ, at 3 Aralık 2010 14:31  

  • sevgili oya The turkish michelin starred chef:)
    evde her gun boyle emprovize yemekler pisiyor mu,yoksa arada klasik turkish cuisine de yeniyor mu?
    bu ne bitmeyen yaratıcılıktır herkeslere ornek olması gereken bravo diyor ve bu posta yutkunuyorum:)
    Nes

    By Anonymous Adsız, at 3 Aralık 2010 17:50  

  • Maydanoz, yumurta, süzme yoğurt ve sarmısak... buna kuru nane ve pul biber ekleyip sonra kızarmış ekmeğin üzerine sürüp kahvaltılarda yesek nasıl olur acaba? :) Bana nefis olur gibi geldi. Bu yaratıcı fikir için çok teşekkür ederim :)

    By Blogger Epicurious, at 3 Aralık 2010 20:17  

  • Ne güzel Çenebaz :)
    ----------
    Karnabahar kış aylarında 'münavebeli' haşlak salatalarımdan biri. Diğeri de ne olacak, lahana tabii. Değişik soslarla yemek hoş oluyor doğrusu. Ihlamur çiçekleri dersen Çiçekçi Kız, içmeyi pek sevmem ama bazı yemeklere pek yakışıyor. Sağol, öpüyorum ;)
    ----------
    Bu sefer yanılmıyorum umarım, Nes London değil mi? Geçenlerde de sordum bir Nes imzasına, cevap vermediydi. Aklımdasın vallahi. Oğlan n'apıyo?
    Benim mutfağım genellikle bu Nes. Düzgün bir beyaz pilav bile yapamıyorum, ille de bir numarası olacak yani. İki kere aynı lezzeti tutturamam. Lakin aile mutfağımız gelenek görenek üzerine nam salmıştır. Bendeki alt yapı odur. Üstüne koymak kolay.
    Egomu şişirdin, eksik olma ;)
    ----------
    Nane koyunca maydanozu çıkarmalı bana kalırsa Epicurious. Ekmek dilimine azzz da sızma gezdiriyoruz tabii, değil mi ama?

    By Blogger Oya Kayacan, at 4 Aralık 2010 08:44  

  • Oya ablacım evet Nes london ama ben bloga yazı koymayalı aylar oldu zaten istanbula tasındık 1 yıl once,London oldu istanbul!oglan 3.5 yasında pesinde kosmaktan blog mlog hak getire ama zaman zaman seninkini cok keyifle okuyorum.Ben susiler,hint yemekleri vs den klasik turk mutfagına ve biraz da ingiliz usulune devam etmekteyim ,malum evde biri kucuk digeri ingiliz 2 erkek cocuk var :)
    Nes

    By Anonymous Adsız, at 4 Aralık 2010 16:15  

  • Geçenlerde efsane olmuş kuru domateslere sızma ve sarımsak ve fesleğen basarken, kulaklarını çınlattım Annoya. Ama bunun dışında yaratıcı mutfaktan doyurucu mutfak konseptine geçiş yaptık. Kuru fasulye, pilav, turşu gibi bermuda şeytan üçgenlerinde yüzüp duruyoruz.
    Şapırtılar eşliğinde selam ederim.

    By Blogger Margot, at 6 Aralık 2010 18:35  

  • Hoşgelmişsiniz sevgili Nes, İstanbul'da yaşamak başka. Burası sanki dünyanın her yeri ;) Mutfağın da her telden, ne güzel. Sevgiler sizlere...
    ---------
    Roma'lı Mehtap şefliğinde Zayıflama Orkestra ve Korosu'ndan etkileniyorum zannetme sakın ;) Artık bu hafta sonu Margot, Eylül ayından beri gözlenen soğuklar geldiğinde, ben de kuru & pilav kokularını sardıracağım mutfağa kısmetse.

    By Blogger Oya Kayacan, at 7 Aralık 2010 10:34  

  • Aaa ben niye görmedim Barilla'nın esmer güzellerini? Buradaki marketlere uğramadılar herhalde. Gerçi Filiz'in kepekli undan pennesini de severek kullanıyorum ama...

    By Blogger Tijen, at 7 Aralık 2010 19:21  

  • Tizo'cuğum buranın süpermarketleri beyaz makarnaların yanına koymuyor, uzakça ve ters bir köşeye yerleştiriyorlar nedense. Ben de geç vardım farkına. Flz tabii Barilla'nın yanında haltetmiş, yollarım bulamazsan.

    By Blogger Oya Kayacan, at 7 Aralık 2010 20:55  

  • Yeşil soslu karnabaharı öyle güzel anlatmışsınız ki, şimdi kalkıp mutfağa gidiyorum ben. hem görüntüsü hem de anlatımınız şimdiden tadını damağımda bıraktı.

    By Anonymous orjin krem, at 15 Aralık 2010 00:48  

  • Afiyet olsun. Reklamlarla karışık... Duyduğum bir marka değil ama hayırlı işler ;)

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Aralık 2010 08:03  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home