Kedili Mutfaklar

Pazar, Eylül 09, 2007

Lâpa ve pizzası

Canımın istediği lâpa olunca hemen yaptım. Domatesli yaz lâpası. Acele, kolay tarafından. Nasıl da keyifli yedim anlatamam, hafiften Urfa acısı da gezdirince hele üzerine.

Yine elimi bol tutmuşum tabii. Ah o bir gün önce tatlı tatlı yediğim, tadına doyamadığım lâpam ertesi gün sanki hasta lâpası gibi bakmıyor mu yüzüme?
Hani çocukmuşum, midemi çok bozmuşum, annem Selma bol limonlu lâpayı sürmüş önüme. Yersen. Sevmiyor değilim ekşi ekşi ama hastayım ya, nazlanacağım elbet.
Hah işte, sanki o günlermiş gibi başlıyorum kendi lâpama da nazlanmaya; gitti gidecek az daha, dam üstüne, kuşlara.
O ara aklıma kızarmış pirinci ne kadar sevdiğim geliyor. Diyorum ki kendime, "Aç şunun altını iyice, kurusun kızarsın, kızarmış lâpa olsun..."
Azıcık sızma tavaya, sızma kızınca pirinçler içine bastıra bastıra... Ah oh ne güzel, kenarlardan da toplaya yuvarlaya pirinçleri, altı kızardı. Çevir, tabak yardımıyla tersyüz et yani... Sonra bir daha çevir ve o anda benim aklıma gelen veya senin aklına gelecek olanla süsle pirinç pizzanı.

(Annoya'm bu yaptığına da bayılacak. Muhteşem oldu sanki. Kulak gölgemden anlayacağınız üzere ben Cancan, parmesan kokusuyla nefsimi körletiyorum! Tıklayın sizinki de körlensin.)

Parmesan dilimledim ince ince, dilim zeytinlerimden ve pizza seasoning kullandım. Lâpam da nefis domates lezzetindeydi zaten.

Bu pizzaya bayılacağımı Cancan demedi demeyin.

19 Comments:

  • Bu nasıl bir şirin pizza böyle yaw...Harika gorukuyor...:))
    Lapa ikenki hali de hoş..Çok da lezzetlidir eminim...
    Ben de yapsam diyorum...?

    By Anonymous Adsız, at 9 Eylül 2007 13:34  

  • Pilavın özellikle yanmaya yakın, dibi tutmuş, kızarmış kısmını eskiden kendime alırdım. Şimdi bir de Merve çıktı buna bayılan:) Hiç aklıma gelmemişti doğrusu özellikle kızartmak. Lapa hep hastalık yemeği olarak yenir ama senin lapa o kadar güzel görünüyor ki özellikle yapmak lazım:) Ellerine sağlık.
    Sevgilerimle...

    By Blogger bocuruk, at 10 Eylül 2007 08:43  

  • Lâpa deyip geçmeyelim Mine'si. Yap valla, keyifle yersiniz.
    ----------
    Eveeet Bocuruk, bizim ailede de pilav tenceresinin dibi tutarsa pek makbule geçer. Bak bu pizzamsı çok hoşunuza gidecek, büyükçe bir teflonda yaparsan herkese yeter üstelik...

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Eylül 2007 10:07  

  • Düğününde kar yağacak Oya :)
    öyle der bizimkiler.
    Dibi tutan pilavı yiyenin düğününde kar yağarmış :P
    Sen hepsini kızartmışsın :)

    By Blogger kuzine, at 10 Eylül 2007 14:22  

  • Kar, düğün??? Lâpa lâpa yağsa bari, hem de kırmızı kırmızı yağsa... Eh ben evlenirsem önemli bir şey olmalı yaniiii Kuzeeeen...

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Eylül 2007 16:30  

  • Ya kıyamam ben kızıma... Akşam kalan pilavı kızarttım mis gibi. Üzerine biraz macar salam ekledim, zeytini çıkarttım. Permesan yerine sepet peyniri rendeledim. Kızım kıtır kıtır pilav diye şapır şupur yedi.

    6 yaşında yiyenlerin düğününde kar yağmaz di mi?

    By Blogger Çiğdem, at 11 Eylül 2007 08:35  

  • Elif kıza bu 'Oyacığının' tarifi demiş miydin? Afiyetler olsun benim canıma. Senin de ellerine sağlık Çiğdem'ciğim, artan pilav değerlendirmek için harika bir tarif oldu bence.
    Bir kere yemeye bakıyormuş bu iş. Karlı bir günde evlenecek senin kız çaresiz, değil mi Kuzen?

    By Blogger Oya Kayacan, at 11 Eylül 2007 10:03  

  • Dedim tabii. Oyuncak telefonundan "eline sağlık Oya' cım" dedi duymadın mı? :-)

    By Blogger Çiğdem, at 11 Eylül 2007 14:38  

  • Oya'cığım senin bu dahiyane buluşlarına hayran olmamak elde değil.Lapa o kadar değişik görünüyor ki hemen eve koşup yapmak geldi içimden..))
    Lapa lapa olalı böyle değişim hiç yaşamamıştır.Harikasın canım!
    Senle komşu olsaydık ne fikirler çıkardı bizden..))Ellerine sağlık Oya'cığım.

    Sevgilerimle..

    Not:damak_tad@mynet.com adresine zahmet olmazsa bir mail atabilir misin Oya'cığım?Aslında sana sabah yazıp akşama halledecektim,sanırım geçiktim.Belkide gecikmemişimdir??

    By Blogger damak tadı, at 11 Eylül 2007 16:45  

  • İşte buluş buna denir! Harika ya, sizin böyle aklıma dahi gelmeyecek şeyler deneyip bulmanıza bayılıyorum. Ben bazen hazır tarifleri bile tutturamıyorken siz nasıl oluyorda daha önce hiç yapmamış olduğunuz şeylerde bile kendiniz üretip başarılı oluyorsunuz?

    By Anonymous Naile, at 11 Eylül 2007 18:01  

  • Bi taneeeem, torasan incirleri mi yoksa? Hemmen atıyorum bir e-mail!
    Doğru ya yakın yaşasaydık eğer, akıl akıldan üstün çalışırdı mutfaklarımız. Ama şimdi de halimiz pek aşağı kalır gibi değil. Baksana şu bloglaşma halimizden beri yaşananlara. Resmen denemeci / uygulamacı / yaratıcı güçler olduk hepimiz mutfaklarımızda.
    ----------
    Aklım öyle çalışıyor sevgili Naile. Teriflerle yemek yapmaktan da sıkılıyorum. Zaten her zaman, her durumda kara koyun oldum ben.
    Pek de özenilesi, faydalı bir durum değildir yani. Herkes bildiği yemeklerle bir davet hazırlayıp sofrayı / geceyi garanti ederken, ben olmadık tariflerimle ortaya çıkıp diken üstünde otururum hep. Sevgilerimle...

    By Blogger Oya Kayacan, at 11 Eylül 2007 22:05  

  • Canım Oya' cım, senin o yaptığına yaratıcılık deniyor. Ziyan etmeme deniyor.

    Eskiden, bizim ev kalabalık iken hafta sonları "Gına Çorbası" pişerdi.
    Her seferinde lezzeti farklı olurdu.
    Sıcacık, keyifle içerdik.

    Gına çorbasının malzemesi hafta boyunca tencerelerin dibinde artan yemeklerdi. Yağları alınır, uygun lezzetler bir araya getirilir, bir tıkır kaynatılır, tel süzgeçten geçirilir, illa ki kalan pilavın pirinçleri son kaynamada içine eklenir, lazımsa yumurta limon terbiyesi yapılırdı.

    Adının "Gına" olması, miktar bolluğundan ve neredeyse her hafta sonu yapılmasından hepimize gına gelmiş olmasındandı. 5 çocuklu koca ailede sıkıysa ziyan et yemekleri. Şimdi olsa da içsem o çorbadan. Aaaaaaaannnnneeeeeeeeee!

    By Blogger Çiğdem, at 12 Eylül 2007 09:05  

  • Sevgili oya eline sağlık.Lapayı piza haline ancak siz getirebilirsiniz.Hiç düşünemezdim.
    çok hoş görünüyor.
    kızarmış pilava bayılırım.eskiden hep pilavın dibi tutardı.o da bana kısmet olurdu.Ozamanlar bunu denemeliymişim.
    meğer pizzasıda olurmuş...
    şu internet çıktı çıkalı çok şeyler öğreniyoruz..Sevgilerimi yolluyorum..bir kaşıkta benim için alıversen..

    By Blogger daimamutfak, at 12 Eylül 2007 10:15  

  • "Gına çorbası" pek güzel bir isim. Özlemekte haklısın. Tabii ki mutfakta kalan pek çok çöpü bile değerlendiriyorum. Çok özel bir durum olmazsa tabağıma ne koyulursa yiyorum. Ziyan zebil yemek yeme modası çıktı artık ya Çiğdem'ciğim, ona da sinir oluyorum. Lokantalarda bir bakıyorsun, tadına ya bakılmış ya bakılmamış yemekler geri gidiyor. Ah diyorum, istesem de koysalar bir torbaya, Nakkaş Baba Yokuşu'nun köpeklerine götürsem... Bizim mahalle meydanının bekçi havlarına yedirsem. Sen çok fertli bir aile, ben hemen savaş sonrası çocuğu; bir şekilde tasarrufu öğrenmişiz işte. Yemeden yedirmeyi, artanı yedirmeyi bilmek gerek. Yoksa din derler iman derler, ne derlerse desinler, bence herkes kendine müslüman oluyor...
    ----------
    Neriman'cığım, pilav tenceresinin dibini kazıyan çokmuş meğer, bu da ideal tarif oldu yani hepimiz için 8~}

    By Blogger Oya Kayacan, at 12 Eylül 2007 11:05  

  • Hayırlı,bereketli,huzurlu bir ramazan diliyorum Oya'cığım..

    Bu sabahı hiç aklımdan çıkarmayacağım.Çok hoşsun,tatlısın ve bir tanesin canım benim..))

    Bu arada yarın sabah ramazan unutma..))Halen gülüyorum ben..))

    Sevgiyle kal canım.

    By Blogger damak tadı, at 12 Eylül 2007 16:03  

  • Hayırlı ve sağlıklı ramazanlar diliyorum.
    Sevgilerimle Sonja...

    By Blogger Sonja, at 12 Eylül 2007 17:46  

  • Sağol Gül'cüğüm,...de parola saat ona yirmi var 8~}
    ----------
    Sevgili Sonja, geçenlerde bir arkadaşım çiğ börek yaparken hayli karıştım işine, Sonja öyle yapıyor böyle diyor filaannn diye. Senin oraları çok tehlikeli bölgeler, Tatar işi Gürcü işi derken ye ye uçan balon oluyor insan uçaaaan baloooon. Punky güzeline bizim evden mırnavlar var.

    By Blogger Oya Kayacan, at 13 Eylül 2007 09:40  

  • Oya' cım geçen gün Hürriyet Gazetesinin Pavarotti' nin ölümünü haber verişine takılmıştık ya...

    Bu sabah olan olayı herkesle paylaşmadan yapamayacağım...

    Çalar saat radyolu, Elif oynayıp duruyor, o yüzden hangi kanal bahtımızdaysa onunla uyanıyoruz.

    Bu sabah hangisiydi anlayamadım. İstanbul müftülüğü ramazan için programlar yapmış. Hatimler, mukabeleler... Şimdi yazacağım cümle aynen haber okuyanın cümlesi... Metni hangi magazinci yazdıysa artık :-)

    "Camilerde peygamber efendinin özel hayatı anlatılacak"...

    Ooooooooo-h.... dedirtiyorlar insana.

    By Blogger Çiğdem, at 13 Eylül 2007 10:58  

  • Çoook gülmeme rağmeeeen, bir de eyvahlandım ki sorma gitsin Çiğdem'ciğim. Tevekkeli demiyorlar büyüklerimiz, artık gizli saklı hiç bir iş kalmayacak diye.

    Haa Hürriyet meselesini de yazalım bari, karışmasın kafalar... Pavarotti ölmüş. Hürriyet internet sayfası, kağıttan gazetelerde sürmanşet tabir edilen yerden duyuruyor. "FLAŞ FLAŞ FLAŞ, Pavarotti öldü" Tabii hemen altında ne gibi bir skandal yatıyor diye okudum haberi. Eceliyle ölmüş adamcağız. Zannedersin ki pavyonda maganda kurşununa gitti...
    Vah vah bu gazetecilik anlayışına.

    By Blogger Oya Kayacan, at 13 Eylül 2007 11:09  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home