Kedili Mutfaklar

Salı, Şubat 03, 2009

Elma dersem çık pazara

Çık hemen, çık pazara. Elma al elma. Yerin elmasını al, dalın elmasını al. Koş çabuk, koş gel eve. Elma pişir, elma ye. Elma ye elmaaa...

Hemen tiyosunu verip kurtuluyorum. Yeşil elma sosunda yer elması pişirdim. Yer elması bin şifaymış, çok derde devaymış falan yüzünden değil asla, tamamiyle duygusal sevdiğim bir kök. Önce sanata yatkınlığıyla çeker beni. Doğanın, zencefille birlikte Picasso darbesi yemiş doyumsuz lezzetlerindendir.

Sanata fazla yatkın yer elmalarını tezgahta seyredip, nispeten düzgünleriyle eve dönüyorum. Yazıp bestelediğim eserimi terennüm ede ede..., mutfak tezgahımı üç beş hamleyle darmaduman etmece. Elmalı oyun yoktur galiba. Sadece saklambaç oynarken bağrışırdık, "Elma dersem çık, armut dersem çıkmaaa." Şimdi oyun zamanım. Kendime elmalı şarkılar yazıp girdiğim mutfağımda kurtlarımı döküyorum.

Önce bir koca beyaz soğan ve bir yeşil elma bızzztla. Koy ocağa, sızmasını ver, başla bayıltmaya. Onlar karışıp halleşip öledursunlar, iki patates ayıkla. Tasta suya doğra. Patatesler Kıbrıs, lezzeti bir başka güzel, rengi uçuuuuk bir sarı, boy pos onda. Yer elmalarını soy, soydun mu at suya.

Elmalı soğan müthiş görünüyorsa gözüne, pırıl ve yumuşak, at yer elmalarınla patateslerini içine. Bir limon bir portakal suyu, deniz tuzu, belki bir çimdik şeker. Bu şekere portakalın tadı ve elmanın rengi karar versin bırakın. Tatlı portakalla kırmızı elmaların şekere ihtiyacı olmayacaktır. Benimkiler ekşiydi, yine de koymadım. Severim ya ekşiyi çok. Annem Selma'nın kızası gelir ya bazı, neredeyse pilava da limon sıkacakmışım diye.

Neyse, biraz da su katalım, patates ve yer elması çok su çeker. Fokurdasın, suyun çoğunu çeksin, azıyla kalsın. Bekletin bu yemeği bir akşam. Özlensin patatesi soğanı elması, limon ve portakal suyunun içinde. Bol dereotu, hem süs hem de tat bakımından.

Bu deli gibi bir ağız tadı oldu. Hay aman, nasıl da aklıma girdi elmayı elmaya katmak, yerin göğün elmalarını aynı kapta sofraya koymak? Kim yer elması yemiyorduysa bugüne kadar, yemediğine pişman. Yiyen bin pişman, nasıl yemiş diye öylesine yavan yavan...

Elma pişir, elma ye.

Elma yee elmaaaa.

22 Comments:

  • Oya can bir elma bin ayıp örter yemeği bu. Harika olmuş can. Bu hafta sonu İstanbul'da andık seni her an. (sahilde dolaşırken geldi aklıma senin yürüyüşler.) kimbilir belki geçiştik beraber ne fark eder.
    Elma pişir elma yeeee
    Elma yeeee elmaaaa :)) sevgimle

    By Blogger Hakan-Korsan, at 3 Şubat 2009 11:51  

  • Şahane bu tarif şahane.
    Portakallı yerelması ve kereviz yediğim zaman sanki bedenim, damarlarım, sinirlerim yıkanıp arınıyormuş gibi gelir hep.
    Birde elmalı elma deneyeceğim sayende Oyacan'ım.
    Daha bir arınırım belki:)
    Zencefil dedin de , yakışırmı içine incecik iki dilim taze zencefil?

    By Anonymous Nüket Şenyüz, at 3 Şubat 2009 13:39  

  • Valla geçişsek fark ederdin beni Hakan'cığım. Bir tuhaflık mı var bende nedir, yollarda Annoya diye seslenen insanlara rastlıyorum. Buradan oralara sevgiler.
    ----------
    Aklımı okudun Nüket. Yer elmalarımla aynı gün yine bir parça taze zencefil aldımdı. Niyetlendim de bu yemeğe koymak üzere. Sonra yer elması ve patatesler zencefil tadını çeker, kendi tatlarından vazgeçebilirler düşüncesiyle kullanmadım. Bir tada ulaşırken diğerini yok etmekten korkuyorum bazı. Geçenlerde yaptığım 'tarçınlı karanfilli patlıcanlı osso buco'nun lezzeti oturmadı mesela. Patlıcan tatlısı gibi oldu. Tat karıştırmada becerikli olduğum halde atladım yani. Bence yer elması bu haliyle çok güzel oldu.

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Şubat 2009 14:24  

  • Bende genellikle böyle lezzet testleri yapıp, uyanı uymayanı keşfetmeyi seviyorum. Karanfili denemedim ama tarçın patlıcana çok yakışıyor. İlk kez Münevver'in bloğundaki zeytinyağlı patlıcan tarifini Cenk'in bloğunda okuduğum bir öneriyle tarçın ilave edip pişirince keşfetmiştim. Şimdi patlıcanı elime alır almaz tarçına gözüm kayıyor:)))

    By Anonymous Nüket Şenyüz, at 3 Şubat 2009 15:46  

  • Oyacan kutu kutu pense elmayı yerse :)

    Al sana elmalı oyun :) Bir de aç kapıyı bezirganbaşı oynarken elma mı armut mu seçimleri vardı.

    Yarın pazardan elmalanmak şart oldu. Azcık pul biber de eksem üzerine darılmaz di mi elmalar?

    By Blogger Çiğdem, at 3 Şubat 2009 15:47  

  • Ben yer elmasına bayyılıyorrruuuum! Yamyam sevmiyor ama :( Olsun napalım az yapalım kendimize kadar yapalım.
    Ellerine sağlık, denemeden geçmeyecek bir lezzet olmuş bu Annoyacım.

    By Blogger Margot, at 3 Şubat 2009 17:11  

  • Ben de yerelmasi severlerdenim ama gel de burada bul. Israil enginari (Jerusalem artichoke) adiyla satilyor burada. Bir de gurme sayildigi icin kendileri oyle her yerde bulmanin mumkunu yok. Gurme ve organik urunler satan supermarketlere bakmak gerek. Annoyacigim, sen benim icin de ye bol bol mevsiminde :)

    By Blogger ycurl, at 3 Şubat 2009 22:44  

  • Yani bir yemek bu kadar güzel anlatılır, bir tarif bu kadar güzel verilir ve bir sunuş bu kadar güzel olur... Hiç yer elması yapmışlığım yok, sayenizde bu dünyada denemediğim lezzet kalmayacak. Onu da deneyim bari, ama kesinlikle sizin tarifinizle...

    By Blogger Basak, at 4 Şubat 2009 09:14  

  • Ah sabır ah, beni teğet geçmiş Nüket'çiğim. Deneme yanılma hallerim hiç yok. Olacak ille de. Yemekte yanılmam, bir ömre sığdırırsam üç ya da beştir. Bu methiye üzerine, aslında mutfakta hokkabaz olduğumu da itiraf etmem gerek, sanki bilmiyormuşsunuz gibi! Olmayanı oldurma yani, 'çevir kazı yanmasın' hallerim o kadar doğal oluşuyor ki...
    ----------
    Bak şimdi! Çiğdem'ciğim benim zamanımda kutu kutu pense yoktu galiba. Hiç oynamış değilim. Tekerleme gibi çalınmıştır sadece kulağıma yeğenlerim büyürken. 'Aç kapıyı bezirganbaşı' çok oynardım. Kapı hakkı verirdik açtırmak için değil mi? Elmayla armut muydu onlar?
    Kırmızı biber koy tabii canın çekiyorsa. Bir şeyin farkında mısın? Nadirdir benim biber çeşitlerinden nasiplenmemiş yemek pişirmem. Buna koymak istemedim. Tıpkı Nüket'e anlattığım zencefil meselesi gibi, istemedim işte. Zencefilde tat söz konusuydu, biberdeyse renk. Biliyorsun yemeklerde renk uyumuna hastayım! Portakal suyu, limon, patates, yer elması hepsi aynı renk skalasında yer alıyor. Biber kırmızısı skalanın en koyu tonu, alabildiğine hakim olur ortama! Soğansa malum beyaz kullanıyorum sebze yemeklerinde.
    Yeşiliyle ve kırmızısıyla da süslenince, benim için olay bitmiştir.
    ----------
    Ben bu Yamyam'a ne diyeyim ki Margot? Sen yap bu yemeği, patateslerle yer elmalarını aynı şekilde kes. Hepsini patates diye yiyip yutmazsa n'oliiim... Ha bu yazıyı okursa o başka.
    ----------
    Oluyor böyle uzaktan uzağa can çekmeler Curly'ciğim. Tamam senin için de yemeğe razıyım, öylesine severim yani 8~}
    ----------
    Mutfağına sızdığım için kendimi çok mutlu hissediyorum sevgili Başak. Gün gelecek arkamda bıraktığım Annoya yemekleriyle anılacağım galiba.

    By Blogger Oya Kayacan, at 4 Şubat 2009 10:00  

  • Su memlekette bir yerelmasina denk gelemedim Oya'cigim. Oysa ne cok severim zeytinyagli yemegini.
    Benim icin de ye diyecegim o yuzden:) Afiyetle...

    By Blogger Hanife, at 5 Şubat 2009 02:22  

  • Hanife'ciğim Curly bir ipucu veriyor ama..., neyse canım ben senin için de yerim merak etme... Sevgiler

    By Blogger Oya Kayacan, at 5 Şubat 2009 09:18  

  • Dün akşam pişirdim, ılık ılık yedim. "Tatar sevmez". Eline aklına sağlık Oya' cım muhteşem oldu.

    By Blogger Çiğdem, at 5 Şubat 2009 09:44  

  • yerelmasına bakıp dururdum nasıl pişer diye,
    denemek şart oldu şimdi,
    bu kadar övgüyü hakediyorsa ,
    vardır sebebi...
    sevgiler Annoyam

    By Blogger beyaz gelincik, at 5 Şubat 2009 13:58  

  • Kızmiyim Tatar'a, evde ne pişerse yenecek, hele de Oya tarifleri olursa... İyi ettim mi Çiğdem, bize öyle öğrettilerdi, evde ne pişerse o yenecek ;~} Tamam mı Fatih'çiğim, duymiyim bi daaa.
    ----------
    Yaptın sevdin mi Dilara?

    By Blogger Oya Kayacan, at 6 Şubat 2009 09:31  

  • bir yer elması tarifi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.. ağzım sulandı, ellerine sağlık, tek kelimeyle şairane...

    By Blogger Toplu İğne, at 6 Şubat 2009 22:02  

  • Toplu İğne'ciğim, tam da sana göre, bol bol süt yapar derler yer elması için. Ela'ya da mama olur. Öptüm güzel kızını.

    By Blogger Oya Kayacan, at 7 Şubat 2009 10:22  

  • merhaba.bir ara hastalıkla ilgili birşeyler yazmıştınız elmalardan sonra sildiniz.Oya Hanım nasılsınız?eylül

    By Anonymous Adsız, at 8 Şubat 2009 20:32  

  • Eylül'cüğüm, kumanda panelimde bilmediğim şeyler oluyor 8-) Yorum göndermek için yazdığım kısacık yazı geldi post olarak kendi sayfama çıktı! İyiyim, yok bişşiim saoool, öpüldün.

    By Blogger Oya Kayacan, at 9 Şubat 2009 10:03  

  • şükür))inanın çok merak etmiştim.nesrin

    By Anonymous Adsız, at 9 Şubat 2009 17:05  

  • Çocuklaaaar, artık yaşlanmaktan hastalanmaktan filan korkmuyorum. Vallahi gık desem yetişiyorsunuz bir kıyıdan. Teşekkürler Nesrin'ciğim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 10 Şubat 2009 08:59  

  • Organik urun satan yerlere bakmali o zaman. Br de ayva ariyor deliler gibi. Daha once yasadigim iki sehirde hemen her yerde vardi ama burada hic rastlamadim:(

    By Blogger Hanife, at 13 Şubat 2009 05:38  

  • Hanife'ciğim kıyamam sana. Keşke gönderebilsem. Öpüyorum.

    By Blogger Oya Kayacan, at 13 Şubat 2009 08:11  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home