Kedili Mutfaklar

Salı, Haziran 13, 2006

Gün bugündür

Annem Selma'ya uğramak demek, mutlaka ve mutlaka boğazımdan sevdiğim bir şeyler geçecek demektir. Bugün şansıma su muhallebisi vurdu. Pudra şekeri ve çilek ezmesi ile yediğim bu inanılmaz lezzetin tarifi, aynen onun ağzından:

Bir kilo süt, birbuçuk su bardağı su, ikişer tepeleme çorba kaşığı un ve buğday nişastası. Hepsini beraber telle çırparak kaynat. Kıvama gelince ıslattığın kalıba dök.

Benden ilave: kalıp dediği yayvan bir pyrex tepsidir.

Tadı damağımda kalmasın diye üstüne bir bardak su içtim!

Su seviyorum. Aksın, yağsın, dalgalansın, ürpersin, dolsun, taşsın, temizlesin, sulasın, serinletsin, ısıtsın, donsun, çağlasın; ne yaparsa yapsın, su olsun yeter ki. Bunlar da benim böceklerim. Sümüklülerim. İki gündür bayram yerine çevirdiler ortalığı.

İstanbul'da yağmur var.

Mutluyum, mutlular.

17 Comments:

  • Gel sen buralara cos, cagla sularla yagmurlarla. Ben daha fazla cosmak istemiyorum, biraz günes ve annenin muhallebisi yeter. Hemen mutfaga gidiyorum, ben unsuz yaparim, bir de böyle deneyelim.

    By Blogger tata, at 14 Haziran 2006 09:42  

  • Su muhallebisine annem bayılır, o da gül suyu ve pudra şekeriyle seviyor. Ben de ona bir sürpriz yapayım Selma Anne'nin tarifiyle. Ona tarif için, sana da ilettiğin için çok teşekkürler.

    By Blogger Burcu, at 14 Haziran 2006 10:45  

  • ben de o muhallebiden istiyorum. agzım sulandı burada. ama peki sosu nasıl olcak ? (anneme anlatıcam da :))

    By Blogger misir, at 14 Haziran 2006 14:02  

  • Peki Tata, bizim güneşli günler geri gelince sana da göndermeye çalışırım. Ben oralara gelmiiiim n'olur. Muhallebinin unsuzu da uydu mu:-))

    Burcu'cuğum zaten işin esası odur. Anneme bakma sen, bazı fenteziii yapıyor böyle. Mis gibi gülsuyu ile ben de bayılırım. Hatta gül reçeli ile denemeye ne dersin? O da çok güzel...

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Haziran 2006 14:08  

  • Yaa Mısır'cığım, taşınsaydınız üst katıma, bir tabak da sana getirirdim annemden. Sosu sos değil ki, sadece çilek püresi, at karıştırıcıya bızzzzt yap olsun. Biz pudra şekerini herkes ağzıma göre kullansın diye meyve püresinin içine koymuyoruz. İstersen sen şekerli püre de yapabilirsin. Annene ve kuçu Mısır'a sevgiler.

    By Blogger Oya Kayacan, at 14 Haziran 2006 14:16  

  • Merhabalar

    Harika bir görüntü, canım çekti, eminim bizim evin iki cadısıda bayılır. Anneciğinin ellerine sağlık ömrüne bereket. Sevgiler
    Kübra

    By Blogger Kübra, at 14 Haziran 2006 14:21  

  • hani sümüklüler denince antipatik gibi gelse de ilk anda insanın aklına...aslında çok ama çok sempatikler değil mi ?

    By Blogger b a v e r, at 15 Haziran 2006 05:31  

  • Haydi Kübra, bir su muhallebisi için Cadılar Bayramı'nı bekleme. Yap yesin cadıcıklar.
    Private & Confidential: Teyzelerim de bana CADI der.

    Bayılıyorum sümüklülere Baver kardeşim. Bahçedekileri zararlı diye topladıkları zaman alıp koruya götürüyorum hepsini. Nasıl olsa evleri sırtlarında diye içim rahat!

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Haziran 2006 09:05  

  • Annoya, gül reçeli şahane bir fikir. Annemle ağız tatlarınız nasıl da benziyor. Buna da bayılacak.

    By Blogger Burcu, at 15 Haziran 2006 11:29  

  • Oya'cim ödüm patladı yaw..Tam su muhallebisine bakıp yutkunurken birden o sümüklüleri görünce ooooy...

    By Blogger mine, at 15 Haziran 2006 13:27  

  • Afiyet olsun annene Burcu'cuğum...

    Minesi, bak kızdırma beni, bahçendeki fareleri anlatırım sonra! Nah böööle büyüktüler, aha böööle şişman falan diye bir başlarsam:-)) Ama bir o kadar da sevimliler. Fare müthiş şirin bir hayvan zaten. Üstelik neresinden korktun bu sümüklü güzelcelerin?

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Haziran 2006 15:24  

  • Ben bu sumuklubocekleri gorunce kotu bir itiraf yazacagim. Kucukken bahcedeki sumuklubocegin uzerine tuz dokmustum. Biliyorum cok hainmisim ama merak etmistim uzerine tuz dokunce ne olur diye :(

    By Blogger ycurl, at 15 Haziran 2006 19:19  

  • Evladım Curly, bildiğin duaları arka arkaya oku. Üç gün yemeklerine hiç tuz koyma. Ertesi gün ağzını tuzla doldurup beş dakika hiç açma. Su içmek yasak. Tanrı seni affetsin.

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Haziran 2006 08:27  

  • Yok ben almiyim bu sümüklülerde... yeterince var burada, Giritte de ama ben hep uzak duruyorum onlardan :)

    By Blogger Papatya, at 17 Haziran 2006 16:00  

  • Papatya'cığım ben eskiden yerdim de! Calabrialı kayınvaldem çok güzel yapardı. Zaten dağlardan da evin çocukları toplardı salyangozları. Çok lezzetli olduğunu itiraf etmeliyim. Artık yemiyorum ama iyi bir yerde yapılmışına da hayır diyeceğimi zannetmiyorum. Üç kere haşlıyordu Mamma Rachaela, sonra da bol sarmısaklı ve domatesli bir yemeğini yapıyordu ki, offf yani. Yeşil sosla yenilen daha yaygın bulunuyor da onu da ben sevmiyorum. Çiğ tereyağ oluyor içinde, ki çiğ tereyağ benim midemi bulandırır.

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Haziran 2006 08:59  

  • oya hanım, su muhallebisinin tarifi verdiginiz zaman not etmistim, gecenlerde aklima dustu, bir heves yapayım dedim lakin tutturamadım :( siz olcuyu cok sevmiyorsunuz ya, annenize bir sorsaniz tam olcusu nedir :) sağlıklı günler dilerim, teşekkürler

    By Blogger edibe, at 7 Temmuz 2010 17:46  

  • Edibe Hanım, Annem Selma'nın tekrardan verdiği tarif aynı yazımın içinde geçen miktarlar. Ben ölçü sevmesem de annem bu konularda çok ciddidir ;) Tepeleme kaşık ölçüsünde yanılmış olabileceğinizi söyledi. Hani kaşığın tepesinde dağ gibi duracak un, tepeleme o oluyor. Nişasta ve unu, suyu yavaştan ekleyerek erite erite çevirin, sütü de yavaş katın, hep çevirerek hatta çırpma teli ile kıvama gelene kadar çevirerek yaparsanız iyi olur.

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Temmuz 2010 20:10  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home