Kedili Mutfaklar

Pazar, Ekim 02, 2011

Laf ola beri gele...

Kabak salata


Kağıda sararak pişirmeyi seviyorum.  Folyo kullanarak da yapıyorum bunu, fırın kağıdı kullanarak da...  Folyo kullanımında bir sıkıntı var, evet.  Aluminyum adı üstünde; hani tencerelerini taslarını törenle attırdıktı annelerimizin  mutfaklarından, kendi mutfaklarımıza da hiç sokmadıktı...  Alzheimer'ı var bunun, kanseri var... 

Tamam da, o zaman neden Amerikalısının Avrupalısının yemek programlarında folyolayıp pişirmeler gırla gidiyor? Hayatlarımızı soru işaretlerine endeksli yaşamaya çalışıyoruz, yazık.  




Bütün kabaklar, iki tatlı biber ve bir sürü sarmısak dişi; bu sefer de sıkıca folyolanıp tavada pişti.  Bıçak darbeleriyle kıyıldı tabağın içine.  Tatlandırıldı.  Benden deniz tuzu, sızma, limon, lemon pepper, nane.  Olsa dereotu da olurdu.  O zaman nanenin yerine olurdu.

Alt tarafı bir kabaktan bu kadar tat beklemezdim doğrusu.  Kaşıkla yedim. Çalakaşık yedim.

Peki peki, bundan böyle sadece o fırınlık mumlu kağıtları kullanacağıma söz veriyorum.


Zıpçıktı kek




Şekerlenmiş reçeliniz mi var?  Hemen kek yapın.  Benimki narenciye çiçekleri reçeliydi.  Sakız Adası'ndan gelmişti.  Kısa boylu minik kavanozuyla uzun boyluların arkasına saklanmış reçellerimin durduğu rafta.  Sıcak suda ısıtarak çözmeye çalıştım ama pek işe yaramadı.  Kısmet işte kek olası varmış.  Üç yumurtayla çırpıp, limonlu Sinangil unuyla karıştırdım önce.  Limon kabuğu rendesi ve yarım limon suyu da iyi geldi bu karışıma.  Azıcık fındık yağı ve biraz baharat da ekledim ama şimdi sorsanız bilmem neler olduğunu.

Mutfağa girmemle çıkmam bir oldu.  Adı da bu yüzden zıpçıktı kek oldu. 


Kararsızlığımın rengi mor acısı




Mutfak hayatım pek ayarsız bu sıralarda. Kapkaç bir nevi, yoksa à la minute mü demeyi tercih edersiniz, yemek içmek öyle bir düzensiz yani. Ton balığı artı kıvırcığa bağlanmış haller..., kızarmış ekmeklere katık vaziyetleri..., Tuzla'dan avdet eden komşu köftecinin mamulleri...

Mutfağımı yıkıp yeniden yapmaya karar vermek üzere miyim, yoksa...?  Uzunca bir plan program sürecidir gelip geçiyor başımdan. Programsız yaşamayı ilke edinmiş olan bana olacak şey mi bu?

Bu kararsızlık halim yürürlükteyken aynı zamanda da kafayı mı yemek üzereyim?  Bir de olmazsa olmaz, ev boyanacak illa ki.

Hadi boya işi bildik iş. Ali Usta elinde bir de sihirli değneği olan Superman şeklinde geliyor ve işi bitiriyor. Aklımın yatmadığı mutfak yenilemek. Müthiş külfetli bir iş, neresinden bakarsan bak!  Üstelik mutfağım pırıl pırıl. Yeni moda tekmili gömme ve de çekmece dolap kategorisine girmiyor, tek derdi bu.

Durun bakalım şimdi neler olacak?


2 Comments:

  • kabakkkk en sevdiğim sebzedir bu öğlen ben de evden getirdim..Annoyam benim mutfağın da yapılası var 3 yıldır düşünme aşamasındayım bakalım..:)))

    By Blogger pisikopati, at 5 Ekim 2011 12:27  

  • Yok ben yoruldum düşünmekten Pisik. Vazgeçmek üzereyim. Eve usta girmesi demek, nereden tutsam öbür tarafın elimde kalması demek oluyor benim için. Durduk yerde, rahat kıçına mı battı, diye sorarlar adama ;)

    By Blogger Oya Kayacan, at 6 Ekim 2011 08:06  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home