Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Ağustos 23, 2008

Votka dolduruşa geldi

Eski zamanlarda modası yoktu. Daha ziyade alkoliklerin tercihiydi. Kokmaz ya. İkinci sırayı da akşamcı votka-biracılar alırdı. Sifon biralı pasaj ayakçılarından Apostol'da Babam Nuri de votka-bira takılırdı.*

İşin doğrusu ya, votkaya ezelden alışkanlığım görsel. Gölköy'ün devr-i salaşında Somer'in Yeri vardı mesela. Aslen Kapalıçarşı'da antikacı olan Somer, sonradan Bodrum Göl'e yerleşip lokantacılıkla karışık pansiyonculuk da yapmaya başlamıştı. Somer canım ciğerimdi. Gittim mi yerleşir, mutfağından servisine her işe burnumu sokar, tatilin bana göre en kıvamında dozunu yaşardım. Ye iç yüz uyu. Dostlar yanaşsın teknelerle, nereye götürürlerse git, kaybol günlerce. Somer kaçmıyor ya.
Oranın işte, bir votkacı müdavimi vardı. Dürnev Tunaseli.** Günde iki büyük götüren ve rağmen ayaklarına basmayı başaran biri. Ağzına yemek namına lokma koymaz, vira içerdi. Bir gün dedim ki bir kıyak yapalım şu kadına. Cazibeli bir iki katık koyalım şişesinin yanına. O günün buluşudur bu votka yanına içi artık balık etleri dahil her ıvır zıvırla doldurulabilen sebze meyve filanlar.
Yedi mi hatırlamıyorum vallahi.
Elmaya biberli hindi salamı, bibere Yörsan'ın yörük peyniri artı kekik karışımını doldurmaksa bugüne mahsustur. Biberin tepesi alınıp içi itinayla temizlenir. Elmanın koçanı oyularak çıkartılır. Nuhu nebiden, gençliğimden ve modern çağlardan mutfağıma malolmuş üç adet oyucu & delici alet bu işler için idealdir.
İçtiğimiz Absolut. Bardaklarda minik kayısısı, mor çiçekli nane dallarıyla fevkâlbeşere nasip bir lezzet ve görsellikte. Haliyle mezesini arıyor gözler. Burada böyle. Ne içeceğimize karar vermeden girişmiyorum yanı sıra ne atıştıracağımızın hesabına. Neyin yanında ne keyif verir, bana verir de ona verir mi filan sorgulaması yapılıyor önce.

Yöntemim aperatif alma zamanlarında geçerli. Maksat yemek yemekse katı kurallar uygulayabiliyorum. "Bunu yiyor, yanında bunu içiyoruz tamam mı?" diyebiliyorum. Yanıt önemli değil! Lüferle palamutla rakı, levrekle çipurayla beyaz şarap gibi raconlar kesilip iş bitiriliyor, içersen...

Anında görüntü veren yiyeceklerle eş dost şaşırtmam çok eğlenceli oluyor. Burnumu oynattım da yaptım sanki ne yaptıysam.

Bardakçıklarından buz dumanı tüttüren Absolut Mandrin'e renk açısından kayısıcıklarım inanılmaz uygun. Daha daha renk naneden yeşil, nane çiçeğinden mor.

Dolmuş biber ve granny elma zaten renkahenk.
Yanlarında votka da dolduruşa gelip çok gidiyor.




* Burada okumamış olanlar için Babam Nuri'nin votka bira anısı var... http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=amerikan+kovboylar%C4%B1+aslan+cinotri

** Gelmiş geçmiş en etkili sese sahip spikerimiz








10 Comments:

  • Oya'cıgım, dilim dolastı, gözlerim-burnum damlamakta, votkalı yazın yine muhtesem, ısıl ısıl; inanamıyorum senin yüreginde, o güzel basının icinde kac bin cesit gökkusagı vardır, nasıl düsünüverir, hem de bu güzellikte anlatıverirsin bunları...
    Ve, biriken yazılarını geriye dogru okudugumdan (bir de bilgisayar basında uzun okumalara ne yazık ki gözlerim dayanamadıgından) simdi okudum 21 Eylül 2005 günü yüreginden dökülenleri. Simdi daha farklı renkler de görünmeye basladı sende, o essiz ebeveynlerden sana katılanlar, icine, ruhuna ve hatta ne mutlu ki bize yansıyanlar...Babacıgın nur icinde yatsın, annecigine bir kez daha diliyorum ki Allah saglıklı , mutlu uzun ömürler versin...
    Ben sana ugrayınca cok geveze oluyorum Annoyam, vallahi her zaman böyle degilim aslında.Kusuruma bakma e mi, ama cok duygulandım ve sana bin kez daha hayran oldum... Cok yasa sen...

    By Blogger dgül, at 23 Ağustos 2008 19:05  

  • Sevgili Oya,
    Gölköy,Somer,Alim,Dürnev hanım ve tabi ki o güzel ANTİK.
    Benim içinde çok keyifle geçen tatillerdi orada geçirdiklerim.1988ile 2000 arasında her yaz.
    Dürnev hanımın son yıllarında votka artık ona iyice dokunur olmuştu.
    Kabri nur dolsun.
    Sizin sayfanız benim vazgeçilmezlerimin en üstünde.
    Elinize,yüreğinize sağlık.

    By Blogger delisarayli, at 23 Ağustos 2008 22:39  

  • Demet'çiğim n'olur geveze deme kendine... Hani boş konuşuyormuş gibi oluyor geveze deyince. Halbuki ben burada her sözünü ciddiye alıp şişinip duruyorum yaaaniii 8~} Şaka bir yana, çok teşekkür ederim bütün güzel dileklerine, övgülerine. Sen de çok yaşa ama en önemlisi dilerim ki dolu dolu yaşa. Belli yaşlara ulaşınca yapacaklarını, o yaşa kadar yaptıkların belirliyor çünkü. Sevgilyle, keyifle...
    ----------
    Evet yaaa Deli Saraylı... Bodrum'un şişmeye başlamadığı zamanlardı onlar. Keyifler doğaldı! Gerçi ben çoook uzun yıllardır el etek çektim oralardan. Yol olmadığı için eşekle veya denizden motorlarla Türkbükü'ne gidenlerdenim. Bu hallerine dayanamam...
    Teşekkür ve sevgiler sana...

    By Blogger Oya Kayacan, at 24 Ağustos 2008 11:07  

  • Oya' cım eski tarihli yazın nerelere götürdü beni.

    Aym dı Herni dı eytayım henri dı eytayım aaayım ay bin meid vit dı vidoneks dooooo... henri van vas a henri mustafa viliyoresel :)))

    Abuklamıyorum vallahi... Bebekliğimde bir İngilizce şarkıymış bu... Connie Francis ...

    Orijinali de şu güldürür belki



    I’m Henry the eighth I am
    Henry the eighth I am, I am
    I got married to the widow next door
    She’s been married seven times before
    And every one was an Henry (Henry)
    She wouldn’t have a Willy or a Sam (no Sam)
    I’m her eighth old man, I’m Henry
    Henry the eighth I am

    Second verse same as the first

    I’m Henry the eighth I am
    Henry the eighth I am, I am
    I got married to the widow next door
    She’s been married seven times before
    And every one was an Henry (Henry)
    She wouldn’t have a Willy or a Sam (no Sam)
    I’m her eighth old man, I’m Henry
    Henry the eighth I am

    I’m Henry the eighth I am
    Henry the eighth I am, I am
    I got married to the widow next door
    She’s been married seven times before
    And every one was an Henry (Henry)
    She wouldn’t have a Willy or a Sam (no Sam)
    I’m her eighth old man, I’m Henry
    Henry the eighth I am

    H-E-N-R-Y
    Henry (Henry)
    Henry (Henry)
    Henry the eighth I am, I am
    Henry the eighth I am

    By Blogger Çiğdem, at 25 Ağustos 2008 13:14  

  • Senin bebekliğinde biz bunu söylüyorduk Çiğdemmmm babyyyy...
    Aynı adın koleksiyoncusunu hiç tanimadım ama alfabetik sırayla adam/kadın tavlayanları bilirim!

    By Blogger Oya Kayacan, at 25 Ağustos 2008 19:36  

  • Ben de senin gibi dolu dolu yaşayan insanlara hayranım. Allah seni de nazarlardan korusun Oya'cığım:)
    Sevgilerimle...

    By Blogger bocuruk, at 25 Ağustos 2008 21:25  

  • Keyfin daim dolsun :))

    By Blogger Boncukçu, at 27 Ağustos 2008 16:40  

  • Bocuruk ve Boncukçu'ya çok teşekkür ve bir dolu sevgiler... En kötü günümüz böyle olsun!

    By Blogger Oya Kayacan, at 27 Ağustos 2008 18:19  

  • Muhtesemmmm:) Ellerinize saglik.
    Babanıza yaradandan dilerim.Size ve kalan tüm yaşayan sevdiklerinizle sağlıklı bir ömür.
    Bu arada
    Ben de vişne likörü yapmak istiyorum şöyle taneli filan...ama cesaretim yok:)

    By Blogger Girls-on-blog, at 29 Ağustos 2008 19:30  

  • Teşekkürler... Vallahi çok marifetli bazı bloggerlar. Girls-on-blog'daki hünerli eller de izlemeye değer. Hemmen geldim iz sürdüm yaniii. Vişne likörü yapmak basit, cesarete filan gerek yok. Vişneleri al yeter ;~}

    By Blogger Oya Kayacan, at 30 Ağustos 2008 14:52  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home