Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Aralık 10, 2005

Gezinti


Perşembe günü Artİstanbul gezildi. Ünlü ünlü ressamlarla yan yana gelindi. Tanıdıklarla el sıkışıldı, tanımadıklarla selamlaşıldı. Her saniyesinden keyif alındı elbette. Cihat Burak’ın Despina’nın Yeri’nde fasıl geçenler tablosu kafaya kazındı. Önce görmüşlüğüm yok tabloyu, “Aaa, burası Kurtuluş, Despina’nın Yeri,” diye bağırınca galerici de, Cihat Bey’in oğlu da şaşırdı. Kaç kişi kalındı İstanbul’da bilmem eski meyhanecilerden? Ben ki onlarca fire verdim... Oooof...
(Cihat Burak’ın Despinası satılmasın diye fiyatlandırılmış sanki. İyi bir semtte, şık bir stüdyo daire parası.)

Ablam Hülya, evinde tablolarını barıdırdığı sevgili Mehmet Güler’i ile sohbete daldı. Üstteki fotoğraf bu sohbetin resmidir. Bir heykelcik aldılar ablam Hülya ve eniştem İnal. Hareketli çalışmaları son derece ilginç, tekniğinde tek adam Fransız Jean-Paul Boyer’den.
www.boyer-sculpture.com .

Günün tek falsosu Borsa’da keyifle ve lezzetle yenen güzelim bir yemeğin ardından, daha henüz kahvelerimizi yudumlamaya başlarken temizlikçi kadının yerleri süpürmesiydi. Ayıp ki ne... Ben, “Bekleseydiniz biraz zaten kalkıyoruz,” diye söylendim. Eniştem kaşlarını çattı ama bana bakarak çattı. Ben mi süpürüyorum ortalığı?



Cuma, yeni yıl alışverişine başladım. Çok zor hediye seçerim, kara sular iner bacaklarıma. Bir kişiye alabildim, beş saat dolaştıktan sonra. Mudo’da bir cam vazo kırdım bu ara. Dükkan öyle dolu ki, aynı züccaciye mağazasında dolaşan fil gibi hissediyor insan kendini. Ve de başıma ilk kez gelen bir münesebetsiz sonuç! Utanmadan da parasını istemezler mi? Dedim, “Deyin ki Mustafa’ya buradan Oya Kayacan geçti. Üç otuz paralık bir cam parçası kırdı. Dükkanını sigorta ettirseydi keşke de bu rezil davranışta bulunmasaydınız.” Mustafa’yı çok eskilerden tanırım, lafım yerini bulursa eğer, biraz espri biraz da dost acı söyler...

Tepe Home’da Noel Köpekbabalar çok şirindi. Almadım. Sanki bir sürü şey var, almaya gelince keyif vermiyor ama. Bir mum aldım, kardan adamlı saksı içinde. Fazla süsten püsten vazgeçtim. Olanlarla idare edelim bakalım bu sene.

4 Comments:

  • Merhaba, bu kez resimdeki ablanıza daha önce fifi'de yaşadığımız gibi önce siz sandım.
    Hediye almak en zor iş bence,herkesin ayrı bir tarzı ve beğenisinin olması ve aldığını beğenecekler mi endişesi,beni çok zorlar her zaman.Bazen, hediyemi kendim yapıyorum.Bir t-shirt üstüne hemen yapılan çizimlerle şirin ve ona özel bir t-shirt yapılır ve hediye edilir.Genelde memnun kalırlar.
    Salatalar mükemmel.Şimdi bile mutfağa götürebilir beni denemek için. Yarın yeşilli bulguru bende yapıyorum ancak nohutlu ezmeyi
    sizin usulunüzce ,denemek
    istiyorum.Ellerinize sağlık.

    By Blogger ipek [mail adresimden ulaşın], at 10 Aralık 2005 22:18  

  • Eylül ayında, Pazaola Oya'nıııım yazıma bir bak İpek'çiğim. Seni meraktan kurtarayım diye yani.
    Eskiden ben de el emeği harika şeyler yaratırdım. Oyuncaklarım dillere destandı. Galleria açıldığı zaman Çocuk Oyun Odası'nı dev boyutlarda oyuncaklarla ben dekore etmiştim. Bornoz ve havlularım benim çizimlerimle ama iş çok büyüdüğü için tabii nakış ve dikiş atölyelerinde yapılıyordu. Daha neler neler, inanılmaz yaratıcıydım. Şimdi üşeniyorum, kırk yere parçalanamıyorum. Sizleri görünce de pır pır uçuşuyor içim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 11 Aralık 2005 13:08  

  • selam,hediye seçmek konusunda ben de sizin gibi çok titiz davranırım..başka türlüsü elimden gelmez çünkü.günlerce gezip herkese uygun şeyleri bulmak yorucu ama çok güzel yine de :)

    By Blogger huysuz ve tatlı, at 12 Aralık 2005 18:24  

  • Huysuzluğunu bilemeyiz, Tatlı Kız diyelim mi?!! Ahhh ah, ha gayret 2006'ya kadar tamamlarız inşallah armağan işlerini. Doğrusu ben, düşünüp taşınmadan bir şey kapıp gelen insanlara karşı yüzümün hallerini ve ses tonumu ayarlamak için çok sıkıntı çekiyorum:-))

    By Blogger Oya Kayacan, at 13 Aralık 2005 08:33  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home