Kedili Mutfaklar

Perşembe, Eylül 01, 2011

Natali & "Natali"



Bak sevgili küçük Natali, bu fotoğrafları seninle mahkemelik olmak pahasına basıyor, limon kremalı spagetti tarifini yine aynı korkuyla fotoğrafın içinden görüntülüyorum.  Son sayfasında belirttiğin üzere, hukuken Natali adlı kitabının üzerinden karınca bile yürüse suç çünkü.  Göze alıyorum.

Nasıl olmuşsa kitabının -Tarabyalı komşu- anılarında adımızı geçirmemişsin.  Belki de annemler yazlıkçı siz kalıcı olduğunuz için böyle bir ayırım yaptın.  Oturup ailecek üzüldük.  Hani mutfağı Annen Şake'nin mutfağına bir aydınlık payıyla bakan Annem Selma...  Mutfakta geçirdikleri saatleri camdan cama konu komşu gevezeliği ile taçlandıran iki gerçek mutfaksever.  Unutulmuşuz işte, Annem Selma üzüldü, Ablam Hülya üzüldü, ben üzüldüm... Halbuki taa yolun karşısında oturan ve Atina'ya göçtürülen Evgenia ile dahi sık sık telefonlaşıyoruz halen. Yeğenim Aycan ve gelin kızım Nurci bizim Melisa bebeğimizi bile Atinaya götürüp tanıştırdılar Evgenia'yla...  Hatırşinaslık işte.    


Annen Şake, Annem Selma'nın gözbebeği idi.  Çocuğu gibi korur kollardı. Şake'nin yaşama bu kadar erken veda etmesi kahretti annemi. Şimdi Baban Adom'la görüşürler ara sıra. Sevgilerden, dostluklardan, keyiflerden, pişmanlıklardan filan bahsederler. 



Kitabına bayıldım, önce facebook sayfamda bayram şekeri gibi aldı yerini.  Evimde başımın ucunda, elimin altında tutuyorum.  Nasıl kavuştum biliyor musun Natali'ye? Ablam Hülya günün birinde yüzünde gülücükler ve elinde senin kitabınla karşıma çıkıp, "Bil bakalım Natali kim," dediğinde..., aynı anda "Aaaah," demişim , "bizim Şake'yle Adom'un kızları Natali bu :)"  Ve de yattım kitabın üzerine açıkçası.  Kitapçılarda zor bulunuyor zaten, malum onlar 'best seller' satıp ceplerini doldurmaya daha temayüllü. Ancak özel ve güzel yemek kitaplarımızı Paşabahçe mağazalarından alma keyfine de sahibiz artık. *



Natali gördüğüm en renkli, en özenli hazırlanmış yemek kitaplarından biri.  Her biri içinde anısını da barındıran tarifleri, kolay yapılası ve aşina olduğum lezzetlerde.  "Bak sen hele, Natali büyümüş de bana yemek tarif edermiş," dedirten keyifte.



Ancaaaak, ben şimdi La Pasta di Aldo 'nun chitarrinesi ile her zaman yaptığım limonlu tarifini yapmaya gidiyorum. Spagetti olmayacak da chitarrine olacak yani bu durumda. Krema koymayacağım da parmesanlı olacak. Böylece Natali'nin tarifini birebir uygulamayıp hakim karşısında hafifletici sebepten yararlanacağım :)



Bir limonun suyu sıkılıp sızma ile çırpılacak. İçine yarım limon kabuğu tırtıklanacak. Al dente pişen ve suluca bırakılan chitarrine'ye karışıp balkonumun maydanozu ve iri çekilmiş parmesanla yenecek. Tuzu malum denizden, tadı da içine karıştırdığım biber vs. baharatlardan gelecek.

Uzuuuun zamandır Kedili Mutfaklar'da hayat yoktu ya. Biraz da Natali sayesinde, yeniden başladı. 

Belki de günün birinde büyümüş halinle karşılaşmak üzere, ellerine sağlık küçük Natali.  

----------

*  Bu bir örtülü Paşabahçe reklamı değildir.



Ufak at da civcivler yesin programım dahilinde Facebook 'a ilaveten twitter da var ;) 

16 Comments:

  • Bu kitabı yaz başında kitapçılarda görmüş, kapağına ve tasarımına bayılmıştım. Açıkcası fiyatı biraz tuzlu gelince seçeneğimi edebiyattan yana kullandım:)) Ama aklımın bir köşesinde yazılı, ben onu ne yapar eder temin ederim eşref saatim geldiğinde. Yemek kitabına bakarak hiç yemek pişirmedim (evliliğimin ilk yılları hariç) ama yemek kitabı, özellikle görsel güzelliği olanları toplamaktan keyif alıyorum. Eh siz de referans olduğunuza göre alınacak galiba:))
    Sevgiyle, iyi ki geri döndünüz...

    By Blogger Leylak Dalı, at 1 Eylül 2011 19:01  

  • Sevgili Nurşen, emek artı kalite pahada ağırlaştırıyor elbet kitapları. Natali de renk renk, pırıl pırıl; "Bu kadar mı özenilir," dedirtti bana. Yadırgamadım yani verilecek 39 lirayı. Ben de tarifle yemek katiyen pişiremeyenlerdenim ya, benim de gel keyfim gel kitaplarım oluyor bunlar ;) Sevgimle.

    By Blogger Oya Kayacan, at 1 Eylül 2011 19:46  

  • Dünya ne küçük değil mi Oyacan'cım?
    Hoş geldin kardeş bu arada...

    By Blogger Mine Özgür, at 1 Eylül 2011 20:20  

  • Natali'ye tesekkurler, Oya hanima yazma istahi verdigi icin:)

    veee, kitabi mutlaka alacagim ama keske "Kedili Mutfaklar" da kitap olsa artik diyor gönül?

    sevgilerimle

    By Blogger yüksek ökçe, at 2 Eylül 2011 01:21  

  • Evet yaaa Mine'si, 'dünya küçük' lafı yetersiz artık. Ummadığın zamanda ummadığın insanı burnunun dibinde buluveriyorsun! Hele şu Facebook yok mu, altını üstüne getirecek neredeyse dünyanın. Yarın öbürgün ahiretten dünyaya, (vice versa) kavuşturacaklar herkesi neredeyse (:
    ----------
    Gönül istiyor da Halime'ciğim, göze alamıyor. Hem sonra bak artık kitaplar da e-kitap oldu, indir oku :(

    By Blogger Oya Kayacan, at 2 Eylül 2011 08:45  

  • sayın oya kayacan, arayı çok açtınız ve kendinizi özlettiniz :(

    By Anonymous sevgili adsız, at 2 Eylül 2011 15:43  

  • Force majeure (mücbir sebep) sevgili Adsız...

    By Blogger Oya Kayacan, at 2 Eylül 2011 20:23  

  • Siz yazınca bu kitabı hemen Alkım'dan aldım bitmeden. Kitabın giriş kısmında ailesinin hikayesinden bahsederken çok zarif bir dil kullanıyor. Umarım bu yolda başarılı olur.

    By Blogger gasilhane, at 2 Eylül 2011 23:59  

  • Oya hanim buyuk bir keyifle okunuyor yien yazialriniz atirfleriniz postlariniz.
    Yureginize, gonlunuze saglik
    Sevgiler
    Sefa

    By Blogger lezzet sefasi, at 3 Eylül 2011 05:18  

  • oh ara kapandi gozumuz aydin:) bak her serde bir hayir vardir! unutulmak ise yaradi biz sizsiz kalmadik:)

    By Blogger beste, at 3 Eylül 2011 16:58  

  • Geçen gün yolumun üzerine Mezarlıklar Müdürlüğü Seyyar Gasilhane yazan kamyon çıkınca..., eh güldüm yani. Bundan bir tane de bizim bloglarda servis veriyor diye ;)
    Evet, çok zarif, çok yumuşak... Ben de sevdim anlatımını.
    ----------
    Teşekkür ederim sevgili Sefa...
    ----------
    Evet yaaa, hani bazı olur ya insana nerden başlasam hali, bana da aynen o oldu Beste'ciğim. Biraz da eşin dostun kapısını çalmaya başlasam artık. Bir nevi koma, kolay yırtılmıyor :(

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Eylül 2011 18:47  

  • Donusunuz muhtesem olmus Oya hanim
    Ozlemisim.
    Sevgiler
    Sam

    By Anonymous Adsız, at 4 Eylül 2011 20:21  

  • Aman yapmayin, hirsizlarla az ugrasmadik, sonunda sizi bile cileden cikartmayi basardilar! Amaaa boyle hirsizliga da can kurban ;-)

    Bu yazi bana babaannemi, onun komsularini, komsulari ile diyaloglarini hatirlatti. Hatta isimler bile ayni! Mekan farkli, gene Istanbul'un bir baska kosesi... Hala Yunanistan'dan gorusulen, Bayramlarda arayan amca ismi de farkli. Ama yasamlar ayni ve ne kadar cok isterdim simdiki komsulugun da o zamanlarki gibi olmasini. 10 senede ne cok sey degismis ben farketmeden oturdugum yerde. Insanlarin saygisi bile! Oysa gercek yurek, gercek dost degismez, ulkeler degisse, yasamlar degisse bile, oyle degil mi?

    By Blogger Berceste, at 5 Eylül 2011 02:34  

  • Ben de özledim Sefa'cığım, hem mutfağımı hem de dostlarımı.
    ----------
    Hahaaa, ciddi çıldırmıştım sahi ;)Adamların sitelerine şeytani bir buluşla soktuğum o fotoğraflar yüzünden iyice müşteri kıyımına uğramışlardır herhalde!!!
    Bizim sahil var ya Berceste, mahalleli kavramının yaşatıldığı, komşulukların hala sürdürüldüğü ender İstanbul mekanları halen bu sahilde (azalarak da olsa) var. Azınlık dostlarımızı dersen parmakla gösteriyoruz artık:(

    By Blogger Oya Kayacan, at 5 Eylül 2011 09:15  

  • Merhabalar,
    Yazdıklarınız çook keyifle okunuyor.. harikasınız.. :)

    By Blogger İpeksi Tatlar, at 6 Eylül 2011 00:49  

  • Bir üst yanıtlarımda Sam yerine Sefa yazmışım. Sorry Sam!
    ----------
    ;) İpek...

    By Blogger Oya Kayacan, at 6 Eylül 2011 08:53  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home