Kedili Mutfaklar

Çarşamba, Mart 11, 2009

Sultani turşu vesaire haberleri

Kılçıklarını kıl kıl aldım sultanilerin iki yanından. Bıçak yardımı ile ama keserek değil, çekerek. Sultani, çiğ çiğ yendiğinde o kadar lezzetli bir bezelye türü ki, ayıklarken yarısı gitti. Bir pakette azıcıktı zaten, yemek yapsan porsiyon etmez. Ben de tuzlu limona basıp turşumsu bir lezzet elde etmeye ve bazı ızgara et~balığın yanında yenilebilir dekorasyon malzemesi olarak kullanmaya niyet ettim. Maksat, "Eli lezzetlidir, ne yapsa yenir," dedirtmek eşe dosta.

Sultani ile uğraşmamdan hazetmeyen Cancan, kendine başka iş ararken küçük oyuncak sepetini devirdi. Gürültüye koştum ki durum bu. Bugünlerde sürekli oyuncaklarını döküp saçıp ortalarında yuvarlanıyor. Ben anlıyorum o maskaranın ne demek istediğini tabii. Doğum günü yaklaşıyor ya, yeni oyuncaklar aldırtmak maksadı.

Kadıköy gezilmişti geçenlerde, çarşı pazarı tabii. Cemre'yi ziyaretim muhteşem oldu, http://www.awecemre.com.tr/ . Tadına bakmanın suyunu çıkarmama hiç ses etmeyen Murat'tan biraz da evin ihtiyaçlarını toparlayarak çıktım. İhtiyaç dışı alışverişim tatlı tüketimine dayalı birkaç parça şeydi ki bana kafayı da yedirdiler. Malatya işi, nar döneri dediklerine bayıldım hele. Kamkatların da şekerlemelerini yapmışlar. Muhteşem.

Örtüm tabii ki muhteşemden öte bir şey. Anneciğim Selma'nın çeyizine işlediği hesap işi bir yemek örtüsü. Yıl kaç peki, 1940 mı ne?

Tellerime iki el attım bıraktım, aklımda yokmuş öyle bir mesele meğer. Şimdi aklıma yatma safhasında. Elime geçen, tellerle ilişkilendirebileceğim şeyleri bir teneke kutuya dolduruyorum. Tellere bulaştığım ilk gün fındıklı peçeteliği yapmıştım. Çok şeker oldu mini maviş göz boncuklarıyla filan. Stor perdelerimi çekiştirdiğim iplerin ucuna da incik boncuk çıngırak filan dizip tutacak yapmaya karar vermiştim. Biri aha sol üstte duruyor, hattâ astık yerine de sallanıyor o aslında. Diğerleri gün ola harman ola, yapılacaklar elbet. İçim dar mı ne? İçim diyorum, "İçiiiim, dar mı ne?"

Kadıköy Çarşı gezilirse Çiya'ya uğranır tabii. Neden tabii, onu da anlamıyorum vallahi? Kaç senedir gidip de memnun kaldığım olmuyor. Tencere yemeği yemek istiyorum hep, vıcık yağlı sularda geliyor. Musa Usta ne yapıyor, kontrolu neden bu kadar kaçırıyor elinden acaba? Ünlü olmakla kalınmıyor çünkü olduğun yerde. Ününü sürdürecek performans da gerekiyor. Nitekim azar azar tadına bakmalık istediğim iki küçük tabağımın lezzetleri de hayli elden geçmeyi gerektiriyor.

Ekşili bulgur köftesi dediği sanırım analı kızlı olmalıydı. Ekşiye, limon da yesem ekşi demeyen ben bu yemekte sevimsiz bir ekşilik buldum. Taze sarmısak yahnisi ise olmadık, ne yapsan olmayacak gibi duran bir tuhaflık. Pide üstü yoğurt ve onun da üstünde taze sarmısaklı taskebap... Yağlılıklarının da bir daha üstüne basmak istiyorum, çok yağlılar, çok da salçalı. Yağ ve salça karışımına lezzet diyorsak eğer, o zaman başka.

Kendi mutfağıma döneyim en iyisi. Sultanilerimi iki limon ve yarım greyfrut suyunu tuzlayıp üstlerini örtecek kadar da su ile çalkalayarak bastım kavanoza. Sarmısak, bir iki dilim kabuklu limon, acı biber, defne yaprağı ve dereotu ile de çeşniledim. Bir parmak sızmayla örttüm üzerini. Enfes olacaklar, eminim.

Yanında duran hani o "ben koydum annem kaldırdı" dediğim ayva tatlısı. Bugün yine yapıldı. Tarifi aşağıdaki adresimde duruyor ancak bu sefer ben koydum ben kaldırdım. Ne yazık ki Annem Selma burada yok. Evinde de yok, hastanede.

http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=ben+koydum+annem+kald%C4%B1rd%C4%B1

Benim de keyfim yok.

Mutfak vesaire bu kadar derman bugün derdime.

22 Comments:

  • Merhaba Oya,

    Annenize acil şifalar dilerim.
    Sevgiler
    Emel

    By Anonymous Adsız, at 14 Mart 2009 15:08  

  • Oya abla,
    Annene acil sifalar diliyorum. Uzatip kavanpzdan ayvalari alasim geldi. Burada yine ayva bulmak samanlikta igne aramak gibi bir sey. Evim ve bahcem olursa bir ayva agaci dikme planlarim var :)

    By Blogger ycurl, at 14 Mart 2009 17:56  

  • Malesef benim de keyfim yok, annem hastanede.
    Acil sifalar dilerim.
    Sevgiler

    By Blogger Sam, at 15 Mart 2009 06:49  

  • Teşekkür ederim Emel, benden de sevgiler...
    ----------
    Curly'ciğim, ayva fidanların benden olsun. Çeşit gönderirim, Eşme, Ekmek, Altın... Sen bahçeli evi bul ;-) Annem için iyi dileklerine teşekkürler.
    ----------
    Sam, üzüldüm. İki anneler de iyiliklerle döner evlerine inşallah.

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Mart 2009 09:16  

  • Annoya Cancan'ın oyuncaklarına takıldı bak gözümüz. Olmadı ama şimdi, nerden alınıyorsa yer söyle bizde gitcez almaya :)) Turşu hastasıyımdır bu arada. Annoyam yine yapmış renkli renkli, sarımsaklı filan oh ne güzel...Sevgimizle

    By Blogger Hakan-Korsan, at 15 Mart 2009 19:43  

  • Hakan'cığım, bunlar sadece 'bir kısım' oyuncaklarımız. Gördüğümüz yerden alıyoruz vallahi. Hediye de geliyor. Esas kaynak pet shop'lar tabii. Evet, turşularımı ben de çok beğeniyorum. Göze keyif verirler, ağıza tat. Korsan'ı pıspıslıyor benimki.

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Mart 2009 09:10  

  • Anenize acil sifalar dilerim.
    Kavanoz kavanoz tursular receller
    ne guzel gorunuyor.

    By Blogger lezzet sefasi, at 16 Mart 2009 22:19  

  • burasi con cirkin bir yer (zonguldak) fakat ıspanakları ve sultani bezelyeleri muhtesem. yakinda yer gok sultani olur, yiyemeyeceginiz kadar.
    annem ayvayi kerevizle pisirmis sogan, kereviz, ayva, portakal suyu, tuz, zeytinyagi. anlatinca aklima siz geldiniz. kesin yapmisinizdir oyle bi yemek de ben kacirmisimdir diye.
    annenize acil sifalar diliyorum Oya ablacim. en en acilinden...
    kardesim benim yonlendirmemle sizin ancuezli somon ve yanina o yumurtali patates salatanizdan yapti gecnlerde. cok cok begenmis. ne kadar kolay ne kadar lezzetli dedi. artik o da mudaviminiz.
    ciya hakkinda olumsuz bir yazi:) ascilarimiz (siradan, ortalama olanlari, sef ruhlu olanlari degil) yemege yag ve salca basmaya bayiliyor. ve evet lezzet diye bildikleri gordukleri sey yag ve salcadan ibaret ne yazik. calistigim yemek sirketinden biliyorum. kendi yapmayi birakti ise yemekleri Musa Usta, kalitesinin ve efsanesinin yerle bir olmasi kacinilmaz.
    cok cok selam, sevgi Oya ablacim.

    By Blogger semiramis, at 17 Mart 2009 01:27  

  • Çok teşekkür ederim Lezzet Sefası. Annemizi dün eve çıkardık çok şükür. Sorunları azaldı. Evde daha mutlu oldu. Yani hastaneye yatmayı da kendi istedi, çıkmayı da. Şimdi telefonla konuştuk, keyifliydi. Allah iyilik versin, ağrı sızı çekilir iş değil.
    ----------
    Görmedim oraları. Sanki kömür kokarmış, insanları sonmurtkanmış, sokaklarında keyifle yürünüp dolaşılmazmış gibi önyargılıyım üstelik. Ne ayıp bana 8~[ Sultanileri leblebi çekirdek gibi yersiniz ne güzel bollaştığında. Kardeşine sevgilerimi ilet Semiramis'ciğim, yemeklerimin yeni uygulayıcıları oldukça seviniyorum tabii. Annenden de anladığım kadarıyla sizin ailenin mutfakları yeni lezzetlere açık. Mutfağın tadı da böyle çıkıyor zaten. "Bugün ne pişireyim?" diye kocaya, çoluğa çocuğa sorup ortada dolanan kadınlardan hoşlanmıyorum. Daha doğrusu aklım basmıyor bir türlü; bildikleri 10 yemek var, pişir kurtar hep aynı şeyler.
    Ahçılar konusunda yorumunda çok haklısın. Önce o ruh olacak insanda sonra ahçı olunacak. Musa Usta bildiğim kadar yeni lezzet araştırmaları ile yöre mutfaklarına güzel katkılarda bulunuyor ama kendi mutfağı çuvallamış iyice. Sevgiler benden de sana, oralara. Kızmasın sakın bana Zonguldak'lılar...

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Mart 2009 11:00  

  • Annenize şifa dileklerimi gönderiyorum.
    Sultani Bezelyeyi Ordu da kılçıklarını temizleyip haşlarlar. Fazla suyunu sıkıp bol mısırunu ve bir ya da iki yumurta karabiber tuzla harmanlayıp tavada aynen börek gibi alt üst kızartrlar. Çayın yanında bayılırım. Bir de zeytinyağlı fasulye gibi pişirip birazcık da pirinç atarlar içine ki hiç sevmem o şeklini. Sevgiler size

    By Blogger laleninbahcesi.blogspot.com, at 17 Mart 2009 11:46  

  • Lale'ciğim şu Ordu işine benzer bir şekil aklımdan geçmiyor değil ama kızartmaya bulaşmayalım hiç diyorum! Galeta unuyla çıtır çıtır kızartıp..., yemek öncesi içkiyle..., bir dip de katmalı yanına...; öff beeee olur yani. Haşlamak yoktu ama aklımda. Pirinçli tarifin benim de aklıma yatmadı pek.

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Mart 2009 12:25  

  • Cancan,
    Oyacan'a söyle beni merak etmesin:)
    Hep geliyorum dikizliyorum mutfağınızı neler pişmiş diye , sadece yorum yazacak zamanım yok , işler fena yoğun bu ara...
    Ama bu pişirdiklerine bakıp bakıp senin gibi yalanmama engel olmuyor:))))
    Kocaman sevgiler ikinizede, Selma anneye de geçmiş olsun

    By Anonymous Nüket Şenyüz, at 17 Mart 2009 17:29  

  • Once gecmis olsun annelerin ikisine..
    sonra daha ben bir turlu gidemeden, Ciya'nin "yagli" haberine uzuldum.. ne cok sey vardi tadarim mutlaka dedigim..
    bu arada tariflere de, fotograflara da bayildim.. bir de, turkcedeki biraz hircin, biraz huysuz tona..
    kedilere gelince, kedi sevenleri severim ben.. elimde degil.. sadakat diye, bir alisverisin gonullusu olmadiklari, kalmak istedikleri yerde, ac kalsalar da kaldiklari icin belki de..

    By Blogger Mehtap P.G, at 17 Mart 2009 18:14  

  • Teşekkür ederiz Nüket Abla, sen bizi düşün yeter, gelmesen de yazmasan da gönüller bir nasılsa. Annoya'm bu sıralar çok çalışıyorsa ne alâ diyor ;) Ama baharmış, kendini çok yormasanmışın, bahar zaten yorarmış adamı!
    ----------
    Roma kokusu uçuştu buralarda Mehtap, senin mevsim geldi belki de, Roma :-) Kediler hayatın gerçek yüzü. İnsanca nasıl yaşanabilir onları izleyince farkına varıyorsun.
    ----------
    Annem Selma, "İyi dileklerini gönderen herkese selam ve sevgilerim var," diyor. Daha iyi çok şükür. Benden de teşekkürler ve sevgiler tekrar tekrar hepinize.

    By Blogger Oya Kayacan, at 18 Mart 2009 09:35  

  • Oğluşum hastaydı benim de kaç gündür, ateşliydi, başında bekleyip durmaktan uğrayamamıştım sana Annoyam. Şükür bugün daha iyice, gitti okuluna. Geçmişler olsun Selma Teyzeciğime, daha iyi olduğuna da çok sevindim. Ne orjinal bir fikir yine, her zamanki gibi senden; "Sultani bezelye turşumsusu" çok güzel görünüyor, ama ben başına geçebilene kadar nasılsa sen lezzet testini de yapıp paylaşırsın bizimle, gerçi benim şüphem yok, o ayrı... Perde ucu tutacağın da çok cici olmuş, eline sağlık, ama en önce o hesap işi örtün, gerçekten şaheser, ellerine, gözlerine sağlık Selma Teyzeciğimizin... Öptüm üçünüzü de...

    By Blogger dgül, at 18 Mart 2009 13:17  

  • Annoyacığım, çok geçmiş olsun, kalbim sizinle ve annenizle

    By Blogger pisikopati, at 18 Mart 2009 16:23  

  • Nereye dönsem bir hasta var Demet'ciğim. Oğluş'a da çok geçmişler olsun, tabii bu ara esas sana. Çocuklardan çok analara oluyor olan.
    Az önce annemden döndüm, bilmem ki bir daha eski cevval halinde görecek miyim onu? Hoş ben o eski cevval halimde miyim diye de sorarlar adama!!!
    Hafta sonu yeriz bakalım sultanileri. Olacaklarmış gibi bir his var içimde. 2wpğ1wıııp0o
    Cancan klavye üzerinden yürüdü de. Bundan sonra silmeyeceğim, Oğlan yazmak istiyor madem... Sevgiler bizden...
    ----------
    Pisi'ciğim teşekkürler.

    By Blogger Oya Kayacan, at 18 Mart 2009 17:28  

  • Heçmiş olsun Sevgili Oya.
    Gene ne enerji, yazdıklarını okudukça kendimden utanıyorum ama vallahi kabahatin büyüğü Minnoşta. Öyle keyifli uyuyor ki, ben de devriliyorum hemen:)

    By Blogger Boncukçu, at 18 Mart 2009 21:30  

  • Oya'cığım, dediğin gibi şu aralar çoğu kişi hastalıkla cebelleşiyor, ben de öyle. Bir haftadır rahatsızım ama blogunun ziyaretçisiyim her zaman. Yorum yazamasam da ne alemdesin biliyorum. Anneciğine geçmişler olsun, çabucak iyileşip döndüğüne sevindim. Marifetli ellerin ve yüce gönlünle yaptığın herşey harika. Cancan'ı ve seni öpüyorum.

    By Blogger ulku, at 19 Mart 2009 21:19  

  • Eh senin de gönlün var madem devrilip yatmakta, ne beis Boncukçu, keyfinize bakın. Ben uykum varsa yatarım ancak. Cancan Bey, önüne koy arkasını kaldır gel keyfim hallerinde tabii hep ;~}
    ----------
    Geçmiş olsun sana da Ülkü'cüğüm. Yeni moda mikroplar, virüsler karışıyor aramıza. Neyimizi nereden sakınacağımızı şaşırdık vallahi. Cancan ve Oya da seni öper.

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Mart 2009 08:27  

  • Annoyam,
    yeni tatlar mı,eskilerin yenilenmesi mi...
    ama annenin 40 lı yıllardan kalma örtüsüne bay'kaldım...Annen Selma'nın göznuruna ,emeğine ve renklerinin hala canlı kalmış olmasına onca yıldan sonra,diyecek laf bulamadım (demek ki ipler ne kadar kaliteli üretilmiş eskiden)...Analı kızlı bizim buralara has yemeğimizdir...
    bu ülkenin esnafı, önce güzel başlarlar yemek yapmaya, insanların ayağı alıştıktan sonra bozarlar nasılsa geliyorlar diye...
    narlı döneri oğlum askerliğini yaparken,ilk kez Malatya'da görmüş ve tatmıştım,eş dosta da tatsınlar diye alıp getirmiştim ,hele kayısılı olanı görsen ,kayısı döneride var oralarda...Biz cezerye deriz de onlar döner demişler...
    malum bizim buraların cezeryesi havuçludur,ilginç gelmişti bana ,kayısılı,narlı döner...
    cancanın oyuncakları eskidi ha Annoyam ,yeni oyuncak lazım...
    sevgiler.

    By Blogger beyaz gelincik, at 20 Mart 2009 09:44  

  • Dilara'cığım, bu dükkanda neler var neler. Kayısılısının tadına baktım, muhteşem. Sütlü dut var ki aklım uçukladı. Almadım eve, incecikten de olsa!
    Eski malzemeler, mallar neredeeee, diye konuşulur hep bizim ailede. Çokça elişi var yıllar yılıdır kullandığımız, ailenin kadınları çok maharetlidir de!!! Bir iki nesil geçince de kıymet bilen çıkar inşallah. Eski günlerin şartlarında oturup el işi yapmak pek revaçtaymış. Şimdi kurtlu olduk, on dakika aynı işin başında kalamıyoruz. Sevgiler sana.

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Mart 2009 10:23  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home