Kedili Mutfaklar

Pazar, Ekim 15, 2006

Ayvanın kurtlusu, elmanın çillisi


Eve dönüyordum ki, baktım baba oğul duvarın tepesindeler. Oğlan topluyor, baba da atıyor sepete. Ben çığlık çığlığa, “Yaşasınnn, geliyor bizim kurtlu ayvalar...” Kolay değil, yine bir çeşit yılın reçeli keşfedilecek, eli kulağında.

Dün de bizim İsmail, ‘aportman görevlisi’ hani, kapıyı çalıp bahçemizin elmalarından getirmişti. Çilli çilli şeyler, hepsi başka boyda. Huriye komşumun ayvalarıyla bizim bahçe elmalarımız benim yüreğimin ferahlıkları. İlaçsız milaçsız, öylesine yetişirler her yıl. Büyümelerini gözlerken huysuzlaşırım, kıpır kıpır olur içim. Bakalım ne zaman çalacaklar kapımı göz hakkımı ödemek için, ne zaman...

İşte günler o günler, geldi bizim reçellikler. Karışık olsun diye geçirdim içimden, ayvayı elmaya katarım. Suyunu içmek için bir heves aldığım ama kupkuru çıkan kan greyfrutları da içine sokarım. Limon sıkarım, badem atarım, karanfil koyarım...


Geceden hazırlığını yaptım kafamdaki işin. O alete ne deniyorsa, hani hem rendesi hem dilimleyicisi var, işte o aletle dilimledim ayvalarla elmaları. Sıkı bir temizlik gerektirdi tabii kurtlu ayvalar, orasını oy, burasını kes; ama içinde olması gereken kurtlar yoktular. İyi oldu, bir de onları biriktirip, bahçeye indirip yeni yeni kurtçuk evleri arayacaktık kendilerine.

Dilimlenen ayva ve elmaları içine iki limon sıktığım tencereye koydukça karıştırdım ki akça pakça kalsın, kararmasınlar. Sonra da aletin bıçaklı kısmı ile sudan nasibini almamış greyfrutları kabuklarıyla doğradım. Kullandığım meyve ağırlığı iki kilo civarındaydı. Hepsi tencereye giren meyvelere, bir kilodan bir su bardağı kadar fazla şeker ilave edip bıraktım.

Reçel geleneğinde annemden öğrendiğim kadar kiloya kilo tabiri geçerli. Yani meyvesi kadar şekeri olmalı reçelin. Bu şartlarda suyunda tanesi yüzebilen reçeller yapılıyor. Kaynatma suyu da daha fazla koyularak, akışkan reçel suyu elde ediliyor. İşin adabı bu. Benim beğenilerim daha kıvamlı reçellerden yana, mümkünse sadece tanesi olsun istediğim için daha az şeker ve su kullanıyorum.

Sonuçta sabah sabah kaynattım reçelimi. Kıvamlandığında bir limonla kestirdim yine, bir avuç karanfil ve bol badem attım içine.


Bu yıl da böyle oldu bizim komşu komşuya bahçelerin reçeli.

Konu komşuya dağıldı, yarına komşuya konu çıktı.

Diyecekler ki, “Bak bu yaşımıza geldik, elmaya ayvayı katmadık, içine de greyfrut koymadık.”

Sık sık her yere sokuşturduğum badem ve karanfillerime alışmışlardı ama...

------------


www.kedilimutfaklar.blogspot.com adresimden çalıp kendi sitesine yerleştiren saygısızlara derin saygılarımla... Benim yazılarımı artık otomatik çalmıyorlar. Özellikle gelerek alıp gidiyorlar. Daha önce kendilerine yedirdiklerimin hazmi güç oldu galiba 8-))

Oya Kayacan

8 Comments:

  • ayvayi sevmiyorum ama
    ama
    ama
    elmenin herseyine bayiliyorummmmm

    ellerine saglik

    By Blogger vintage biscuit, at 15 Ekim 2006 17:26  

  • dıdıt..dıdddııtt.dıddııttt..
    kedili mutfaklar da glukoz zehirlenmesi.
    anlaşıldı tamam.
    şeker yüklendi tamam.
    bakanlar tatlı krizine giriyor tamam.
    honey cam şişesinde reçel tespit edildi tamam..
    5634 amirim kafayı yedik tamam !

    By Blogger b a v e r, at 15 Ekim 2006 19:28  

  • Greyfurt ben de koymam, fakat elma ile ayva yakisiyorlar, hem recelde, hem kompostoda. Bademi ise ince dogranmis sekilde ekliyorum, yasasin sonbahar!

    By Blogger tata, at 15 Ekim 2006 21:31  

  • Oya'cim,
    Bizim burada da var bir yigin kurtlu elma..Yani ekolojik elma.
    Bu hafta onlari degerlendiricem ben de.. cok iyi fikir yaw...
    Bir de minicik sus elmalari var,portakal ve mandalinalar var.Hepsini karisik takilayim diyorum..

    By Blogger mine, at 16 Ekim 2006 10:01  

  • Büsküüü'cüm, ayvayı sevmeli, her daim yemeli. Tatlıları müthiş lezzetlidir. Bazı yemeklere de girer ve accaip olur. Geç kalma bence, ayva yemeye başla derhal!!!
    ----------
    Ayy Baveeer, bilsen ne sevdiğim kavanozlar onlar benim. Şişman göbekleri var diye mi nedir, hiç kıyamam atmaya. Reçel yapmaya bayılıyorum. Kimseninkilere benzemiyor yaptıklarım çünkü, kendiminkilere de!
    ----------
    Greyfurt çok yakıştı sevgili Tata. Bayıldık.
    ----------
    Mine'si süs elmalarından ve mini boydaki meyvelerinden bana da ayır olur mu? İçkilemek için.

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Ekim 2006 10:19  

  • Ben hepsini seviyorum,yaşasınnn yeni bir reçel daha eklendi dağarcığımıza hemde cukkkk oturdu kolayına çıkamaz artık.Sana komşu olup göz hakkımı bizzat kapını çalıp istemek de vardı.ELLERİNE SAĞLIK,MUTLU VE TATLI BİR HAFTA SENİNLE OLSUN..

    By Blogger damak tadı, at 16 Ekim 2006 16:14  

  • Dedemin evinin bahçesinde vardı bir ekmek ayvası ağacı... Ayvalar olunca ilk olarak komşulara dağıtılırdı.."Göz hakkı" derler ya aynen dediğin gibi... Kasımpaşa'daydı dedimin evi.. Satıldı bi mütehaite verildi... Artık ne bahçesi kalmıştır ne ayvası... Büyükbabam da Anadoluhisarlıdır... Ne ağaç kaldı ne yeşil... İstanbul'un son meyveleri seninkiler sanki... Umarım artarlar ama toprak nerde?

    By Blogger esintiler..., at 16 Ekim 2006 19:22  

  • O zaman bu reçeli çok seveceksin Damak Tadı. Reçellerime yeğenlerim bayılıyor. Aylin yeğenim daha çok et ve tavuk yemekleri yanında sweet'n'sour sosmuş gibi de kullanıyor.

    Sevgili Şirin, babaannemin Cihangir'deki evinin bahçesinde de meyve ağaçları vardı. Anne dedeminkini hatırlamıyorum ama Kilyos yolunda müthiş bir araziymiş, Beykoz sırtlarıymış, falan filan. Eskiye bakıp ağlamak yersiz artık. Ne varsa elde idare edip mutlu olacağız. Gün gelecek bunlar da olmayacak.

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Ekim 2006 08:53  

Yorum Gönder

<< Home