Kedili Mutfaklar

Salı, Temmuz 13, 2010

Kızarmış yeşil domatesler

Bu yaz tutkum yeşil domatesler olunca (sağolasın Mine'si), ister istemez Fried Green Tomatoes at the Whistle Stop Cafe filmini hatırlamak düştü bana. Yeşil domates kızartması kesinlikle bu filmle birlikte girmiştir aklıma. Şimdi de, geç de olsa artık mutfağımda.

Polentalık mısır unumla beyaz un karışımı kullanacağım kızartmak için. Lakin ekşiyi çok sevmeme rağmen bu yeşil domateslerin ekşisine güvenemiyorum, biraz kırmak mayhoşlaştırmak gerekiyor. Hâl böyle olunca da şekerden medet ummak akıllıca geliyor bana. İkişer kaşık una bir koca kaşık pudra şekeri görüyor işimi. Kırmızı toz biber, deniz tuzu baharat ve ot karışımımla unlar ve şeker halleşiyor.


İki yumurta sarısı çırpıldı. Unlu karışımıma cajun seasoning de eklendi, o da zaten çeşitli baharatların sarmısak soğanın falan karışımı. Orta boy domatesleri dörder dilime ayırdım, kalınca olup sulu sulu kalsınlar içlerinde, dışları kıtırdak olsundu amacım. Oldu da.


Önce unlu karışıma, derken yumurtaya buladığım dilimleri kızartmak için sızma kullandım. Lezzette tavan yaptık. Dilimler kızardı bitti. Aynı sızmamın içine geri kalan iki yumurta akını çırparak attım. O da yayılıp kızardı bir güzel, çıktı dışarı. İki kocaman avuç maydanozu attım bu sefer kızartmak üzere.




Kızarmış yumurta beyazının üzerinde servis edilen kızarmış yeşil domates dilimlerini kızarmış maydanozlarla süsleyince...


... ya da dilimleri taze nanenin ferah kokusu ve görüntüsüyle başbaşa bırakınca..., çoook güzeldi çook.

----------

İşin tuhafı, ben filmin uzun uzun bölümlerinin mutfakta geçtiğini, sürekli yeşil domates kızarttıklarını falan zannediyordum. Yeniden izleyince aaaa bir de baktım ki yokmuş öyle detaylar ve de hattâ adam öldürüp kızarttıkları sahneler daha da uzun!

----------

Var mı bir bilen?

Netten edindiğim bilgilere göre kızartılan yeşil domatesler tarlada kızarmayan, hep yeşil kalan domateslermiş. Fikrimce, mevsim sonlarında turşuluk diye tezgahlara yayılan yeşil domatesler o yeşil domatesler olmalı. Var mıdır yani, kızarmayacağım ille de yeşil kalacağım diye tutturan domatesler?

14 Comments:

  • Çok güzel bir tarife benziyor, tatmadan anlatımınız güzel bir tad bıraktı bende. Tarlada ki yeşil domateslere gelince, ben de sordum kendime varmıdır böyle inatçı domatesler diye, varsa helal olsun azimlerine:)) Ellerinize sağlık...

    By Blogger bilge ve annesi, at 13 Temmuz 2010 10:51  

  • Çok yaşayın, ellerinize sağlık Oya Hanım!
    Ben de filmi izledim izleyeli "yeşil domates kızartması" nasıl olur ki diyenlerdenim. Şimdi siz test ettiğinize göre, pekala ve iyi olurmuş!
    :)

    By Blogger EKMEKCİKIZ, at 13 Temmuz 2010 10:53  

  • ben bayilirim o filme boyle bir psotum vardi galiba bir yerlerde! evet hep yesil kalan bir cins domates var kendileri su an serada buyuyor, birde zebra gibi cizgili yesil domatesler var onlarda kizarmayacagim diye tutturanlardan! bir foto yollarim zamani gelince:)

    By Blogger beste, at 13 Temmuz 2010 11:08  

  • Oya'cığım,hiç yapmadım ve yemedim de..Yeşil domateslerden Trabzon'da ki yengemizin tarlası doludur..Ya turşu kurar, ya da kavurmasını yapar,arada da canı isterse yumurtalı tavasını yapar..Şimdi sende görünce domateslerin aynı cins olduklarını farkettim..Hemen telefon açıp 1 kasa isteteyim..Veya o'na söyliyim o yapsın hemen..)

    Ellerine sağlık canım benim..Yine harikasın,yine çok tatlısın..Sevgiler..

    By Blogger Damak Tadı, at 13 Temmuz 2010 11:15  

  • hımm biz yeşil domatesle bi turşu bide lapa yaparız pek lezzetli olur bu çok başka bir tarif ellerinize sağlık

    By Blogger Aylin, at 13 Temmuz 2010 11:15  

  • Annesi varmış bak o inatçı/azimli domatesler!
    -----------
    Hani olay film içinde geçiyor ya, filimler aslında hayal mahsûlüdür ya (Annem Selma'nın tabiri!) pek ihtimal vermemişiz demek ki yeşil domateslerin de kızarabileceğine;) Neyse (tested & approved) artık gönül rahatlığı ile yapar yeriz, değil mi sevgili Ekmekçi Kız?
    ----------
    Hadi yaaa Beste... Demek oluyor ki nefes aldığımız sürece öğreneceğiz. Fotoğraf zamanını bekliyorum, özellikle zebra domatesin. Hatta Mine'sime tohum da alırız belki senden. Bir de merakım şudur ki; iyice olgunlaşıp yumuşadıkları halde mi yeşil kalıyorlar? Vallahi mi ;))
    ----------
    Sevgili Aylin, sende de Karadenizden esintiler var mıdır acaba/galiba;) Kırmızı domatesli lapaya bayılırım. Bayılmaktan da öte o kadar yani. Yeşil domatesli de yapacağım mutlaka. Ne de güzel tarifler geliyor sizlerden ben şu yeşil domates serisine başladım başlayalı...
    ---------
    Gül canım, Karadenizlilerin turşu kavurmasını (hele de fasulye kavurması) geç öğrendim ama pek sevmişimdir. Ben çeşit çeşit domates kullandım, Mine'simin serasından ne toplarsam yani. Lakin şimdi aklım şu hiç kızarmayan inatçı domateslerde!!!

    By Blogger Oya Kayacan, at 13 Temmuz 2010 11:51  

  • Ben çok severim bunu da, filmini de...beni kızarmış maydanozlar cezbetti, nasıl ola ki kızarmış maydanoz, öyle bakakaldım.

    By Blogger Açalya, at 14 Temmuz 2010 10:14  

  • Açalya'cığım, kızartma yaptığım zaman mutlaka otlar da alıyor benden nasibini. Tabak dekorunda çok cazip ve çıtır çıtır halleri ağızlarda bayram!

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Temmuz 2010 10:22  

  • Sevgili Oya,

    Yeşil domateslerin çeşit olarak bildiğimiz domatesten bir farkı yok. Normal gelişme mevsiminde, yani tarlada yetişenler için yaz aylarında, kızarmadan toplarsan "yeşil domates" olarak kullanabilirsin. Ancak, hemen hemen hiç bir yetiştirici domateslerinin iyice kızarıp lezzetlenmesini beklemeden hasat etmek istemez. O herkesin yeşilken değerlendirdiği domatetesler genellikle "geç mevsim" domatesleridir. Yani, yöresine göre Ekim ayından itibaren artık günlük sıcaklık ve güneşlenme süresinin domateslerin çabucak kızarmaları için yetersiz kaldığı dönemin domatesleri. Dalında bıraksan ve yeteri kadar vakit olsa yine de kızarır mubarekler ama bu kez de mevsim donları izin vermez. Bir gece sıcaklık -4'ün altına iniverse bütün yeşil domatesler donar, hiç bir işe yaramazlar. Zaten, çiftçiler ve bahçıvanlar Kasım ayında tarlalarını veya bostanlarını sürüp bir sonraki yılın mahsulü için hazırlamak isterler. İşte bu nedenlerle çiftçiler güz donları başlamadan tarladaki henüz kızarmamış domateslerini toplayıp ya satarlar ya da bloğunda pek güzel tarifleri olan yöntemlerden biri ile değerlendirirler.

    Mesleğimle ilgili birkaç kelam etmeme fırsat yarattığın için teşekkür ederim. Annene ve ablana selamlar.

    Cihan Koru

    By Blogger cihan koru, at 14 Temmuz 2010 13:02  

  • Geçenlerde yerler yayılmış domatesleri çürümesinler diye sopaya bağlayayım dedim. Bağlarken dallardan biri kırıldı, gitti mi 4-5 domates. Daha da yemyeşiller. Düşünmedim değil kızartmayı ya sonra dedim bunlar o raddeye bile gelememiş (yani kızartılacak, turşusu kurulacak, yemeği yapılacak). Yine de atamadım, duruyorlar. Belki deyu...

    By Blogger Tijen, at 14 Temmuz 2010 16:42  

  • Ağzına sağlık Cihan'cığım, aşağı yukarı tahmin ettiğim gibiymiş yani durum. Demek 'turşu zamanı' diye hepimize belletilen sonbahara giriş zamanı, aslında malını yakmadan satmaya çabalayan çiftçilerin yarattıkları suni bir zamanlamaymış!!!

    Esirgeme bilgilendirici kelamlarını, de ara sıra ;) Çok sevgilerimi söyle sen de eşine ve kızına...
    ---------
    Telef etme gariplerimi Tijen'ciğim, olur onlardan da bir çeşit. Mutlaka deyu ;)

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Temmuz 2010 19:26  

  • vallahi seve seve hem fotograf hemde tohum yollarim

    By Blogger beste, at 15 Temmuz 2010 17:25  

  • evet evet cihan bey demiş iyi demiş, lafı ağzımdan kapmış. ben de geçen yaz sonunda gariplerim kızaracak diye bekle bekle bir hal olup, sonra yavaştan olaya uyanarak "ayol buncağızların kızarması için gerekli ne güneş var ne sıcak, tabii böyle yemyeşil halde ederler kışı," demiş idim. ekim ortasından falan sonraydı herhalde bu olay. tabii ben doğanın doğal döngüsüne inanan (ve bunun uğruna savaş vermesi gereken!) vatandaşlardan olduğumdan onları illa mutfağa ve bilahare mideme sokma zorunluluğu hissetmeyip kendilerini toprağa ve mikroorganizmalara bırakmış idim :)) ah canım doğa, sen nelere kadirsin! temel parçalarından olan insanoğlu sana elini sürse de başının çaresine bakarsın, sürmese de...

    By Blogger candan, at 15 Temmuz 2010 23:48  

  • Evet ya, Cihan (ilkokul arkadaşım)ziraat mühendisi, doğrusunu açıkladığında rahatladım bir nevi! Yoksa değişik renkler alan domatesler gibi bu yeşiller de yeşilken yeşile geçiş yapıyorlar diye düşünmeye başlayacaktım neredeyse!
    Toprak ana dememiz boşuna değil Candan'cığım :) Ne mutlu bu keyifleri sürerek yaşayanlara.

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Temmuz 2010 09:00  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home