Kedili Mutfaklar

Pazar, Ekim 23, 2005

Saltanat kayığı

Şık bir isim takmak istedim patlıcanlarıma. Yaptığım hoşlarına gitti gibime geldi. Sanki aldılar içlerine bir nebze keyif, “Çek küreği güzelim uzanalım Göksu’ya” terennümlerine kaptırdılar kendilerini. Az sonra midelerimize inecek olan onlar değilmiş gibi sürüyorlar keyfini patlıcan kabuğundan kayıklarının.

Adam başına iki kemer patlıcan ve bir büyük patates yeter. Yıkanıp kurulanacaklar iyice, patateslerimiz de kabuklarıyla, patlıcanlar da... Sapının dibinden burnunun ucuna kadar yarılacak patlıcanlar. Koyun yere, nasıl düz durabiliyorlarsa dursunlar, sonra o duruşa gören ortayı bulup yarın orta yerlerinden. Derken fırına girecekler hep birlikte. Patates yumuşayıncaya kadar kalacaklar fırında.


Çıkışlarında, patlıcanların içini kaşıkla iyice kazıyarak bir kaba alın. Patatesleri de kabuklarından ayıklayarak aynı kaba koyacağız. İçine hoşunuza giden bir peyniri rendeleyin bol miktarda. Tuzunu ve biberini peynirin tuz miktarına göre ayarlayın. Biraz biberiye veya yoksa kekik koyun. Şimdi doldurun patlıcanların içine bu karışımı. Üzerlerine biraz daha peynir, kırmızı biber, bir kaç damla sızma ve de üstü kızarana kadar tekrar fırına.


Ne yazık ki, iki patlıcandan bir tanesinin kabuğu ziyan oldu bile. İki patlıcan içi ile bir iri patates karışımı, bir saltanat kayığının içine tam geliyor çünkü. Diğer kabuk da yemek yendikten sonra atılacak. Eh ne yapalım? Yalnız siz siz olun, patatesleri ayıklarken o muhteşem lezzetteki kabuklarını sakın atmayın.

Ben oracıkta, soyarken yedim tabii...

3 Comments:

  • Merhaba Oya hn.,
    Çok güzel olmuşlar.Oldukça basit olmaları,hafif ve lezzetli bir tarif.Elleriniz dert görmesin.

    By Blogger ipek [mail adresimden ulaşın], at 23 Ekim 2005 21:21  

  • Annoyam, bu ne güzel bir yemektir. Senin evinin kedisi olmak vardı ya.

    By Blogger ev cini, at 23 Ekim 2005 23:35  

  • Biz arkadaşlar arasında bazı, "haydi oturup birbirimizi methedelim," der basarız kahkahayı. Ama bloggerlar sayesinde artık işler değişiyor, kimilerinin on parmağında gerçekten on marifet çıkıyor karşıma; iş ciddi boyuta geldi yani. İpek Kuşçu (Nazan Kuşçu arkadaşımın bir şeysi mi olur acaba?) inanılmaz bir kadın, çantaları, hikayeleri, yemekleri ve de kedi sevgisi, KEEEDİİİİİ. Ben neden gelmiyordum peki senin oralara, daha önceleri nerelerdeydim???

    Cin'imcim, Başımın üstünde olursun, iki ayaklı kedilere de yer var tabii burada. Yemek dersen dur bir dakika. Benimkiler sabırsız kadının acele yemekleri. Yani laf aramızda, bazılarınızı okudukça dilimi ısırıyorum. Ne uğraşlar veriliyor, ne eserler çıkıyor ortaya öyle...

    By Blogger Oya Kayacan, at 24 Ekim 2005 09:01  

Yorum Gönder

<< Home