Kedili Mutfaklar

Pazar, Haziran 18, 2006

Şu mürver meselesi...

(Biz Tuzla'nın üç gülüyüz. Ev sahibi Mine daimi, Şirinceli Candan ve ben de geçmiş Cumartesi gülleri...)

Mürver şurubu gittikçe gözüme giriyor.

Zorla sokuyorlardı önce. Şirinceli Candan kızım ile bizim Mineflora’nın Minesi sokuyordu. Oralı olmuyordum.

Derken kaptırıyorsun işte.

Kaç senedir bu böyle gidiyor. Şerbeti kaynatırlar, mürveri katarlar, limonu atarlar, sıkarlar, ezerler ederler... Sonuçta benim,“Eeeee beee, ne neee nedir bu? Bizim başımız mı kel?” hallerim başladı. Onlar da başladılar beni inletmeye.

Diyorlar ki, “Mürverler oldu olacak...” Ben çocuk gibi seviniyorum bir kenarda, eeee artık üç beş sap da bana düşecek elbet. Yok düşmedi.

“Mürverler oldu da geçti...” Hay.... Durun bakalım sevincim kursağımda kalmasın, belki de geçkininden ayırmıştır arkadaşlarım bana. Yok ayırmamışlar.

“Mürverler şuruplaştı...” Tamaaaam, işte bu, şurubundan gönderirler artık. Uğraşmam etmem, hazıra konarım. Yok göndermediler.

Ah benim temiz kalbim, iyi niyetlerim! Bu yıl mürver sezonunda ağzımı açtığımda, ikisi de demez mi, “Aaaa bilseydik getirirdik, isteseydin verirdik, söyleseydin gönderirdik...” Pes beee, peeees yani.

Patladım sonunda. “Kaç senedir yırtınıyorum yahu. Asıl ben bilseydim, isteseydiniz, söyleseydiniz o yırtılan yerlerimin fotoğraflarını gönderirdim!”

Bu çıkışım Şirinceli Candan’a da, Mineflora’nın Mine’sine de fena koydu.

(Şişelerin boylarından kimin ne verdiği belli oluyor değil mi?)

Sözün özüne gelince, dün Tuzla’dan / Mine’den birbuçuk litrelik pet şişe konsantre mürver şurubu ile döndüm. Orada içtiklerim de cabası. (Ara not: Mine’nin sadece bir tane mürver ağacı var.)

Şirinceli Candan kızım da kendi yaptığı mürver şurubu ile gelmişti bana sabah sabah! Allah sizi inandırsın elimin karışı kadar bir meyve suyu şişesi! Üstelik bir başkası için getirmiş de, o arkadaşına gidemeyince bana kısmet olmuşmuş! (İkinci ara not: Şirince’de Candan’ın etrafı namütenahi mürver ağacı ile çevriliymiş! Bu ne biçim paragraf, her cümlesi nida ile bitiyor!)


(Dekor yapraklar melisa ağacı yaprakları. Konuyla ilgisi olmasa da, onları da dün Mine'nin bahçesinden getirdim. Yaprak yaprak ayırıp dondurucuda saklayacağım. Sırası gelince ette, balıkta, çayda falan kullanırım.)

Ooooh, şimdi ya şundandır ya bundan yapıp, şuruplarımdan içe içe size Mine’nin mürver şurubu tarifini de vereyim:

İki kilo şekerle birbuçuk litre sudan şerbet yapılacak. Kıvamını tutturup altını kapatınca içine 13-14 mürver çiçeği ilave edilecek. Kapaklayıp bırakılacak bir gece. Sabah olunca tenceredeki mürver çiçekleri çıkarılacak. Aynı tencereye, sadece iki başı bıçakla kesilip atılmış dört limon, iri iri parçalara bölünüp katılacak. Bir gece de böyle bıraktık. Ertesi sabah limonları mıncık mıncık yapıyoruz anladığım kadarıyla. Sonra da süzgeçten geçirip kaldırıyoruz buzdolabına.

Bir parmak, iki parmak falan Mine’nin bardak başına ölçüsü, üstüne su. Candan derseniz neredeyse damlalıkla katıyor şurubu suya. Neyse, buradan da anlıyoruz ki, verdiği bir karışlık şişe ona epeyce dayanıyor!

(Bu fotoğrafta üç fidan var. Aralarından biri yine mürver. O da Candan'la birlikte Şirince'ye gidiyor. Büyüyecek, ağaç olacak, çiçek açacak, şurubu yapılacak...)

Dip not: http://www.mineflora.com/ ‘un Mine’si, yani benim Minesi, eğer bu anlatımda yalanım / yanlışım varsa, düzeltmeleri yorumlarda yapacak. Öyle anlaştık. (Evet, beklediğim oldu. Şurubunuzun uzun ömürlü olması için lütfen Mine'den gelen yorumu okuyun...)

Son sözden bir önce: Oya'nın istediği birkaç mürver çiçeği, elde var şişe şişe mürver şurubu...

Son söz: Ağlamayan çocuğa meme vermezler.


Mürver şurubu konusunda ciddi birşeyler okumak isteyenler için:

http://dilekce.blogspot.com/2006/06/sicaklar-bastirdi.html

Dilek bu blogu da bulmuş sonradan, harika.

http://www.deliciousdays.com/archives/2006/06/14/elderflower-bubbly-fried/

15 Comments:

  • Ah, ne kadar temiz kalpliyiz, ben de su mürver meselesine deginecektim ki sen benden atik davrandin. Olsun ben de yazacagim!

    By Blogger tata, at 18 Haziran 2006 23:17  

  • Oya'cigim merhaba,
    Bugun yani pazar gunu sabah yazini okudum, sonra ailecek yuruyuse gittik nehir kiyisina. Dilegin sayfasina da soyle bir bakmistim senden sonra. Nehir kiyisinda bir baktim koca cicekli bir agac. Acep bu mudur murver dedikleri diye yaklastim, bayagi bir benziyor.. Simdi elimde iki kocaman, avuc kadar cicek var. Tarifini uygulamadan once belki fotosunu ceker yayinlarim emin olmak icin. Tarifte 3-4 tane cicek diyor, bu dal olarak mi yoksa minik tanecikler mi??
    Yazini ilk okudugumda o kadar cok merak etmistim ki, nereden bulurum diye gecirmistim icimden. Sans iste..

    By Blogger Hanife, at 19 Haziran 2006 04:54  

  • Mürveri'm, mürver'sin, mürver! Mürver, mürverde, mürverden, mürveri, mürverin... Şimdi hepimizin aklına bunu düşürdün iyi mi? Ben oldum olası merak ederdim ama hep alt beynime atardım bu konuyu... Hani şu hazır sallama bitki çaylarının üzerinde de yazar... Mürverçiçeği, çarkıfelek bi de bamya çiçeği... Bu üçünü hep merak etmiştim... Ama sen bana bugün yine bi şey öğrettin! Aslında iki şey öğrettin!
    1- Mürveri gerçekten merak ediyormuşum..
    2_Neden merak ettiklerimi öğrenmek için üzerlerine gitmiyorum...
    Bu öğretilerin yalnızca bu konuda bile daha çok artabilir!
    Yaşam hocam!
    Saygılarımla!

    By Blogger esintiler..., at 19 Haziran 2006 08:42  

  • Tata'cığım, mürver konusu başını alıp gidecek anlaşılan. Yazacaksın tabii, fikirler artarak birleştikçe büyüyoruz.

    Baktım fotoğrafa, odur Hanife odur. Böyle rasgelen, önüme çıkan şeyler beni çok mutlu eder. Tesadüfün de bu kadarı işte. Aynı gün sen kalk mürverin ağacını bul üstelik. Çiçek adedi 13-14 demiştim yanılma, dal haliyle bir çiçek olarak kabul ediyoruz onları.. Galiba geçmek üzereler, elini çabuk tut.

    Şirin'ciğim sen de kulakları geçeceksin galiba zaman içinde, boynuz kulağı geçer misali. Bu merak yok mu bu merak, her işin başı:-))

    By Blogger Oya Kayacan, at 19 Haziran 2006 08:59  

  • ha murver elderflower mıy mıs, daha dorusu elderflowera murver mi deniyomus? e burda bicok meyvesuyunda kullanılan bi cicek o ozaman.Karısık elma-murver ya da bogurtlen-murver ya da sadece surubu pek satılır buralarda ben de alır afiyetle icerim,demek murvermis o.Bak bu yasta neler ogrettin bana :)

    By Blogger Nes london-ist, at 19 Haziran 2006 18:08  

  • Neslihan'cığım, diğer meyvelerle denemek aklımda, artık seneye. Ben de her gün üç beş birşey öğreniyorum. Biraz teknoloji, biraz yemek, biraz çevre kültür! Yaşı yok bu işin. Meraklı olmak çok güzel.

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Haziran 2006 08:53  

  • Oya'cım,
    Mürver Şurubunu doğru tarif etmişsin de sadece en sonunda 20 gr.(yarım paket) limon tuzu vardı onu yazmamışsın.
    Yarım paket limon tuzunu yarım çay bardağı suda eritip bu şuruba karıştırıyoruz ..Böylece çok uzun süre ekşimeden ,bozulmadan durabilsin diye...

    By Blogger mine, at 20 Haziran 2006 10:30  

  • Sirinceli olan arkadasiniz Candan herhalde, ben Izmir'e ne zaman gitsem , Selcuk Sirinceye uramadan geri donmuyorum.. Orasi mukemmel biryer..Sitenizde harika takip'e alinmistir :)

    By Blogger Sofram, at 21 Haziran 2006 05:13  

  • Sevgili Oya,ben kusur kalmışım bu mürver olayında.Şöyle,beynimin bir köşeciklerinde biraz bir şeyler kalmış ama yok çıkmıyor.Bunun tadına bakmam için ne yapmam lazım?Çiçekler geçiyor demişsin.Belki yolum güzel Mineye bir daha düşerse o bana tattırabilir.Burdan O'na da sana da tabi sevgilerimi yolluyorum.

    By Blogger munevver, at 21 Haziran 2006 08:22  

  • Oya'cım,
    Münevver Hn. a selam söylerim ve biraz daha Mürver Şurubum olduğunu bildiririm.Fakat ağacımda hiç çiçek kalmadı kardeş yaw...
    Sevgiler herkese..
    Seneye söz veriyorum ağaç çiçek açtığı anda kedilimutfaklara ilan asıcam sen eğer izin verirsen Oya'cım...

    By Blogger mine, at 21 Haziran 2006 09:52  

  • Sofram da Şirince aşığıymış demek. Evet Şirinceli olan Candan kızım...

    Sevgili Münevver, seni bana ilk tarif eden de Minesi olmuştu zaten:-)) Eh, ben de nane limona bayılırım...
    Yolunu mutlaka geçir Mine'den ama önceden haber ver bana kalırsa. Mürverin ağacı Samandıra'da Mineflora'nın serasında ama şurubu Tuzla'da evde zira!

    Yorumun için teşekkürler Minesi. "Mürver zamanı" diye bir mevsim ilan edeceğim seneye. Senin ilanını da asarız mevsimin üzerine:-)) Veya veyaaaa, seneye şurupları şişeleyip işi ticarete dökelim!!!
    Senin sabunculuğunun üzerine yok, bir de mürverciliğin çıksın ortaya. Hatta mürverli sabunlarımız da olsun...
    Duymayan kaldıysa eğer Minesi'nin sitesine girip baksın sabunlar için. Hem de Cumartesi sabahları 6-7 kişi bir araya gelirseniz muhteşem bir sabun kursu yapıyor Mine. Dün de TV8'de Derya Gibi programında gerçekleşti bu kurs. Kaçıranlar doğru Samandıra'ya, bu Cumartesi ve her Cumartesi sabun kursuna.

    By Blogger Oya Kayacan, at 21 Haziran 2006 12:23  

  • Oya'cim yazamiyorum siteni hep ziyaret ettigim halde yazamiyorum Blogger
    kontom yok. Ama bu sefer dayanamadim buradan özel mesaj yolluyorum :)
    Mürver cicegi ve meyvesi benim en cok sevdigim cicek ve meyvelerdendir
    Almanyada her yerde bol hele simdi tam zamani, yakinda bende sitemde
    bahsetmek istiyorum. Likörünü yapmak simdiden sart oldu desem yeri var :))
    Cok güzel anlatmissin ne diyeyim ellerine saglik :))

    sevgiler canim

    Özgül Obuz
    o@obuz.org
    www.soframiz.de

    By Blogger Oya Kayacan, at 22 Haziran 2006 00:09  

  • Oya merhaba! Teknoloji sayesinde bana link verdigini gordum. Adini sozlukten buldugum bu cicegin Turkiye'de adinin sozlukteki ile ayni oldugunu(herzaman olmuyor cunku) ve bu agacin oldugunu, bilindigini okumak cok bilgilendirici oldu benim icin. Mevsimi olunca bir cok kafada murver varmis zaten varmis:) Iyiki durtulmus bloglara aktarilmis:)
    Kocaman sevgiler

    By Blogger dilek, at 22 Haziran 2006 14:11  

  • Dilek'cim, suc bende, sana iki satir yazayim dedikce yazamadim nedense!!! Neyse, teknoloji sagolsun!

    By Blogger Oya Kayacan, at 22 Haziran 2006 15:14  

  • Oya'cigim,
    ben recelini de yaptim bunun:) Harika oldu tek kelimeyle... Ozgul verdi tarifini.. Belki denemek istersen tarifi yayinladim:)
    Sevgiyle kal....
    Minnoslari kokladim:)

    By Blogger Hanife, at 25 Haziran 2006 06:58  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home