Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Kasım 26, 2005

Foto haber vaaaar 2...

Hayati Kaptan yaptı yine yapacağını. Sarıkanatları dizdi folyoya. Kafa yukarı kuyruk aşağı, kafa yukarı kuyruk... Minicik bir elektrikli ızgara balkonda. Tutturdu orada, ille de orada pişecekler diye. Arzu'cuğumun, "Hayati, atalım şunları büyük fırına, pişsinler işte hep bir arada," diye bütün telkinlerine rağmen, nuh dedi peygamber demedi Hayati Kaptan. Kırk kere sofradan kalkıp balkona git-gel pahasına, dörder dörder pişirildi bizim sarıkanatlar. Folyodan bohçalarımızı açtıkça paylaştık balıklarımızı. Böyle pişince balıklar hem kızarıyor hem de sulu kalıyormuş. Öğrendik. E bir de ev kokmuyor tabii, onu biliyorduk zaten. Mercan da aynen şişede durduğu gibi güzeldi. Dibine vurmadık ama lezzetin keyfine tam hedeften vurduk. Gel bir mutfak açalım senle Hayati Kaptan, dört de masa içinde. Balık + salata... Şaka şaka.

Yeni yıl hazırlıklarımıza başlayalım mı Kimsecik? Önce çıkaralım ortaya bakalım neyimiz var neyimiz yoksa. Biraz süs mutfağa, iki süs püs yaşam alanımıza... Banyoda çam şeklinde mumumuz var. Tepesinden biraz yaktık ama olsun, atacak değiliz ya. Kapı süsü almalıyız, geçen yıl postamızı getiren kuryeye hediye ettikti hani bizimkini. Ortalık yılbaşı süslerinden yıkılıyor zaten. Keyfimizce süsleriz evimizi. Bir de, o tekerlemedeki şeyden, her yıl yenisi gereken. Bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz on sarı limon, çık komşunun damına kon kırmızı don. En gereken o, müthiş kısmetlere açılacak ya yelken...

8 Comments:

  • Kimsecik cok seker bir kedi....ama, üzerinde oturdugu yastigina bayildim, buralarda yok böyle güzel seyler...
    masada ki yilbasi dekorasyonunu da begendim, ne sanslisiniz ki kirmizi meyveli Ilex bulabiliyorsunuz, ondan da bulamadim, güzel bir haftasonu dilerim, selamlar.

    By Blogger Nese, at 26 Kasım 2005 16:57  

  • Araligin ilk pazari susleyedcem ben agac(cik) imi, simdilik suslerine bakiyorum heyecanla.

    Simdi esas konu, Koray koltukta uyuklamakta, ben bilgisayarin basindayim. Aaa dedim, Mercan icmis Oya...hemmen acildi gozu, sor dedi, nasilmis, leziz miymis, neyle icmis?

    O sirada lahana dolmalarina bakiyordum, gormemistim sarikanatlari, keske de gormeseydim. Luferden bile cok severim, nasil canim istedi simdi...Eh, artik sen anlatirsin bize Mercan mi, yoksa ne? Biz bir raki listesi yaptik, butun yeni cikanlardan, bu daha cikmamisti biz geldigimizde, sen de yap bakalim tutacak mi zevklerimiz, merak ediyorum.

    Hadi, yatayim ben artik. Simdi sen yanaklarini da biriktirip en son yemisindir sarikanatlarin. Hain.

    By Blogger Deniz, at 27 Kasım 2005 01:06  

  • Neşe'cim, yorumunu okuyunca 'komşunun tavuğu komşuya kaz görünür," deyip gülümsedim. Öyle ya, biz buralardan oralara imreniriz, siz oralardan buralara. Ne diyeyim bilmem? Gerçi İstanbul artık müthiş bir alışveriş merkezi haline geldi. En adi Çin malından en büyük markalara kadar ne arasan var. Olmadı, ısmarlıyorsun en geç 15 günde mobilya bile geliyor.

    Masa dekorasyonumuza kırmızı mum alınacak. Kimsecik 'beyaz mumla yeni yıla girilmez' dedi. Eeee, emir büyük yerden:))

    By Blogger Oya Kayacan, at 27 Kasım 2005 12:29  

  • Küpkafa neden koyun oldu yaww? Cevap bekliyorum!

    Uyuyan Koray'ı bir şişe Mercan'a uyandırdım haaa? Gelelim esasa. Ben de bütün gençliğimi zamanımdaki her rakı sever genç gibi Yeni Rakı ile geçirdim. Derken bozdu kaliteyi, Kulüp dedim o günden sonra. Yıllardır, onbeş yıldan fazla eve başka rakı sokmadım. O da bozdu. Tekirdağ'a çevirdim. Şimdi rakı şişelerinin ağızlarını bilyelediler ya. Tekirdağ akmayan bir cins rakı oldu. Vur kıçına, salla, hoplat, sen de şişeyle birlikte zıpla... Mümkün değil. Artık her çıkan rakıyı alıyorum. Efe ve Mercan akıllı rakılar gibi duruyor. Efe taze üzüm diye bir şarlatanlık yaptı, bir adım önde gidiyor. Aslında rakının yapıldığı mevsim önemli malum. Bağ bozumu zamanı tazeden, sonra da kuru üzümden yapılır. Sonuçta Kulüp düzeldi ama ağzını bilyelemedi. Olsun yine ona dönüyorum, aldığım yerler kaçak rakı satabilecek yerler değil çünkü, fabrikasından direct transportation alan yerler.
    Haa bir de lokantalarda da artık çeşitlerin hepsi var. Eskiden tek seçim Yeni Rakı idi malum.

    Ah Deniz'cim vah Deniz'cim, bu balık tutkun üzüyor beni buralarda. Dediğin de doğru yani. Yanak ve beyin kısımlarını son kadehin son yudumuna saklıyorum.

    HAİN sevgilerimle Koray'a ve sana...

    By Blogger Oya Kayacan, at 27 Kasım 2005 12:51  

  • deneme yapıyorum, umarım başarılı olurum.

    By Blogger hayati, at 28 Kasım 2005 17:29  

  • Ben bu sütlaç doğaçlamasını tatmak isterim, lezzetli olduğuna eminim.Sevgiyle kal!

    By Blogger hayati, at 28 Kasım 2005 17:31  

  • Tamam Hayati'cim, bu sütlaç gibimsiyi sana da yaparım. Nisan da sever mi, kimbilir?

    By Blogger Oya Kayacan, at 29 Kasım 2005 09:13  

  • Nisan için biraz peltemsi gibi duruyor ama hiçde belli olmaz hani!

    By Blogger hayati, at 29 Kasım 2005 12:04  

Yorum Gönder

<< Home