Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Temmuz 28, 2007

Karayemişler olduuuu...


Komşu komşu huuuu,

yıllardır beni aldattınız. Balkoncuğuma bitişik ağacınızın karayemişlerini ne yediniz, ne yedirdiniz. Zehirliymiş dediniz. Çarşamba günü Kuzguncuk'ta pazarcı demez mi, her derde devadır, laz kirazıdır. Okumasını bilene MWÜo Lazca adıdır.

Derken bakındım tabii internet denen sağ kolumuzun sağına soluna. Ufaktan bir zehir numarası var ama nefes almak daha zehirli bence. Daha yemeyin siz e mi, bakın bakalım seyrine.


Fotoğrafta görülen şıklaştırılmış yeme de yanında yat durumu değil votka yanında ikram şeklidir.

İkrama ilaveten evsahibesi, "karayemişun dali, sevdaliyum sevdali," türküsünü terennüme yeltenmektedir.

12 Comments:

  • Demek zehirliymis !..
    Cornus mas'inda cok zehirli oldugunu sanirlar bazende dikimini yaptigim zaman bana kizardilar.
    Alamanlar Türklerin torba torba topladiklarini görünce de kis kis gülerlerdi.
    Beni ikaz ettikleri zamanda bende yalniz Türklerin genetik yapisi dolayisyle dökunmadigini söylerdim.
    Tipki yazinizdaki gibi.
    Pardon Cornus mas'in türkcesini yazmayi unutmusum.KIZILCIK.
    Saygilar.

    By Blogger ERDIL, at 28 Temmuz 2007 17:48  

  • sevgili oya hanım, bilgisayarda film izliyordum, bir ara siteye girdim, yorumunuzu gördüm. lütfen iyi olun, canınızı sıkmayın. bunlar boş laf biliyorum. ama sizin kederlenmeniz demek, eni konu büyük bir şey. çünüki siz hep bir yolunu bulursunuz neşelenmenin. yine bulacaksınız.

    kendinize de çok iyi bakın.

    sevgilerimle.

    By Blogger endiseliperi, at 28 Temmuz 2007 23:58  

  • Oya hanım biz ona taflan deriz.Daha zehirleneni duymadım. Yediğiniz de ağzınızda buruk bir tat bırakır. Valla yengem turşusunu bile yapmıştı geçen yıllarda. Bizim sokakta da bir taflan ağacı var. Görünce Orduyu hatırlatır bana hep. Sevgiler size

    By Anonymous lale, at 29 Temmuz 2007 01:43  

  • Hahaaaa Erdil Bey, ben öyle bir cornus mas'cıyımdır ki, sormayın gitsin! Çocukken annemin uyarılarını da kaale almazdım hiç, hani kabız yapma halini. Yapmazdı da, bol bol yediğime göre. Şimdi de reçeli ve şerbetini her yıl yapar koyarım bir kenara. Almanları fazla tanımam. Bir zamanlar iş icabı sıkça gider gelirdim de, kendilerini zaten kabız bulurdum nedense 8~} Yesinler yani, bir şey olmaz!))) Saygılar benden de efendim...
    ----------
    Peri'ciğim özelimde keyfim iyi. Var gücümle asılıyorum kendime, aileme, yakınlarıma.
    Az uzakta çevreme bakınca, ülkemi gözleyince ise duyarlılığım had safhada. Doğru, iyi, güzel, dürüst vs. kavramları bir daha yerine koyulamayacak / onarılamayacak şekilde değişti. Karşılıksız parmak oynatmaz oldu, ruhsuz, duyarsız oldu insanlar.
    Kayıtsız kalmak bana çare değil. Neşemi de bozmaz ama. Sağol...
    ----------
    Ha yaşa Lale'ciğim, kafamda bir soru daha çözüldü bak. Demek hep taflan taflan diye duyduğumuz karayemişmiş. (Aaa, şimdi baktım, bir de otumsusu var taflanın, daha neye yaradığını okumadım ama...)
    Benim aldıklarım kırmızı, aynı adamda bir de buruşuk siyahları vardı. Adı ile uyuşan o hali, belki de kararınca daha lezzetli oluyordur diye düşündüm ama görünümü güzel değil diye tadına bile bakmadım.
    Tek başına reçel veya turşusunu düşünmedim değil ama pek lezzetli olacağını zannetmiyorum. Yengene sormalı bu işi. İçki yanında keyifli oldu ama. Sevgiler...

    By Blogger Oya Kayacan, at 29 Temmuz 2007 11:42  

  • Kara Yemiş, doğu karadenizde yaygındır. Nenoni şu sıralar oralarda. Anneannenin arka bahçesindeki 2 karayemiş duruyorsa hala, bizim yerimize de yiyiversin bari :)

    By Blogger Boncukçu, at 30 Temmuz 2007 08:29  

  • Aaa! Ben de bunu zehirli sanırdım, öyle dedilerdi, tadına bakmak da nedense hiç aklıma gelmedi -salak kafam. Ama ben taflanı başka şey bilirdim, bu muymuş?

    Kızılcık sevmenize ise çok sevindim Oya hanımcığım. Ben geçen yıl onun turşusunu yapmıştım. Bir kilo kızılcığı bir oturuşta yiyebilirim!

    Sevgiler.

    By Anonymous metin-thePoor, at 30 Temmuz 2007 08:47  

  • Boncukçu'nun dediğini duydun değil mi Nenoni? Bizim için de ye 8~} Arayıp gördüğüm kadar turşusu ve turşusunun kavurması çok yapılıyor Karadeniz'de. Sadece salamuraya basılıyormuş, fotoğrafta dallarıyla filan yapılmış hali vardı, çok da dekoratif.
    ----------
    Yaaa, sevgili Metin-thePoor, yediklerimiz yemediklerimizin yanında kocaman bir hiç sanki. Kimbilir neler var doğada bilmedik, ulaşılamadık, yalan yanlış tanıyıp tadılmadık... Taflan sözcüğü beni de çok şaşırttı bu yüzden...
    Yaşasın kızılcıkseverler, yerim de, içerim de, reçel de yaparım hatta bu yıl tavsiye üzerine turşusunu bile kurarım. Sevgiler...

    By Blogger Oya Kayacan, at 30 Temmuz 2007 10:13  

  • ya ben bu karayemişi ne zamnadır arar dururum. bir kere tesadüf bir karadenizli amca görüp yoldan satın almıştık. o gün bugündür ararım:) zira hoşaf gibi kaynatınca inanamazsınız neler oluyor bu meyveden. aynı ameretto oluyor. nasıl olduğunu ben de çözemedim. anlatıp da kimseciklere inandıramıyordum, kuzguncuk yolları mı gözüktü şimdi bize? ne yapalım, gideriz :))

    By Blogger tugce:-), at 1 Ağustos 2007 09:02  

  • Tuğçe, biz aramızda böyle kaynata kaynata, daha ne keşifler yaparız. Şu amaretto lafı kulağıma o kadar güzel geldi. Doğrusunu istersen karayemişin tadı çok özellikli olmadığı için pişirmeye kaynatmaya falan kalkışmadım ben. Amma sen amaretto deyince taşlar yerli yerine oturdu. Evet o lezzet buradan çıkabilir.
    Bugün çarşamba, pazara uğramaya vakit kalırsa hayatımda... Sen de gelebilirsen eğer, İcadiye'den pazara girince solda ilk tahtalardan birinde bu pazarcı. Bahçe eriği de çok güzel, tavsiye ederim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 1 Ağustos 2007 11:06  

  • Tuğçe'ciğim, kaynattım karayemişi. İkiyüzelli grama altı dolu kaşık şeker koydum. Amaretto veya frangelica likörlerinde esas olan acıbademli tada ulaşamadımsa da, hoş oldu vallahi. Şimdi bir miktar kanyakın alkolünü yakıp uçurarak karıştırmak istiyorum. Acıbaden aroması da bulup koyabilirsem ne ala, bakalım neye benzeyecek.

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Ağustos 2007 13:01  

  • ah taflan ahh. bu yaz yiyemeden geldim turkiyeden. bunun zehirli olabilecegini ilk sizden okudum.

    taflani yedikten sonra dislerde ve dudakta renk birakir. rahmetli babaannem taflan yedikten sonra hep sunu derdi: 'yedim taflani oldum kari' kari kelimesini de rujlu sehirli kadinlar icin derdi.

    fotografi bile bana cok sey hatirlatti tekrar.

    sevgilerimle,

    hatice bayrak

    By Anonymous Adsız, at 8 Ağustos 2007 16:05  

  • Babaanne'nin lafına bayıldım Hatice 8~} Artık seneye doya doya yersin inşallah, taflan zamanı burada olursan yine... Sevgilerimle.

    By Blogger Oya Kayacan, at 8 Ağustos 2007 18:21  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home