Kedili Mutfaklar

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

Duygu

(tıktık)

Aramızda dost, arkadaş ilişkisi yoktu. Milliyet – Kadınca göz aşinalığıydı bizimki. Duygu basamakları dörder beşer tırmanıyordu. Atı almış Üsküdar’a koşuyordu. Merak ettim. O zamanlar merak ettiğim herkese yaptığım gibi onu da aradım, “Röportaj yapalım mı?”

“Tabii,” demişti hemen, “yarın öğle yemeği ve kahveyi birlikte...”

----------

Dün cenazesine gitmedim. Aramızda dost, arkadaş ilişkisi yoktu. Öğle yemeği ve kahveden sonra da olamamıştı. Milliyet – Kadınca tanışıklığıydı bizimki. Gerekirse, gerektiği kadar.

Duygu'ya inanmamıştım. Yaptığımız söyleşi beni üzmüştü. Duygu, duyduklarını değil Türk toplumunun duyması gerektiğine inandıklarını söylüyordu.

Televizyonda, ölümüne alt yazı geçilirken, düşündüm yeniden. Uzadı düşüncelerim taa dün akşama, yine televizyonda ona düzenlenen törenleri izleyene kadar.

Birden demişim ki kendime, "Duygu iyi bir eğitimciydi. Her eğitimci de her anlattığı dersin birebir inanırı olamaz ki..."

----------

Dün cenazesine gitmeyişimin bir ikinci nedeni de, Duygu veya değil, uzun yıllardır VIP etkinliklerden uzak durma çabasında oluşum. Ağır düğün..., görülmek / görünülmek için gidilen cenaze..., taç nedir bilinmeden gidilen futbol maçları..., illâ da bulunmamız gereken konserler..., gidilmemişse adam yerine konulmayacak durumlara düşürüldüğümüz bienal, sergi, restoran vesaire.

Hiç mi hiç çekmiyor beni.

----------

Duygu’yla bugün vedalaştık. Sessiz, sakin ... İkimiz yalnız!


Hakkını helal et Duygu.

6 Comments:

  • teşvikiye camii ne çok acı çeker dolar taşar bu tuhaf iğdiş edilmiş cenaze törenlerinden,caddede insan gibi yürüyemezsin..duygu asena transit geçtiklerimizden..
    birileri bisürüleri muhteşem diyorsa birine her yaptığına herşeyine alkış tutuyorsa ondan hoşlanmama gibi bi huy var bünyede..
    kimsenin adı yok ,isimler çabuk unutulur bu diyarda,kalmasın da.. hattuşa şimdi kimin umrunda?
    kadın erkek ayrımı denen saçmalığı da özgürlükçü gözüken emperyalist gazeteciler ve "muhteşem" müdavimleri yaparlar en sızma!

    By Blogger passive, at 3 Ağustos 2006 01:40  

  • Passive, hissettiklerimiz aynı üç aşağı beş yukarı. İsimlerin unutulmasına gelince, yok canım, iyi ve kötüsüyle yazmışsa tarih hatırlanacaktır çaresiz.

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Ağustos 2006 11:37  

  • "Duygu, duyduklarını değil Türk toplumunun duyması gerektiğine inandıklarını söylüyordu."

    su cumlede takıldım 5 dk. dır ?
    İlginç ?

    Vedalaşmaya gitmiş olman ne iyi..

    Figen

    By Blogger yemekvebiz, at 3 Ağustos 2006 12:31  

  • ACIKCASI BEN DE AYNI SENIN GIBI, HISSETTIKLERINI, YASADIKLARINI DEGILDE, TOPLUMUMUZUN DUYMASI, OGRENMESI, UYGULAMASI GEREKENLERI YAZDIGINA INANIYOR VE ARKADASLARLA HAKKINDA KONUSURKEN ONU COK ABARTILI (KENDI ADIMA, TOPLUMUMUZ ADINA DEGIL)BULDUGUMU SOYLUYORDUM, AMA YINE DE DUYGU ASENA GIBI YAZARLARA (DEDIGIN GIBI EGITMEN DAHA DOGRU) TURKIYE NIN IHTIYACI OLDUGUNU BILIYORUM. NURLAR ICINDE RAHAT UYU SEVGILI DUYGU ASENA SEN TURK INSANINA COK SEY OGRETTIN..

    By Blogger BACAKSIZ, at 3 Ağustos 2006 17:21  

  • Takılma Figen, gazetecilerin büyük çoğunluğu politikacı ile eş ayardır zaten. Saz başka vurur, söz başka söyler. Ünlü olmaya kafayı takınca da durum aynı.

    Yüzde yüzsün Bacaksız. Keşke yenileri gelse.

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Ağustos 2006 19:27  

  • Duygu Asena'nın ilk önce "Kadının Adı Yok" kitabını okumuştum, sonra da yazdıklarını alıp okudum ancak asla "iyi bir yazar" sıfatı ile aynı kefeye koymadım. Yine de, bizlerin aldığı eğitimi alacak kadar şanslı olamayanlar önünde bir pencere, bir ufuk çizgisi belirlemiş olduğuna inandığımdan, değerlidir.

    Şahsî olarak bana hiç sıcak gelmemişliği konusunda bugün de aynı düşünmekteyim.

    Ne olursa olsun, bir kadındı, bir insandı; ruhu şâd olsun.

    By Blogger Birsen Şahin, at 12 Kasım 2006 02:44  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home