Kedili Mutfaklar

Pazar, Kasım 06, 2005

Turuncu

Mutfağım renkli. Ben, tele tubbies misali. Bugün de turuncu ve yakışanlarını alsak yanımıza diyorum yemekte. Hem lezzetli yesek, hem de onu buna katsak ama mideyi fazla sarsmasak. Bu fikirler akılda dolaşmaya başladığında, açlık sınırları da başlanmıştır malum zorlanmaya. Dün pişen kabak tatlım turuncu ya. Bir de turuncu altlık attıralım bakalım, önce doyalım ki, sıra gelsin tatlıya.

Yeşil turuncunun ilacıdır. Bence. Bu köyden gelmiş fasulye kuruları yemyeşil işte. Ayşe kadını kurutmuşlar. Sadece kabuklarını. Güneşin, toprağın, suyun kokusu lezzeti mis gibi tutunmuş üzerine bu kabukların. “Sağlık olsun,” dedirtiyor yiyenlere. Şemşi’den bunlar, Amasya’dan. Geçtiğimiz yıl Kerim’ciğe yedirmiştik, “sağlık olsun,” demiştik. Olmadı. Sağlık bir kere elden gittikten sonra ne yapsan olmuyor galiba. İyisi mi, önceden tedbir almak.

Neyse. Tarhana pişirelim şimdi. Gözümüzü de doyursun karnımızı da. Tarhana ılık suda karıştırılarak eritildi önce ve bir kenara bırakıldı. Dört büyük tahta kaşık tepeleme doluydu, dört kişiye tıka basa doyurucu yemek oldu. Üç orta boyda havuç rendelendi tencereye, iki avuç kurutulmuş fasulye kabuğu, iki diş sarmısak eklendi. Az suda haşlandı, yumuşadı bunlar. Sürekli karıştırarak ezdiğim tarhanayı ekledim sonra. Tarhanam acılı ve yeterince tuzlu, fazlasını ilave etmedim yani. Siz de tarhananızın tadından emin olmadan tuz biber ekmeyip, bu işi sona bıraksanız iyi olur.
Bir kaç taşım kaynadı, koyulaşır gibi oldu, altı kapandı.

Bol dereotu, az sızma ile lezzetine lezzet katıldı. Üstüne üstlük tabağa alınan bir kaşık sarmısaklı yoğurtla çok güzel oldu. Mini kızarık ekmeklerin isteyen için masaya gelmeleri unutulmadı. Bayılındı, bayılındı...

Kabak tatlımda katkı iki mandalina suyu, biraz mandalina ve limon kabuğu rendesi, üç beş karanfil idi. Kabaklar fazla yumuşamadan çekip aldım suyunun içinden. Sonra daha kaynattım şerbet ağırlaşsın diye. Bir limonun suyunu ilave etmeyi de unutmadım tabii.



Zeynep’in tavsiyesi ile Carte d’Or Kurabiye Güzeli aldık. Kabak tatlısının yanına kattık. Kaymak niyetine ama serin serin. Ceviz olmazsa olmazdı, tabii ki vardı.

Karşımda da sonbahar huznüne kendi hüzünlerini katmış iki ahşap ev vardı. Sarmaşıklarını turunculu sarılı kırmızılı renklendiren ahşap ev... Yapraklarının yeşilini kışa da saklamak istercesine direnen ceviz ağacının bahçesindeki sarı pencereli ahşap ev... Onlar belki de son sonbaharı yaşıyorlar bizimle, son kışı eğer kışa çıkarlarsa. Sonra betonlaşacaklar. Sonra ne ceviz ağacı olacak dallarında kuşlar öten, ne de kertenkele peşinden sarmaşıklara tırmanan kedilerim.

Hafif yemek yiyecektim ben hani? Dertlenince unutuyorum.

6 Comments:

  • Oya'cim,
    Bu tarhana çorbasi cok degisik kardesim,ben de yapayim bari...

    By Blogger mine, at 7 Kasım 2005 12:57  

  • Mine'cim, çok leziz oldu gerçekten. Bu aralarda bende tarhana tutkusu başladı. Komşum Bursa'dan ısırganlı tarhana getirmiş, yemyeşil. Bu akşam da onu deniyorum.

    By Blogger Oya Kayacan, at 7 Kasım 2005 17:17  

  • Merhaba Oya Hn,
    Bayıldım bu çorbaya.Ben bu sene ilk kez kendim yaptım tarhanayı.Fasulye kurusunun satıldığını pek görmedim yada dikkat etmedim bugüne değin,yarın kapalıçarşı civarında olacağım .Oralarda rastlarım herhalde.Yarın,akşam ,sizin lezzetli çorbanızı deneyeceğim.
    Elleriniz dert görmesin.Isırganlısını da ,merak ettim şimdi?Resimlerini yayınlarsanız sevinirim.

    By Blogger ipek [mail adresimden ulaşın], at 7 Kasım 2005 18:10  

  • İşte İpek'çim, hatırın için ısırganlı tarhana fotoğrafı. Doğrusu bir öncekinin lezzetiyle kıyas kabul etmez ama değişik bir tat işte. Beyaz peynir katınca da gayet iyi oldu.

    Fasulye kabuğu kurusuna İstanbul'da rastlamadım hiç. Bana Amasya'dan yardımcım Şemşi getiriyor her yıl eksik olmasın.

    By Blogger Oya Kayacan, at 8 Kasım 2005 10:23  

  • Şu kurutulmuş fasulyelere takıldım ben, Annoya. Öylece salata yanında mı yiyorsun, haşlamak filan yok mu? Hiç duymamışım, çok ilginç geldi bana.

    By Blogger Burcu, at 9 Kasım 2005 16:10  

  • Sevgili Elif kabak tarifimi anlamadığına göre, belki başka anlamayanlar da olabilir. Elif'in e-postasını bu yüzden aldım aşağıya... Ben herkes mutfağa çok aşinaymış gibi yazıyorum galiba.

    Elif'çim kabak, mandalina suyu, limon ve mandalina kabukları rendesi, karanfil ve şekeri tencereye birlikte koy. Bir iki saat bırak şekeri de sulansın. Sonra ateşe koy. Çok su koyveriyor ve suyu genellikle çok fazla geliyor. Bu suyu çektirmeye kalksan kabaklar hamur olur. Bu yüzden kabakları diri halleriyle alıyoruz içinden. Tencerede kalan şekerli suyu da şerbet kıvamına getirene kadar kaynatıyoruz. Bu kaynamanın son safhalarında şerbet limonla kestiriliyor. Yani bir limon suyu katılıp bir iki taşım daha kaynatılıyor. Afiyet olsun, sevgiler...

    Kedini de her gün tara ve fırçala. Fırçaladıktan hemen sonra da ellerini biraz ıslatıp pisiciğin kafasından kuyruğuna kadar okşar gibi çek. Avuçlarında hayli tüy kalaacaktır. Evdeki tüy problemin de azalacak. Royal Canin Hair and Skin mama da bu konuda yardımcı oluyor.

    elif_tepeli@agilent.com

    Merhaba,

    Sitenizi sik sik okuyorum. Daha once yazmamistim ama. Ne guzel seyler yaziyorsunuz! Benim mutfagim da kedili bir mutfak. Gerci zaman zaman her yere dagilan kedi tuyleri yuzunden sikayet etmiyor degilim ama asil sormak istedigim baska; kabak tatlisinin yapilisini anlamadim. Kabaklar piserken mi ekleniyor mandalina suyu ve mandalina? Sonra bu suyun icinden cikarilip limon suyu eklenerek pisiriliyor? Kulaga cok hos geliyor, mandalinanin da mevsimi. Bir de nasil yapilacagini anlarsam...

    Tesekkur ederim.



    Elif

    By Blogger Oya Kayacan, at 11 Kasım 2005 18:04  

Yorum Gönder

<< Home