Kedili Mutfaklar

Salı, Temmuz 24, 2007

Karpuz suyunda domates filmi


Oya, bir dizi çıkar uğruna yollara düşmeye, kiminin bağına, kiminin bahçesine musallat olmaya devam etmektedir. Bugün de Oya’nın domatesi bol bulduğu günlerden bir gündür. “Ye iç gül eğlen dostlar, ehlem ve sehlem dostlar,” diye mırıldanarak mutfağa girer. Bu girişte, sağından Kimsecik solundan ise Cancan refakat etmekte, domateslerin ne hale geleceğini en az Oya kadar onlar da merak etmektedirler.

Fakat o da ne? Kamera mutfağın sol köşesinde yatan kocaman bir karpuza pan yapmaz mı? Pan yapıldığını hisseden karpuz, arka planını flulaştırıp kendini ön planda oynatmaya başlamaz mı?
Böyle başladı işte karpuz suyunda domates pişirmenin öyküsü.
Önce domateslerimi unutup karpuzumu kesmeye daldım. Eyvah, karpuz fena halde su kaybediyor. Kendinden şekerli enfes bir su. Gel tencere gel tencere, karpuz sularını topla içine. Yetmedi dilimin dibini de kazıya kazıya aktaralım tencereye. Yaaa ne karpuz bu be, kabuğunu sıkınca da suyu çıkıyor. Velhasıl tencere, billahi sırf sizlere yaranmak için tarttım ki, darası hariç 1.250 geliyor.

Kararım kesin, domateslerim karpuz suyunda marmelat olacaktır. Kabuklarda kalan kırmızılıklarla, bir kocaman dilim karpuz da domatese ilave edilecektir.

Kabuğu ve çekirdekleriyle gelişigüzel dilimlenen 1.250 domates de böylece giriyor tencereye. Bir kilo şeker, iki limon kabuğu rendesi ve suyu, karanfil taneleri ve tarçın çubuğu ile başlıyor ağır ağır kaynamaya.
İyi halli bir karışım olduğuna kalıbımı basarım. Kabarmıyor, köpüklenmiyor, başında bekletmiyor yani adamı. Unutma, git arada bir göz at, karıştır yeter.
Uzun uzun kaynatıyorum, ateşi hep düşük tutuyorum, karpuzlu domatesin kırmızısı gittikçe koyulaşıyor. Bu kaynama, domatesler yaklaşık eriyene kadar sürecek. Zaman biraz uzayacak ama siz bu arada TV seyrederek ütü yapıyor, kitap okuyup poponuzu kaşıyor, vesairesiniz.
Derken, reçel yapma adetlerine göre yarı koyulaşan tencere muhteviyatını tel süzgeçten geçirin. Elinizde büyük bir tahta kaşıkla uzun uzun eziyor, neredeyse pazulaşma gerektiren kol kuvveti ile ve de sonunda domatesin yarım avuç falan çekirdeğiyle kabuğu kalana kadar uğraşıyorsunuz.

Tekrar kaynamaya alın ağır ağır. Bu arada ben üç kesme şeker kadar lohusa şekeri kattım içine. Biraz köpüklenerek kaynadı da kaynadı, karpuzun suyu ile domatesin suyu sonunda azalmaya, kaşığın ucundan pıt pıt damlamaya başladı. Zannedersiniz ki tamam, iş bitti. Hayır bitmedi. Bir kahve fincanı grappa ile bir çay kaşığı vanilya kattım içine.
Boooom. Fokur fokur fokur. Daha daha fokur.
Fokurdarken değişen koku, değişen kokuyla beraber karamelize olma hali...
Ne bu şimdi?
Carpe diem,” der Oya. "Zaman şimdiki zamandır, şimdiki zamandan başka zaman yoktur. O şimdiki zamanda elinden geleni ardına koymayacaksın."
Kimsecik ve Cancan, "Annoya etli reçel keşfedene kadar mutfaktan çıkmayacağız," diye direnişe geçerler.
Film biter.

17 Comments:

  • Valla Sn.Oya kardesimin tarifi bastan sona kadar okudum.Pes diyecektim vaz gectim senin blog'unda evvel bir blog'a yazmis oldugum yorumun kirintilari kalmisdi bosalmaya yüz tutmus beynimde.Bu tarif keske meydanlarda ne dedikleri veya hepimizin bildiklerini anlatmayip su güzelim tarifi yapsalardi.En azindan bir kac millet vekili daha cikartilardi.Tariflerini okumakla biraz olsun kafamda ki sisleri dagitmaya calisiyorum.Kalemine sevgi dolu yeniliklere devam.
    Saygilarla.

    By Blogger ERDIL, at 24 Temmuz 2007 12:13  

  • Oyacığım,
    Sana bir mail attım, kayacanoya@gmail adresine, böyle bir adres vardır inşallah, yanlış hatırlamıyorum? Eğer yanlışsa söyle yeni adrese atayım olur mu?
    Sevgilerimle,

    By Blogger Margot, at 24 Temmuz 2007 12:27  

  • experimental kitchen diye buna derim ben!

    By Blogger Nes london-ist, at 24 Temmuz 2007 19:08  

  • Sevgili Erdil Bey, bazı ben de kendi kendime "pes" diyebiliyorum. Böyle olur olmaz işleri oldurunca... Sisler kolay dağılmayacak, hatta gittikçe yoğunlaşarak inecek sanırım tepemize.
    ----------
    Ne sevindim Margot, ne sevindiiiiim...
    ----------
    Küçük Prens'in ayacıklarından öp benim için Neslosh. Ya sahi, böyle kalorifer yakacak kadar soğuk da ne oluyor sizin oralarda?

    By Blogger Oya Kayacan, at 24 Temmuz 2007 19:48  

  • Domates reçeli mi?Hakikaten etten reçel yapacağın anı bekliyorum:)

    By Blogger Nenoni, at 25 Temmuz 2007 11:59  

  • Küçüğüm sanırım ilkokula daha başlamamışım, annemle gezmedeyiz, evin hanımı domates reçeli yaptığını söylüyor ve tattırmaya getiriyor bir miktar. Koltukların arasında ayaktayım, tabak önümden diğer koltuğa uzatılırken ev sahibi bana da verilmesini söylüyor ama annem o küçük anlamaz tarzı bir çümle kuruyor, yiyemiyorum. Yıllarca unutmuyorum hatırlattıkça annem üzülüyor ve geçen yıl bir tarif bulup domates reçelini yapıp yediriyor bana. Tarifte kireçe yatırılmak gibi bir durum var. Yani senin yaptığın çok daha pratik ve yapılabilir. Yapmalı ve kızlara yedirmeli yukarıdaki anı eşliğinde. Bu arada o kadar güzel bir yazı yazmışsın ki hiçbir cümleyi atlamadan okudum, sıkılmadan. Ellerine sağlık:)
    Sevgilerimle...

    By Blogger bocuruk, at 25 Temmuz 2007 12:09  

  • Güzel gözlerine hayran olduğum Kimsecik!

    Annoya' ya rica ediyorsun biraz karaciğer alıyor. İçine bir havuç, bir patates, biraz da bulgur katıp iyice pişiriyor. Sonra bızzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzt yapıyor onları suyuyla birlikte...

    Yakışıklı oğlunla birlikte şapır şupur yiyorsun. Annoya ama kolesterol filan derse de Çiğdem ablam ısmarladı. Bi öğünden bişi olmazmış diyorsun :-)

    Tatlı patilerinden öpüyorum.

    By Blogger Çiğdem, at 25 Temmuz 2007 14:47  

  • Nenoni, domates reçelinin aslı bu değil tabii. Bocuruk'un anlattığı kireçte yatan domatesler gerçekten çok lezzetli olur. Bozcaaada menşeli olanları bulman kolay, en azından internetten. Uzun amerikan domateslerinden yapılır ve mımmmm.
    Yaparım yani reçelin etlisini de, 'chutney' etle de yendiğine göre, etli chutney mesela. İnanır mısın hayatımda bir kere, sadece bir kere, ilk evliliğimde daha pek mutfakla sırnaşık değilken, tadı hoş olmayan bir menemen yapmıştım. O da sanırım hala ki, bozuk bir yumurtadan kaynaklanıyordu!!
    ----------
    Üzüldüm be Bocuruk. Hep çocuklar anlamaz zannederler de, görüyor musun ne biçim etkileniyorlar aslında? Nenoni'ye dediğim gibi, sen de Bozcaada reçellerinden al mutlaka. Muhteşem lezzetliler.
    Benim yaptığımı yaparsan eğer, reçel gibi yemek için en son grappa ve karamelize faslını iptal et. Ben de bir küçük çanak ayırdım o aşamada. Çok lezzetli.
    ----------
    Yeşil gözlerimden muhabbet mi kaptın Çiğdem Abla? Şimdi bu Annoya'mız var ya, bazı sağ tarafına rastlar, senede bir gün mesela, bana ızgara yaprak ciğer yedirir. Sebzeli bulgurlu filan yemiyorum ciğeri. Kabaklı tavuk severdim ama artık onu da vermiyor. Bizim beslenmemiz Müftüoğlu doktorun bile gözlerini yaşartır vallahi. Oğlum Cancan dersen hiç ciğer sevmiyor. O karides filan sever, deniz mahsullari ve bonfile sever. Lüküs hayat sever.
    Neyse, patilerim emrine amade be Çiğdem Abla.

    By Blogger Oya Kayacan, at 25 Temmuz 2007 21:07  

  • Şaşkınım, hayranım, ağzım bir karış açık...

    By Blogger Aslı, at 26 Temmuz 2007 09:59  

  • Aslı'cığım seni son okuduğumda çıldırmış vaziyette güzel yemekler yapıyordun. Hafta sonu yine oralarda olacağım bakalım ne yenilikler var. Mutfak hep bildiğin yemekleri yaparsan geriye sayıyor. Aynı yemekleri daha güzel yapmayı öğreniyorsun, el becerisi gibi bir şey oluyor. Otur dantel ör, hep aynı model hep aynı model...,gibi. Keşifler ve icatlar diye aylık bir kitapçık çıkardı ben küçükken. Bayılırdım 8~}

    By Blogger Oya Kayacan, at 26 Temmuz 2007 19:30  

  • Canım Oya,

    tarifi okurken gülmekten mi, ağzım on karış reçelin içindeki malzemeleri gözlerimi pörtletmek suretiyle yeniden yeniden bakmaktanmı bilmem yüzümdeki her türlü kas ağrımaya başaldı...

    Ellerine, kalemine, aklına sağlık.

    Ama sormak istiyorum tadı neye benziyordu. ben hayal edemiyorumda...

    Ve yapmamak için kendimi tutuyorum. Denemek istiyorum.. :))

    By Anonymous zerrin - misss, at 26 Temmuz 2007 19:57  

  • Domates tadı baskın. Karpuz suyu şeker yerine kullanılmış gibi. Domates ekşimsi olduğu için zaten kiloya kilo şeker kullanacağıma daha az koyarak biraz da karpuzun tadından faydalandım. Aslında sadece karpuz suyu ile (şeker hiç koymadan) bazı reçelimsi tatlılar yapılabileceğini aklımın bir köşesine yazdım. Lohusa şekerleri artık eski lezzetlerinde değil, zencefil kokmuyor bile; boyalı toz şeker resmen. Koymasasaydım da olurdu. Karanfil ve tarçın azıcık hissediliyor, iyi de oluyor. Grappa bir son dakika muzipliği idi. Koymadan ayırdım bir tabak kenara. (O tam reçel işte. Limon kabuğu ve suyunun ekşiliği de çok hoş hissediliyor.) Grappadan sonra fokurdatarak elde ettiğim hafif karamelize tat, tartlarda, bisküvilerde filan muhteşem olur. İşte böyle Zerrin'ciğim. Dene bakalım, bir iki derken deneme mutfaklarında çok eğlendiğini hissedeceksin. Missss gibi öptüüüm.

    By Blogger Oya Kayacan, at 27 Temmuz 2007 09:31  

  • Oya' cığım,

    Karpuz suyuyla çilek denedim. İlla ki şeker kullanmadan yapacağım ya... Karpuz suyunu kaynattım kaynattım neredeyse pekmez gibi oldu, sonra çilekler cup içeri. Tadı güzel oluyor ama buzdolabında tutulmaz ise küfleniyor ne yazık ki... Bildiğin bir yol var mı bu küfü engelleyecek?

    By Blogger Çiğdem, at 27 Temmuz 2007 12:30  

  • ahoyacığım ak kedimi ......
    yazına mesaj bırakacaktım oysaki...sevgiler..

    By Blogger daimamutfak, at 27 Temmuz 2007 15:28  

  • Hayır Çiğdem'ciğim bilmiyorum. Sadece az yapıyorum ve senin gibi buzdolabında tutuyorum. Kaynar suyla sterilize edilmiş kavanozlara reçeli ocaktan indirir indirmez koyarak kapatıp başaşağı ederek, sanki konserve edermiş gibi denemekte de fayda var.
    ----------
    Neriman'cığım, sana da yazdım yorumumda, benim ümidim var. Bir arkadaşımın Puki'sini, bütün civara fotoğraflarını asarak, 10 gün sonra gelen bir telefon haberiyle buldular. Puki de kaybolduğunda 15 yaşındaydı. Hepimiz ümidi kesmiştik ki.... Arayın lütfen.

    By Blogger Oya Kayacan, at 27 Temmuz 2007 16:57  

  • Canımın sıkıntısında, bir pazartesi sabahı bu yazıyı okumak, yazınızın güzelliğine gömülmek, karpuzun suyuyla domatesin etinin nasıl birbirleriyle buluştuğunu zihnimde canlandırmak iyi geldi. Çok şekersiniz siz Oya Hanım, çok seviyorum sizi de valla.

    By Anonymous metin-thePoor, at 30 Temmuz 2007 08:53  

  • Sevgili Metin-thePoor, Pazartesi'ne keyif kattığım için çok mutluyum. Ayy bu saat oldu daha evdeyim ben yahu, bana da iyi geldi doğrusu bir elimde kahveyle eş dost arasında dolaşmak. İyi huylu bir hafta olur inşallah!

    By Blogger Oya Kayacan, at 30 Temmuz 2007 10:48  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home