Kedili Mutfaklar

Cuma, Eylül 05, 2008

Et sarar Oya, et sarar...



Geçmiş zaman üzerine yığılan gelecek hayalleri yaşatır beni. Dün yoksa yarın olmayacağı için, içim yarına basamak dünlerle doludur. Ve deeee, her işin şimdi vaktidir; ya yaparsın ya da geçmiş olur. Yarım yüzyılı aşmış zaman diliminde az önce yaşamış, annemin elinden tutup mahalle kasabına girmişimdir mesela. Oradan da zıp mutfağıma, et sarmaya.


Babam Nuri Eminönü Altın Kasap'tan getiriyordu evin esas et ihtiyacını. Altın Kasap en ünlüsüydü o zamanlar İstanbul kasaplarının... Bir de Valdeçeşme'de günlük alışveriş ettiğimiz yer var. Tahminimce Ahmet veya aklım beni yanıltıyor Ahmet Laz bakkaldı, kasap Mehmet.

Rosto sardırıyor annem, mebzûl miktarda yağlı. Belli ki tadı öyle geliyor rostonun, yoksa rosto dışında etlerimizi pek etine buduna yağlı yemiyoruz. Sarma işi bitince, iplerle acayip düzgün bağlıyor eserini* Ahmet veya Mehmet. Sanırım döş, gerdan gibi bilumum lezzetli zararlılar sarılı bu rostoda, tane tane de karabiberler. Haşlıyor annem eve gelince, acayip oluyor. Suyuna da pilav pişirince hele hele.





Atlıyorum o günden bugüne, varan bir hindi rostosu sarmaya. Basitinden, kendi aklıma göre. Elimdeki hindi biftek, inceltiyorum önce sandviç gibi ikiye keserek, sonra da pat pat döverek. Arasına yörük peyniri, yarım yarım minik domatesler, Şirince yaban kekiği, tuz ve çekilmiş karabiber sarıyorum.


Sıkıca strechlenip haşlanınca kaynar suda, sonuç mükemmel.



"Yetmedi, varan iki," dedim kendi kendime, "kontrfileme de bir güzellik düşünürüm ben bu hızla".

Sarmısak, deniz tuzu, karanfil ve renkli top biberler iri dövüldü. İyice incetilmiş etin içine sarıldı. (Et inceltmeyi, işini bilen her kasap yapabilir. ) Yine su içi yöntemiyle pişti. Ocak yerine fırında denedim bu sefer. Piştikten sonra sudan alıp strechi çıkarınca da azıcık kızarmaya bıraktım zaten sıcak olan fırında.


Şu çıtır pıtır pirinç mısır patlağı Eti yuvarlakları üzerinde sardığım hindinin tadı için, vallahi demiyorum bir şey. Size bırakıyorum.




Bol sarmısaklı, biberli kontrfile sarmamın yanına dilimlenmiş mango nasıl oldu ya? Haydi bunun
da yanıtı size kalsın.

Herkesin aklının bir öteki kıyısı vardır mutlaka. Ansızın geçilen karşı kıyıdan, gelinen tarafa bakınca şaşırır bazı insan. Nasıl katedilmiş, hangi filtrelerden süzülmüş, ne zaman varılmıştır buralara? O günler daha dün gibiyken, yarınlar içinde işimiz nedir?

Yarınlar bilinmedik, yarınlar yabancı....

Yarınlar, yani bizim olmayanlarla yaşamaya nereden başlasak acaba?

En kolay yarın kurguları mutfakta mı yapılıyor yoksa?

Annem Selma'nın dibinde durup patates filizlerinin bıçağın sivri ucuyla nasıl alındığını izlediğim
zamanlardan mı geldim buralara? Kasap Ahmet veya Mehmet'in sarıp iplediği rostoları kayıt altına almaktan mı?

Yoksa taaaa, "Tel sarar Oya tel sarar," günlerinden mi?

Çok yaşa sen e mi Annem Selma...


* Şimdi bu iplerin hazırları çıkmış! Kasaplara servis ediliyor.



Vejetaryen XXX









Çiğ et fotoğrafı pek sevmesem de, olan oldu artık. Stretch'e sardığım etlerin pişme şeklini soranlar var madem. Kullandığım plastic wrap her yerde satılanlarla aynı kalite. İlk fotoğraf hindi sarma ocakta, ikinci sarmam kontrfile ise fırında pişti. İkisi de her iki şekilde pişebilir. Denemekti maksadım. Stretchlerin uçları kürdanla sıkıca tuttuluyor veya bağlanıyor. İçinde piştikleri suya fazla bir lezzet çıkarmadıkları için kullanmadım.

6 Comments:

  • Sevgili oya,enfes olmuş herbiri,ellerine sağlık.sunum olarak da çok şıklar.sevgiler...

    By Blogger neslihan, at 5 Eylül 2008 14:04  

  • Annoyacım,
    Ben Yasemin (kuru kaymakçı) :)
    Görüntü muhteşem özellikle mangolu sarma mükemmel görünüyor.
    Nasıl da birbirine yakıştırıyorsunuz.
    Bu arada streç filmlerin ateşe ve ısıya dayanıklı olduğunu bilmiyordum.
    Bu arada anneniz, babanız ve çocukluğunuzdan yazılarınızda yer eden küçük kırıntılar içime işliyor.
    Tam bir anne baba delisi olan benim, gidip anneme babama daha çok sarılmama ;onları kaybetme korkumun artmasına vesile oluyor.
    Sizi çok seviyorum Annoya,bir tanesiniz.
    Saygılar,
    Yasemin

    By Anonymous Adsız, at 5 Eylül 2008 17:17  

  • Çok da kolaylar Neslihan'cığım.
    ----------
    Hoşgeldin sevgili Erzincan'lı kuru kaymaklım. Strech ateşe dayanıklı değildir tabii, kaynayan suda kullanılıyor ama. Anne ve babaya benden de sevgiyle sarıl.

    By Blogger Oya Kayacan, at 6 Eylül 2008 10:53  

  • Oya'cıgım, internet dünyasından uzaktaydım yine iki haftadır. Ne güzel yazılar, ne görkemli anılar buldum yine döner dönmez birikenlerinde. Seni okumaya baslayalı bende de acayip bir durum olmakta, kendi gecmisimde biriken anılarla seninkiler karısıveriyor hatırlarken, gün icinde senin anlattıgın bir sürü sey de anılarımdan cıkmıs gibi geliveriyor zırt pırt gözümün önüne. Ve seni, benim etrafımda yasayan ya da benim etraflarında yasadıgım bir dolu insan da tanıyor bu vesileyle, "sevgili Oya bu konuda sunu demisti" diye baslarken ben.
    Bir sey sormam gerek sana, bahsettigin ve hatta resmi de kenarda duran strech, bildigimiz strech mi, yani ısıya dayanıklılıgı konusunu anlayamadım da, cehaletimi hos gör lütfen.
    Yürek dolusu sevgilerimle...

    By Blogger dgül, at 7 Eylül 2008 16:03  

  • Siz çok iyi sushi yaparsınız sanki..Bu et sarma yazınızı gördükten sonra bir de... bir türk stili sushi görmek için aranıyorum günlerdir...

    Et ile çok aram olmasa da, çok yaratıcı bulduğumu söylemeliyim... (Anneciğim böyle süslü etlerin yanına yanına kare tost ekmeğinin içini çıkarıp, içine peynir, dereotu, zeytin taneleri koyup -buzdolabinda bir gün beklettikten sonra, dilimleyerek etin yanında servis yapardı aparatifmişcesine...

    Ellerinize sağlık..

    By Blogger Brajeshwari, at 8 Eylül 2008 00:53  

  • Hoşgeldin sevgili Demet. Ahaaaa, senin oralarda meşhur oluyorum galiba ;~} Kullandığım plastic wrap, bildiğimiz her yerde satılan stretch. Kuru tencere tavada değil ama su içinde ısıya dayanıklı. Yazının altına fotoğraflar koydum. Öptüm.
    ----------
    http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=hamsi
    adresinde içinde çiğ hamsi olan yazılar bulabilirsin. Çin işi Japon işi mutfaklarla pek ilgim yok nedense. Çiğ balık kültürüm Calabria, Sicilia ve uzun tekne yaşantılarından geliyor. Taze olan her balığı limon ve tuzla yemeye bayılırım.
    Anne usulünde ekmeğini batonla denesem diyorum. Kabuklar iç malzemeye daha çok sahipleneceği için kesmesi kolay olur; yemek de hani bir iki ısırıkla halledilir!!!
    Blogun ve yazıların aceleye getirilmeyecek kadar güzel. Seni ve yakın çevreni takibe alsam diyorum... Sevgiler.

    By Blogger Oya Kayacan, at 8 Eylül 2008 11:12  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home