Kedili Mutfaklar

Perşembe, Ekim 06, 2011

Başka türlü



Önce buzdolabında var olan malzeme üzerinde hakimiyet kurmak lazım. Ben de hepsine tepeden bir bakış attım, çıkarıp tek tek tezgaha dizerekten. Midi domates, sivri&dolmalık biber, patlıcan, taze&kuru soğan, patates, sarmısak, kıyma... Fazla çeşit yok.  Olsun, sizde ne varsa koyarsınız.

Yakıştırdığım aromatik yaprak ve dalları topladım pencere önümden. Biberiye, kekik, defne, adaçayı, maydanoz... Bir de süs biberi, mosmor rengiyle pek pepper trendy ve pek de acı....

Yarım limon suyu, Şirince sızması... Köri muadili karışık baharat Mağrib Krallığı'ndan, deniz tuzu denizden... İri bızzzttttlanmış galeta. Bunlar da pek gidecek benim türlüye, aklımca.



Fırın kabına sızma, limon suyu, sarmısak, biber ve bitkiler yerleşti önce. Az tuz kırtkırtlandı, şöyle bir karıştırıldı. Domatesler, parçaları belirgin iriilikte bııızzztlandı. Soğanlar da öyle, irice. Taze soğanlar doğrandı. Yine karıştırıldı.



Bu karıştırma durumlarında tabii ellerimi kullanıyorum. Keyif alıyorum ki, anlatamam. Hanım evladı şeklinde çatal kaşık kullanarak malzemeleri altüst edenlere gülümsüyorum. Hele de pis pis kokan lastik eldiven giymişleri görünce..., dostlar alışverişte görsün.




Patates cips aletinden geçirilip incecikten dilimlendi. Patlıcan ince şeritli pijama giyerek dörde ve sonra da lokmalara bölündü. Onlar da fırın kabına dahil oldular. Tuz ve karabiber kırtkırtı eklenen malzeme yeniden iyice bir harmanlandı.



Kıymasını yedirerek serdim üzerine, sonunda da galeta ununu ve yeniden tuzuydu karabiberiydi sızmasıydı körisiydi falanıydı...  Biraz su gerekiyor, bir parmak kadar ve de fırına veriliyor.  Önce ağırdan pişirdim, sonra dereceyi yükseltip kızarmasını sağladım.  Mükemmel. 



Böyle bir yemeği tencere usulünde yapsam mümkün değil böyle bir lezzete kavuşamazdım.  Bir başkaydı bu türlü.

Bu türlü başka türlü. 


  

Keyiften dört köşe oldum.

Çok oldum sanki.

7 Comments:

  • Karma, katma,, demisti kulaklari cinlayasica annecigim.
    Ben mini mini minacik kene annem bir yemek koydu onumuze.
    Icinde hersey var,hala gozumun onundedir o tablo. Kardesimel ikimiz sildik supurduk.Cokda lezzetli gelki heraldeki sordum'' anne bu yemegin adine,,
    Annem afaaldi bir anda, neye ugradigini sasirdi, beklemiyordu heralde garibim. Karma katma ,, dedi bir anda, agzindan o cikti.

    Oya abla birden aklima geldi bu cocukluk anim sizle paylasmak istedim.
    Yorum da birakayim :) , yemeklerin lezzetindne cok kaleminizin lezzeti beni mest eden.
    Afiyet olsun yarasin,
    Elinize yureginize kaleminize saglik.

    By Blogger lezzet sefasi, at 6 Ekim 2011 16:50  

  • Çok güzel görünüyor.Acaba hafif sulu mu oluyor? Ekmek bandırılıyor mu?Yoksa birazcik kıtır kıtır mı? Merak ettim.

    By Blogger hüznün tadı, at 6 Ekim 2011 16:51  

  • hakikaten içinde yok yok. pek de lezzetlidir. ben kıyma yerine peynir şeyttirmeyi hayal ettim şimdi :)

    By Blogger nalan, at 6 Ekim 2011 17:02  

  • Nedense ben de üstüne peynir düşündüm, çünkü evde ne olursa onu koyun demiş sayın yazar, öyle yapalım:)

    By Blogger gasilhane, at 6 Ekim 2011 20:59  

  • Ay bu çok türlü olmuş Oyaaaaa! Ben türsüz alsam?

    By Blogger Tijen, at 6 Ekim 2011 21:25  

  • Annen iyi demiş Sefa'cığım. Yakışan malzemeleri karıştırma yeteneğin olunca sonsuz bir lezzet dünyası olur küçücük mutfaklar.
    ----------
    Suyunu çekti, zaten çok az koymuştum. Tencere yemeği gibi sulu olsun istemedim. Üstünün galetası da iyice kıtır oldu.
    ----------
    Neden olmasın, peynirlisi de olsun bakalım ;)
    ----------
    Evvet Gasilhane, baktım da yazar öyle demiş sahiden. Bu yazar ne dediğini biliyor mu ki?
    Şimdiiii, peynirli olacaksa eğer, uzuun uzun fırında pişme süreci peyniri bozar, lastikleştirir gibime geliyor.. E sebzelerin de pişme zamanı hayli... İyisi mi sebze ailesi pişsin, peyniri sonradan üzerine koyup bir süre eritin, sonra da fırını ızgara konumuna alıp kızartın derim.
    (Her iki peynirciye de...)
    ----------
    Türünü çıkart Tizo, Başka Lüüüüü yap. Uyar :)

    By Blogger Oya Kayacan, at 7 Ekim 2011 08:43  

  • Lezzet mucidi Annoyam.. Harikasın yine... Türlünün her bir türünü pek seven oğulcuğum; bu lezzete düşüp bayılacak kanımca...:) Bir de şu alet edevat, eldiven kullanımı mevzuundan dem vurmuşsun ya; sonuna kadar hemfikirim seninle... Uyduruyorlar da kendilerince; "hijyen, hijyen" diyerekten!... Aynı eldivenin sürülmediği yer kalmıyor akabinde; maksat eller incinmesin felsefesi herhalde.. :))

    By Blogger dgül, at 10 Ekim 2011 14:37  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home