Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Ekim 23, 2010

Hafta sonluk şeyler

Bu post aslında bir post değil.  Öyle gibi durabilir de ama değildir. 

Benim teknolojik boyutum yeniliklere müsait değil.  Öyle gibi durabilir ama değildir.

Bu cümlelerden çıkabilecek sonuç:  Bir halt ettim.  Halt tabii bana göre halt, size göre değildir. 

Herkesin altından girip üstünden çıktığı blog dünyasının yeniliklerine bir el de ben atayım dedim.  Ben bittim yaa. Beceremiyorum.  Bloglar alemindeki ilk günlerime döndüm sanki.   



Şimdi çalışıyorum.  Deeerkeeen, ahaaaa büyük boy fotoğraf elde ettim.  Sanki benim geçtiğimiz Pazar günü brunch menüme düşen pazılı yumurtalar canlandı.  E bu kadar olur yani ama aması var, sayfanın sağına tecavüz etti.  Küçülttüm yeniden. 

Pazıyı Annem Selma vermişti.  Yıkanmış falan mis gibi beş altı yaprak.  O pirinçli sızmalısını yapmıştı, yedik birlikte, nefisti.  Bu yapraklar fazlaymış, bana ayırmış, "Sen bunlara yumurta kırıp yemeyi seversin," dedi.  Ben de sapıyla mapıyla kıyıp, taze soğan kulakları ve Mine'si biberleri ile iki dakika çevirip kırdım yumurtaları üzerine.     



Gelelim fırında makarnaya.  Bir yanda hafif tertip haşlanmış Barilla tortiglioniler yarım paket, iki rendelenmiş kabak, bol dereotu kıyılmış..., karıştırın iyice.  Diğer yanda azıcık sızmada azıcık unla kavrulup light sütle inceltilmiş meyane var.  Koyverin içine istediğiniz kadar krem peynirini ve de iki yumurtayı çırpa çırpa..., oldu mu size bir nevi beşamel.  Harmanlayın iki yandakileri bir araya, tepeden tuz ve biber kırtkırtı ile verin fırına.  



Palamut yesek diye balıkçıma uğrayınca, "Yanına yarım kilo karides almazsan palamut da yok," dedi.  Çok taze mal olduğunda hep yapar bunu ama benim de vaktim olur ayıklatırım.  O gün vakit yok.  Bu demek oluyor ki kabuklu karidesler geliyorlar benimle birlikte eve ve de ben onları ayıkladıktan sonra üç beş gün ellerim kaşınacak.  Bu hayvanların bana kastı mı var nedir, neden ayaklarını bıyıklarını batırıp duruyorlar ellerime?

Tavaya ip incesi gezdirilmiş sızmada palamut yarısı ızgara/tava edildi.  O çıktı, aynı tavaya ince kıyılmış sarmısak dilimleri ve karidesler girdi.  Salatasıyla birlikte bir kayık tabak içinde, rakısı unutulmadan yendi. 


Balık hazırlanır da torunum Cancan'ım mutfak masasındaki yerini almaz mı?  Palamutun kuyruk tarafından hallice bir tabak, birkaç da karides. Bitirene kadar dili ağzından içeri girmedi vallahi.

 

Di Parma tabii ki, prosciutto crudo...  Yine di Parma, parmiggiano.  İncecik pizza hamuru diyeceğim ama değil, resmen bizim fırıncının ekmek hamuru.  Hamuru açıp fırınladıktan sonra, üzerine de Parma'lı malzemeyi bizim roka ve domatesle yayıp pizza şekline getirinceeee...

Ben tekrar fırına sokmuyorum.  Ekmeğin sıcağıyla halloluyor herşey.

 

Yine Barilla, tam buğday/integrale serisinden burgu...  Sosu pişmeyecek.  Makarna al dente haşlanır haşlanmaz sıcağına minik doğranmış domates, sizi mutlu edecek taze veya kuru otlar~baharatlar ve azıcık da yoğurt katılacak.  Sulu sulu, ne lezzet ne lezzet...


Aklınıza esen bir poğaça hamuru yoğurun.  Biraz tıkızca olsun, koyu renk buğday unu akça unundan fazla olsun.  Rendelenmiş kabak, bir yumurta daha ve beyaz peynir katarak bir daha yoğurun. Şimdi de biraz suluca oldu, değil mi?   Tamam o zaman.  Yayın tepsiye fırın kağıdını.


Avucunuzla şekillendirirmiş gibi yaparak, ki yumuşak olduklarından pek şekillenmeyeceklerdir, sıralayın poğaçalarınızı.  Kızarsınlar fırında.  Bu kadar basit işte. O kadar da lezzetli.



Mia Bebek Annoya'sını ziyarete geldi yine.  İnce uzun, çok zarif bir genç kız oluyor artık.  Keyfi de yerinde çünkü Şemsi'nin evinde gerçekten çok seviliyor.

---------- 

Ne öğrendim, hiç. 

Ne anladım bu yenilikçi düzenden.  Hiiiiç.

Neden durduk yerde kafamı karıştırdım peki?

Eski hamam eski tas.

19 Comments:

  • gozum gonlum acildi her maydanoz ayiklayinca zaten aklima geliyorsunuz saplari yumurtayla yemek icin ayriliyor, kediler, sicacik mis yemekler, prosutto sevdigim bir suru sey var burada her daim. blogger kendi icinde denemelerde bence sizden degil arada sapitiyor:) karidesleri francois ayikliyor biraz once 1 kilo karidesi ayikladi ve hepsinin sirtindaki pislik dolu bagirsaklaini birer birer cikardi. bana bu isi gosterene cok kiziyorum onceden haberim olmadan yerdim;)

    By Blogger beste, at 23 Ekim 2010 20:07  

  • Oya Hanımcım, bence de hemyemekler, hem kedicikler birbirinden nefis. Ama benim tercihim hep kedilerden yana biliyorsunuz artık. Onlara ölebilirim. Siz resimlerini koydukça çıldırıyorum ben burda. Hayır, bişey değil, yanımdaki Pako'yu mıncıklamaya kalkışıyorum, ondan sonra yiyip patiyi tırnağı oturuyorum aşağı. Kendisi feci bir tatlı cadıdır da..Elinize, deklanşörünüze sağlık..

    By Blogger lezzetlisomunlar, at 23 Ekim 2010 23:17  

  • Hah tamam! Ben de buzluktaki kabak içlerini ne etsem diyordum, buldum, kabaklı poğaçamsı olacak onlar. :))
    Bu hafta ben de palamut ve üstünde değil de yanında karides yaptımdı, pek güzel oluyor.
    :)

    By Blogger EKMEKÇİKIZ, at 24 Ekim 2010 00:26  

  • Oyacan'cım,
    O toprak kaptaki arkadaş sandalyeyi kırdığım gün yediğimiz arkadaş tanıdım kendisini..
    Poğça da denenecektir bu haftadan tezi yok.
    Mia 'nın maşşallahı var.Çok şirin olmuş yavrum.Allah şansını açık etsin kızımın..

    By Blogger Mine Özgür, at 24 Ekim 2010 05:54  

  • Çocukluğumuzda Ablam Hülya ile birlikte ayıklardık karidesleri ve de daha çok haşlayıp ayıklatırdı Annem Selma. Haşlama suyuna soğan kabuğu da koyarsın, rengini çok güzel yapar karideslerin. O zaman bağırsak meselesi pek belli olmadan halloluyordu. Kendi başıma kalınca çiğ ayıklama hallerim başladı, e n'aapalım hallediyoruz işte bir şekilde iş başa düşünce. Burada balıkçılar hatırlı müşterilerine ayıklama servisi de veriyor neyse ki.
    Blogger'ı bilmem valla Beste'ciğim ama ben ne yapsam olmuyor :) Çok sevgiyle.
    ----------
    Kediler hep önünde gider tabii yemeklerin. Ben de Cancan'ımı burnumu soka soka öpüp koklarım. Kocadı artık kerata, tırmıklamıyor pek ama asabi sesler çıkarmasına çok gülüyorum. Derken atlıyor yere, ters ters suratıma bakıp silkeleniyor önce, sonra da yeniden hooop kucak... Pako'yu da mırmırlıyoruz tabii buradan.
    ----------
    Hah işte, hem de senin yapacağın kabaklı poğaçamsılar kimbilir ne güzel olur Ekmekçi Kız.
    Karides ve palamut birlikteliği de aslında yakıştıklarından değil tabii. Salatamı karidesli yerim derken öyle denk gelip de palamutu yeşilliklerin üzerine koyunca, sonuç bu. Aslında ikisinin lezzetini ayrı ayrı almak gerek. Senin yaptığın gibi de adı 'yanında karides' olmalı tabii ;)
    ----------
    Evet bu fırın makarna odur Mine'si ;) Poğaçayı seveceksin, börek gibi ama daha kıtır oldu. Mia, Şemsi ve üç kızı tarafından çok seviliyor. Hayırlısı tabii, malum küçükken sevilirler ama sonrası belli olmaz bazı. Çok güzel kuru mama yiyor. Herşeyini gönderiyorum. Aralık sonuna doğru kısırlaştırılacak. İzliyoruz, göreceğiz.

    By Blogger Oya Kayacan, at 24 Ekim 2010 09:17  

  • Oyacım, senelerdir aynı şablonla durmamın nedeni işte budur, millet takla bile attırıyor aşblonuna ama ben de yok:))
    Pazılı yumurta bizim Karadeniz mutfağının olmazssa olmazlarıdır. Teyzem onu bazen ıspanakla karıştırıp kavurup , üstüne hafif bir salçalı sos, göz göz de yumurtalrını kırıp fırına verir, yumurtaların üstüne de accık karabiber çeker, nasıl güzel olur anlatamam.
    Bu günü balık günü yaptım... çok canım çekti valla...
    kabaklı poğaça mutlak denenecek.
    Sevgilerimle

    By Blogger laleninbahcesi, at 25 Ekim 2010 10:46  

  • cancan palamutun kuyruk kısmını mideye afiyetle indirirken,o patiler yine kayıvermiş sağa sola.ayyy yanında olsamda mıncıklasammm..oda yemek yiyorum rahat bırak beni deyip iki tırmıklasaa beni..sevgiler.

    By Anonymous madrugador, at 25 Ekim 2010 13:28  

  • annoyam benim deli de fırının önüne geçip ağlar (aynı cancan gibi özel tabağı vardır keratanın bi de üstelik abisi de bir tane bile kılçık kalmayacak şekilde ayıklar ağzına layık hale getirir nevaleyi..ama bizimki onu yer sonra yine fırının karşısına geçip ağlamaya devam eder:)

    By Blogger pisikopati, at 25 Ekim 2010 15:37  

  • annoyam o pazı üzerine yumurta ilham verdi şimdi bana 1 kg pırasa zeytinyağlısı yapılsa da 2 kişiye fazla diye düşünürken yumurtalısı yapılabilir..
    bir de şu biber doğramana bayıldım bi yerde okumuştum sebzeler öyle doğranmalıymış ki hangi sebze olduğu dilimlerden anlaşılmalıymış.. ondan hep soğanları piyazlık, domatesleri yarım ay doğrarım.. yemeklerin içinde pul pul biberleri hiç sevmiyorum.. özellikle o dondurulmuş doğranmış hazır kapya biberler.. ne tadı var ne bişeyi.. palamutlara bayıldım sarımsaklı karides off off..palamuttan lakerda denemesi yapıcam bu aralar.. veri topluyorum :)

    By Anonymous pembe, at 25 Ekim 2010 17:01  

  • Lale'ciğim, dert ortağı bulmak ne güzelmiş. O trigonometri formülleri gibi şeyler çıkıyor ya hele karşıma, ört ki ölem :o/ Yumurtayı fırına vermek bizde alışılmış değildir ama bir süredir bloglarda gördüğüm fırında yumurtalar ağzımı sulandırıyor. Hele geçenlerde hamura kırılmış vardı birimizde, enfesti; kimdi yaaaa? Ben sadece salçayı kullanmam malum, hele ki yeşilin sarının o güzelliğine hiç kıyamam, salçalayamam...
    ----------
    Ördek soylu paytak Cancan'ımdır o benim Madrugador. Elleme onu yemek yerken, bitirsin sonra, e mi?
    ----------
    Ayıklama işlemleri malûm şeyler tabii Pisik, lop lop yutuyorlar işte... Ağlama duvarı olarak fırın kullanılıyor demek sizde. Bizde belirli bir nokta yok, ağlamak da yok ama masa ve set üstleri serbest bölge olduğundan, heyecan içinde yükseklere mevzilenip bekliyoruz.
    ----------
    Pırasalı yumurta hiç denemedim Pembe'ciğim. Soğanı karamelleştirip yapmışlığım vardır, saray mutfağı usulü ama onu da pek severim diyemem.
    Soğan doğramanın her yemeğe göre bir tarzı var bizim aile mutfaklarımızda. Bazı yemeklerde eriyip gitmeli, bazı kocaman kocaman göstermeli kendini. Bir de o günlük ruh halim vardır benim, neyi nasıl yapacağıma karar verdirten ;) Kapya biber nedir kuzum, daha yeni yeni duymaya başladım?! Ben onlara kırmızı çarli diyorum ;))

    By Blogger Oya Kayacan, at 26 Ekim 2010 10:29  

  • annoyam sizde serbest bölge yasak bölge ayrımı var mı? Ben de diyorum ki biz nerede yanlış yaptık:))) bizimki her yerin sahibi:)

    By Blogger pisikopati, at 26 Ekim 2010 16:09  

  • Yok be Pisik... Serbest bölge deyişim, hani herkes kedisini mutfak setlerine çıkarmaz ya, ondandır. Her yer onun istesin yeter ki, kafamda gezer ;)

    By Blogger Oya Kayacan, at 26 Ekim 2010 16:51  

  • Pazıyı ve her nevi otu ben de böyle yerim, sızmada hafif çevirerek, bazen biber-soğan-sarımsak katkısıyla ve üstünde yumurtayla.. Off nasıl da güzel görünüyor gece gece! Ellerine sağlık Oya ablacım.

    By Blogger Sibel, at 27 Ekim 2010 23:33  

  • Ben de ne zamandır biraz değiştireyim istiyorum ama zaman istiyor çözmek için bu yeni düzeni..bende de o yok bolca...fotolara bakınca acıktım birden gecenin bir yarısı :)en çok da balık da kaldı gözüm...sevgiler...

    By Blogger Butterfly, at 28 Ekim 2010 01:26  

  • Yemekler basitleştikçe güzelleşiyor sanki Sibel'ciğim. Hele şu azıcık pişirme usullerinde her kattığın malzemenin ayrı ayrı tadına varmak var ya :o) Dört köşe oluyorum işte yerken n'aapiim?
    ----------
    Vakit bulsam sabrım yok, kendime sabır yüklemesi yapmam gerekiyor önce galiba. Ekran şenlendirmekten çok çıkan kolaylıkları uygulayabilmek için istiyorum değişimleri. Olmuyorsa da olmuyor işte sevgili Butterfly, elimden gelen budur ;)

    By Blogger Oya Kayacan, at 28 Ekim 2010 09:59  

  • Sevgili Oya becerememek ne demek gayet güzel bir çok lezzeti bir araya getirmişsin. Hele anlatış şekline bayıldım. Afiyetler olsun, iyi hafta sonları.

    By Anonymous Nilgün, at 30 Ekim 2010 15:02  

  • Sorun lezzette değil ki Nilgün'cüğüm, yerleştirmede problemler var. Çabuk sıkıldığım için de uzun uzun uğraşmıyorum. Dur bakalım, becerir kolaylarım yine inşallah ;)) Teşekkür ederim ilgine ve çok sevgilerimle

    By Blogger Oya Kayacan, at 30 Ekim 2010 18:53  

  • Gören de diyecek ki bu kadın mutfaktan çıkmıyor bu ne yahu üç hafta yenecek kadar şey var burada. Bir ben eksiğim mutfakta...

    By Blogger Tijen, at 31 Ekim 2010 15:17  

  • Gel gülüm sen de ol. Daha çok yemek yaparız, beş hafta yeriz ;))

    By Blogger Oya Kayacan, at 31 Ekim 2010 18:41  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home