Kedili Mutfaklar

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Yumurtanın sarısı

Şaibeli gıdadır. İlk tartışma, “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?” şeklinde başlar. Konuyu en iyi bilmesi gereken horoza danışırlar, o da “Ben kocalık görevimi yaparım gerisine karışmam,” der. Tatsız tuzsuz bir espri anlayışı yani. Sağlık konusu içinde tartışılması ise, sonunda espri boyutlarını da hayli aşarak handiyse korku ~ komedi filmi niteliğine ulaşmıştır. Türküsünde derseniz sarısından fayda yoktur.

Anadan emdiğimiz sütten sonra en iyi gıdadır diye bildiğim/iz yumurta bir kere çiğ ve de hattâ rafadan yenirse kafadan zararlıdır. İlla ki iyice pişecek, yoksa başımıza maazallah salmonella belasını saracaktır. Göze dostluğu ve kansere yaptığı iyilikler tartışılmaz olacak..., yaşlılıkta alzheimera kafa tutacak...; ancaaaak, kolesterol hallerimize etkisini sorarsanız eğer, her üç ayda bir nasıl derler quarterly, değişecek.

İlk üçte en yoğun kolesterol kaynağı olmakla suçlanacak... Derkeeeen yumurtanın içerdiği lesitinin, kolesterolü insan kanına yüklemediği öğrenilip ferahlanacak. Fakat ve fakat o sırada akla düşen soru şöyle olmalıdır. Yani yumurtadan çıkan canlılar konusunda bana öyle olur.

“Yumurta içinde acayip besinler barındırmasa yavrucuklar nasıl oluşur?"

Cevaben, “Allah kerimdir” denir ve devran döner, kalp ve damar hastalıklarına iyi gelir. Bir daha döner, yediğin yerde düşüp ölme olasılığı bile makûl bir dilde, ehli zehir bir ağızdan açıklanabilir.

İnsanoğlu ne yapar peki? Çoğunlukla yumurtayı çok sever, yer de yer.

Hele ki, kümesle benim ev arasında tek vasıta kullanarak gelmişlerse... Her biri başkaca bir tonda renklenmişse, pisliği üstündeyse... Sarısı sarı beyazı beyazsa... Böyle olduğunda ben rahat duramam, tüketmek için çareler aramaya başlarım. En sevdiğim lezzeti rafadan, ikincisi de patatesli maydanozlu omletidir.

Kıtır kıtır kızartırım rendelenmiş patatesi, bol maydanoz, istediğim gibi tuzu biberi, eklerim çırpılmış yumurtalarımı... Yerken bir sevinirim bir içim güler, anlatamam. Bu bir çocukluk tadıdır ağzımda. Bazı yemek azdır da yanına yardım diye gelmiştir sofraya. Bazı da özeldir, köftesi sebzesiyle, salatasıyla...

Meşelidir engin de dağlar meşeliiiii...


Sarısından fayda yok, kaç gel gece yarısı...

Absürd, absürd, yumurta absürd bir gıda.




7 Comments:

  • İnsanda olsa ,hayvanda olsa erkek erkektir,O işini yaptı yaa kafasını çalıştıracak sorular sormamak gerek:)Hani bukadar taze taze geldiyse eve birde çılbır olabilseymiş:)üzerine sarmısaklı yogurt ,kırmızı biberle.

    By Blogger Cafe Nino, at 5 Haziran 2008 11:16  

  • Her halini severim ben de Annoyam bu yasam timsalinin, her gün yesem; yemek isterim ama yiyemem :(
    Bilumum lipid zımbırtıları bende de bir iner; bir cıkar, ödüm kopmaz ama abartmamaya calısırım azıcık...Sizdeki görüntülerden sonra duramam gayri, bu omlet bizim aksam yemegi, ya olacak, ya olacak, baska yolu yok...
    Absürd, absürd, bence de...

    By Blogger dgül, at 5 Haziran 2008 19:17  

  • http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=%C3%A7%C4%B1lb%C4%B1r

    Sevgili Nihan, yukarıdaki adreste güzel çılbırlarım var, otlu motlu... Yüklenme adamlara bu kadar yahu...
    ----------
    Herkeste var birşeyler Demet'çiğim. Zaten neyi abartsan başına dert olarak geri dönüyor, sade yemek değil! Afiyet olsun, benim canım da hergün ister döğrusu.

    By Blogger Oya Kayacan, at 6 Haziran 2008 10:06  

  • Ah nasıl sevilmez mübarek yumurta... Her yediğimde vahşi yanımı görürüm insanoğlu olarak kendimin... Sonra düşünüürm... Yumurtasız ne olur ki. Kendi adıma konuşursam dolabım tamtakırda kalsa bir kaç yumurtam olmalı... Yumurta demek hazır yemek demek... İçimi rahatlarır benim.. "Bak aç kalmayacağım" demektir yumurta bana.. Her türlüsü sevilir tarafımdan... hele padişah sofrasından soğanlı yumurta olsa:) Ah nasıl canım çekti... Birde zeytin ezmesiyle çok ama çok severim.. Ben burda keseyim çünkü çok ama çok uzatırım bu konuyu:))

    By Blogger esintiler..., at 6 Haziran 2008 12:28  

  • Çok severim yumurtayı. Kolestrol problemimden dolayı azaltmak zorunda kaldım. "Haftada iki defa" yiyebilir mişim. Ama eskiden; bir seferde iki yumurtayı birden yerdim. Özellikle sahanda yumurta ya bayılırım...
    Kızartılmış patatesin üstüne, çırpılmış yumurtayı koyup, pişirmeyi de annem çok yapardı...

    By Blogger Ebruli, at 6 Haziran 2008 22:18  

  • aslında yumurtanın kolesterole etki etmemesi diye bir şey yoktur. etki eder ama iyi kolesterol dediğimiz HDL'ye. HDL oranını arttırarak aslında kalp ve damar hastalıklarını çok etkilemediği belirtilir. Normal anlamda hergün değilse de haftada 3 gün veya 2 gün yenebilir. İyi pişmesi hem salmonella hem de biotin adlı vitaminin emilimini engelleyen avidin için (yumurtanın beyazında bulunur) önemlidir. sitenizi ilgiyle takip ediyorum. :)

    By Blogger özge kelebek, at 8 Haziran 2008 16:00  

  • Hah işte soğanlısını da ben yemem nedense. Biliyorum kimilerine pek makbuldür, menemene de soğan koyarlar. Zeytin ezmesiyle özellikle denemiş değilim. Eskiden kanape hazırlanırken bu ikili de çok kullanılırdı, artık demode oldu o kanapeler! Pazar kahvaltımda deneyeceğim Şirin'ciğim.
    ----------
    Ebru'cuğum bak hemen senin altında yazmış Özge yumurta hakkında gerçek bilgileri. Bir de bloguna girmek gerek, ben de az önce göz attım. Diyete dair çok faydalı konular işliyor ve de zaten diyetisyenmiş.
    ----------
    Sağol Özge, ben de bundan böyle seni yakinen izlerim. Bilmiyordum inan. Verdiğin bilgiler çok faydalı. Kelebek soyadını da çok sevdim. Ben hep insanlar niye kelebek adını kullanmaz diye düşünürüm. O kadar güzel bir isim ki.

    By Blogger Oya Kayacan, at 9 Haziran 2008 14:05  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home