Kedili Mutfaklar

Salı, Haziran 26, 2012

Patlıcanlı pilav-ül şahane



Bunca zamandır yaz yaz da, bir patlıcanlı pilavını yedirmemiş ol blog dostlarına.  Baktım ki sadece çıtlatmışım konuyu ucundan kenarından, tembelliğe vurmuş nazarınıza sunmamışım. 

Lafım meclisedir, güzel yaparım.  Hiç biri bir diğerine benzemez ama her biri enfestir, dedim içimden ve şu son yaptığımı kayda geçirmeye karar verdim.
  













Bostan patlıcanları önce pijamalı sonra küp kesip tuzlu sirkeli suya attık.  İstenen kadar yeşil biberin çekirdekleri çıktı, incecikten dilimledik.  Soğanlar bıztlandı.  Çok bol domates rendelendi, ki ben üç mug pirinç + bulgura bir litre kullandım.  Elim boldu maşallah, hem de bu pilav durdukça güzelleşir.  Zeytinyağlı pilavları hepsi öyledir; ya ilk piştiğinde ılık ılık yiyeceksin ya da dinlendire dinlendire...

Pazar günü öğle yemeğimizi başbaşa yediğimiz Annem Selma'ya kocaman bir çanak götürdüm, çok sever patlıcanlı pilavı.  Bir de komşu hakkı gerekiyordu.  Boş tabaklar birikiyor bazı mutfağımda, ye ye hep onlardan olmaz ki!


Tavada sızma ısındı, soğan ve biberler içine atıldı, sarmısak dişleri ufalanarak ilave edildi.  Ara sıra karıştırarak, taa ki hafiften dibini tutacağına dair alarm verene kadar yumuşatıldı.

Koca bir tencerede de patlıcanlar çevrildi yine sızma içinde ve dişe dokunur yumuşaklığa gelince soğan biber tavasına aktarıldı.  Patlıcanı kızartmıyorum dikkat ederseniz.  Esası odur ama bu zaten çok yağ kaldıran pilav gibi bir pilav, abartmayalım.



Bu işleri yaparken zaman zaman tuzunu da ayarlayın.  Ben özellikle aşamalı pişen yemeklerin tuzunu sıkça kontrol ediyorum.

Şimdi patlıcanların çıktığı tencereye yeniden sızma koyarak iyice yıkadığımız baldo pirinç ve iri bulguru kavuracağız.  Evet, ikisi bir arada ve eşit miktarda.  Onlar da kavrulduysa tamam, işin özü buydu zaten.  Şimdi gelelim patlıcanlı pilavı patlıcanlı pilav yapan malzemeleri birleştirmeye.

Olanca domates rendesine ilave kaynar su. Pirinci suya basmadan kullandığım için bire birbuçuk hesabını biraz geçer sıvı faslı, neredeyse bire ikidir hattâ.  Hemen karabiber ve tuzu çekiyoruz, kırtkırtkırt...  Ortanın üstünde ateşte, çabucak gözleniyor pilav ve bu arada tavada bekleyen malzemeyi de tencereye aktarıyoruz. Kuru nane, kimyon, yedi bahar (yeni değil ama galiba aynı lezzet), tarçın, şeker..., bol ama cidden çok bol kullanılıyor... 

Kısın ocağı iyice, bırakın bir süre.  Pirinçler yenebilir duruma geldiğinde, bir koca demet dereotu doğrayıp mis gibi mutfak beziyle örtün üzerini.  Kapatın ocağı, tencerenin kapağını da sıkıca geçirin tepesine, demlensin bakalım. 


Öyle şahane böyle şahane değil yani, saraylara layık.

Valla benden bu kadar...;  veya tam patlıcan mevsimi olduğundan, alın size bugüne kadar içinde patlıcan dediğim her yazıyı da ekledim buraya .  Hepsi lezzet garantili hepsi birer event food.

Bu iyiliğimi de unutmayın.

12 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home