Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

Aşk güzel şeydir

Fotoğrafın içindeki fotoğraf 45 yıl öncesinin bir Ağustos günü düğününden. Babam Nuri sadece fotoğrafta kaldı kayınpeder olarak. Annem Selma kayınvalde, Ablam Hülya gelin, Eniştem İnal damat, ben de baldız oluyorum aynı gün.

Çok mutluyuz hepimiz. Yaşanan zorlukları atlattılar diye sevinçliyiz. Çocuklar öyle seviyorlar ki birbirlerini... Erkek tarafı Selanikli. Almak istemiyorlar bizim kızı. İçten, içlerinden ala vere giriyorlar onlar gerdeğe. Bizimkiler gözü yaşlı ayrılıyorlar kısa bir süre. Yolları ayrılmıyor ama. Annem Selma ve Babam Nuri'nin bu aşka saygısı çok güçlü. Allem ve kallem, her hazırlık yapılıyor, sonrası düğün bayram. Eşyalar da yüklendi gemiye, enişteciğim aldı karısını uçtu gitti Harvard'a tahsilini sürdürmeye.

Yarım asır olacak eli kulağında, onlar ermiş muradına... Bizler de kutluyoruz her yıl ama öyle ama böyle.

Şimdiki zamanlarda, kutlama işlerini yeğenlerim devraldı. Bu güzel parti Yeğen Aycan ve Gelin Nurci tarafından hazırlanmıştı. Yeğen Aycan ağız tadı bakımından aile geleneklerini hiç bozmadı. Gelenekler dışına da taşarak özel tatların peşinden koşar oldu. Hık dedi de burnumdan mı düştü ne?


Hele de hele şampanya ve şarap seçimleri. Bu çocuk bu işi iyi biliyor vallahi.


Fotoğrafçılar ben ve Nurci'ydik. Hazırladıkları barkovizyon gösteri, devrin müzikleri, masalarda eski fotoğraflar, çiçekler ve mutlu~güler yüzleriyle Nurci ve Aycan harikaydılar... Davetliler '53-'54 yıllarından itibaren birbirlerinden hiç ayrılmayan Ablam Hülya'nın sınıf arkadaşları ve kocalarıydı.

Ancak ben henüz işin başlangıcında, ameliyatlı kalçam üzerine uçarak yere uzandığım için fotoğraf işini biraz gevşek tuttum. Tüüütüüüütüüüü Allah nazardan saklamak istedi de meleklerim korudu yani... Yabana atılmayacak koca popom da kurtarıcı olmuş olabilir.


Yemek zamanında nedense ortalık harem selamlık oldu. Ben selamlıkta kalmayı tercih ettim. Erkek dedikodusu gibisi yok.

Gecenin erkeklerini bir fotoğraf karesine sıkıştırdım. Onlar halâ kartal, siz bir zamanlar neydiler nereden bileceksiniz ki? Sol ve sağ başta Aycan ve Kaan var, meclis dışı, onlar için daha işin başı!

Güzel ablam ve annemcimle poz verdim. Biz mutlu olmayalım da kimler olsun. Hayat gittikçe bitiyor, eğlencenin dibine vurmanın, keyiflerin gözünü çıkarmanın tam zamanı.

İkramın sırası bana gelsin diye kolluyorum. Yetmedi mi yediklerim? Fırın antrikot süperdi hele. Bonfile out, kocaman bütün antrikotların fırında pişmesi in. Dolmalar molmalar artık saymıyorum, işte bütün herşeyin üzerine bir çalım bekliyorum ki daha versinler...

Pasta kesiminden önce Eniştem İnal günün anlam ve ehemmiyeti konuşmasını yaptı. Çok şekerdi doğrusu, işe aşklarının ikinci etabı olan düğün sonrasından girdi. Sevişmekten başka iş yapmaya vakit bulamamışlarmış konuşmanın özünden anladığım kadarıyla. Öyle hasretmişler yani birbirlerine. Sözün özü, "Aşk fevkalâde güzel bir şeydir," demeye getirdi benim enişte. Ağzı kulaklarındaydı.

Siz onlar muradına erdikten sonra ailevi durumlar ne oldu diye de merak edersiniz şimdi.

Hiiiç, Ablam Hülya herkesin başına taç oldu.

4 Comments:

  • Gelde imrenme :)
    16 Eylül 3.yılımız sonlanıyor ve ben 45. yılı hayal dahi edemiyorum :) ömrüm yeterse 73 yaşında olurum o vakit.
    Ah! Annoya, olurmu ki?

    By Blogger ruhdagı, at 29 Ağustos 2009 14:58  

  • Nice ince 45 yıllara diyesim geldi bunca güzelliğin karşısında.Artık ferhat ile şirin, leyla ile mecnun yok diyenlere kapak olsun bu yazı ve resimler. Demek ki neymiş? Yıl 2008 ve aşk var. Hülya ve İnal adıyla en somut gördüğümüz bugün. Ve ben biliyorum ki aslında aşk ölmez biz ölürüz. Öldürmeyip yaşatanlara helal olsun aşk!

    By Blogger şirin'den esintiler..., at 29 Ağustos 2009 16:25  

  • Ayyy şahane:)
    En çok da enişte İnal Bey'in konuşma içeriğine bittim...ilk içişimde beyaz buzluyu şerefleirne kaldırıcam...:)
    Bir de selamlık üyeleri ne kadar asil ne kadar şık ve ne kadar hoşlar..hepsine ve size sağlıklar olsun.
    Kutlarım tekrar
    Sevgilerimle

    By Blogger Girls-on-blog, at 29 Ağustos 2009 23:20  

  • Ruh'çuğum, gününü doyasıya yaşa ama hayallerini de eksik etme sakın. Yahya Kemal Bey Amca'mız ne demişti, "İnsan alemde hayâl ettiği müddetçe yaşar..." Olur mu olmaz mı diye bir mantığı yok ki bu işlerin ;(
    ----------
    Sağol Şirin'im, paraladın yine lügâtleri...
    ----------
    Girls'on blog, 'bizim çocuklar' adına çok teşekkür ederim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 31 Ağustos 2009 11:37  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home