Kedili Mutfaklar

Pazar, Eylül 16, 2007

Mexico, mis en scène


(Bu acı biberler yok mu? Var işte, var bir kere. Eh öyleyse bir fajitas çeksem kendime, kendi kafama göre. Bir gece önceden başlasam hazırlık hallerime. Mutfağımdaki kadın kâh fare Remi’nin robot ahçısı, kâh Oya’nın programlı mizansenleriyle çalışıyor ya... )



Prograaaam...

Izgara yapmaya yarar yumuşak bir et cinsi olmalı elde, mesela antrikot veya bonfile. Bir parmak kalınlığında şeritlere kesilmeli etler. Birkaç karanfil, acı süs biberi, paprika, kimyon, karabiber, biberiye, sarmısak, soğan, tuz, laym suyu, sızma... Bu / benzeri malzemeyi, ezerek/keserek/sıkarak karıştıracak ve etlerle ovaladıktan sonra kapaklayıp bırakacağım buzdolabında.



(Sonra n’oluyor? Ertesi gün oluyor, buz gibi bira eşliğinde fajitas yeme heyecanı sarıyor ortamı. Neden bira peki? http://www.mariachi.com.tr/main.asp Bira şişesi üzerinde agav resmi olduğundan. Yani agav* deyince akla tequila, tekila denince Mexico, Meksika derken fajita, fağhita demeden de akla agav geliyor ya, işte ondan!)

Atıp bir tavaya pişirilecek iyice ne var ne yoksa, yüksekçe ateşte. Soğanlar kahverengi kahverengi olacak, etler kızarmış. Evde tortilla varsa ne alâ. Sar ye. Yoksa, beklersiniz benim gibi. Kapı çalar, aportman görevlisi İsmail sıcacık bir pide getirir. Sarmadan yersiniz.

Favayla, turşuyla iyi gider. Varsa, yanında ekşi kremaya bayılır. Sizde acılı bir fasulye olur mesela kuru veya barbunya, onunla da çok yakışır. Keşke bende de olsaydı.

Üzerine sert bir filtre kahve ister, olur ya doppio espresso** denk düşerse daha da iyi olur. Kahveye kahve likörü ve tequila katılır, krema da eklenir. Olur sana Meksika kahvesi.


"Eh işte, Annoya'dan Mexico, mis en scène bu kadar olur," demeyin. Biramı içtiğim bardağım ve birazdan bir tek tequila atacağım kadehim dahi Mexico uyrukludur.



(Efes reklamı yapıp da Tuborg'u atlamak olmaz. Agav aromalı, limonlu Tuborg da var.)

* su depolayan, sukkulent bitki familyasından
** duble




12 Comments:

  • Off yutkundum da yutkundum. Bayılırım Meksika mutfağına ve fajitasa..
    Fakat gözlerim bu tarifin yanında biraz guacamole biraz da hani o tatlı mısır püresi var ya ondan aradı.
    Şu ekşi kremayı nasıl ve nereden bulacağımı belki sen bilebilirsin. Hep süzme yoğurt derler ama hayır kesinlikle aynı değil.
    Nefissss lezzetler için teşekkürler:)
    Sevgiler
    İpek

    By Blogger -acemi aşçı-, at 16 Eylül 2007 22:46  

  • Ne desen haklısın sevgili İpek. Benim karnım çok açtı galiba, eksik yanları kaldı güzel tabağımın. Guacamole alınmamış, zaten evde yok, mısır hazırlığına girişmiyorum, hatta ekşi kremamı bile 'yetti bu kadar kalori' diye koymuyorum tabağa. Ekşi krema Poco Loco markasıyla satılıyor artık küçük kavanozlarda ama büyük marketlerde! Çok da lezzetli, yoğurt pek tutmuyor tabii yerini...
    Sevgiyle,

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Eylül 2007 09:30  

  • Oyanım' cım,

    Şu güzel sayfanızı sadece ben okumuyorum. Sevgili kocam da okuyor. Akşama fajitas pişecek gibi duruyor. Oysa benim canım levrek dolması istiyordu. Ah Oya ah...

    By Blogger Çiğdem, at 17 Eylül 2007 11:47  

  • Heyyaaaa, alıştı demek Fatih buralara Çiiidem'anımcığım... Bir de tatar böreği mi açsam ne 8~} Levrek dolma mı? Bende levrek filetonun çeşitli halleri var da, tamamının dolması fikri gelişmemiş. "Haydi anlat bakalım," diyeceğim ama...

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Eylül 2007 19:48  

  • Oya' cım benim tariflerin isimleri iddialı, kendileri çok kolay. Her evde bulunan malzemeyle çabucak yapılıverirler.

    Balıkçıdan lüfer ya da levreği alıp mutfağın baş köşesine konuşlandırıyorsun.

    Soğan, domates ve patatesi küp küp doğruyorsun. Püf noktası domatesler soyulacak, çekirdekleri çıkacak. Arkadan içine sadece kabukları ayıklanmış 1 baş sarmısağı diş diş atıyorsun.

    Hepsini bir kasede sızma, tane ve çekilmiş karabiber, tuz eşliğinde harmanlıyorsun.

    Fırın kağıdının altına halka soğanlar yerleştirip üzerine balığı yatırıyorsun. İçine, üzerine, sağına soluna hazırladığın harcı koyup bir de defne yaprağı ekleyip sımsıkı paketliyorsun.

    Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında 40-45 dakika pişirdikten sonra artık yer misin, yanında mı yatarsın karar veriyorsun o kadar.

    Ben balıkta limon sevmem o yüzden tarifte limon yok, ama kokusunu seviyorsan 2 halka da limon eklenebilir...

    Aman dikkat, yanında salatadan başka her şey fazla gelir.

    Afiyetle...:-)

    By Blogger Çiğdem, at 18 Eylül 2007 09:10  

  • Ben de aklımda üzümlü fıstıklı dolma içleri filanlar hazırlıyordum, demek sahte dolmaymış 8~} Bir baş sarmısak nereye girse abad eder... Yoksa bana mı öyle gelir? Bayılırım da girdiği her yere... Ellerine sağlık. Haaa ben balıkta limonu severim. Hatta ben limonu olur olmaz her yerde severim. Annem Selma ben küçükken sıkı mücadele verirdi, mesela pilavıma limon sıkmamı engellemek için!!!

    By Blogger Oya Kayacan, at 18 Eylül 2007 10:01  

  • O fıstıklı, üzümlü harç uskumru dolması için var da... Epeyce zor iş... Bir kez denedim, o da yanımda çok iyi bilen birinin yardımıyla.

    Tarifleri internette var ama ölçüleri denemek lazım.

    Delinin aklına taş düşürdün Oya' cığım. O da kusur kalsaydı ya!

    By Blogger Çiğdem, at 18 Eylül 2007 10:14  

  • Oya'cığım,bende Meksika mutfağına bayılırım.Bira eşliğinde ne de güzel olur..Bir tarafta acılardan kıvranırken diğer tarafta buz gibi içilen biranın tadına doyum olmaz..))
    Senin hazırladığın tarif ise,hiç de yabana atılmayacak türden..))Ramazan olmasa kesin pişirip yanına da ekmeklerini mutlaka alırdım..))Eksik kalmıcam ya..!

    Yine harikasın her zamanki gibi..))

    Kocaman öpüyorum seni Oya'cığım.

    Not:Afiyet şeker olsun canım.Yarasın ama kesinlikle kilo yapmasın..))Ben çok sevdiğim yiyecekleri yerken hep böyle söylerim de.))
    Sevgilerle..

    By Anonymous damak tadı, at 18 Eylül 2007 12:32  

  • Ölçü bende çalışmıyor ya Çiğdem, denk gelir de yaparsam da iç artarsa mesela, kalanıyla da kereviz doldururum! Kerevize kapak diye balık kafası koyulur, şöyle güzelce yerleştirerek. Biraz ocakta piştikten sonra fırınlanır. Al sana Oya'dan bir bomba tarif olur.
    ----------
    Gül'cüğüm baksana Ramazan da ortalanıyor neredeyse. Hızlandı zaman sanki.
    Bu dua iyi bir dua, yarayacak da şişmanlatmayacak haa? Evin çeşitli yerlerine serpiştirmeli bu duadan, biri bile kaale alınsa faydası olur 8~}

    By Blogger Oya Kayacan, at 19 Eylül 2007 09:40  

  • Enfes görünüyor geçekten, ben sadece Oya teyze değil kedicikli maharetli oya teyze desem :)

    By Blogger Nehir Özertürk, at 19 Eylül 2007 17:57  

  • Ramazan'da bakmiycam diyorum.Gene de dayanamiyorum.Okuyorum her satirini malum evde programlar gene degisiyor.
    Yorum birakmiyorum diye okumuyorum
    sanma can Oya kardesim.
    Saygilar.

    By Blogger ERDIL, at 20 Eylül 2007 02:12  

  • Nehir bebek canım bebek, sen gel de ne dersen de. Bir sürü maşallah sana, yürek dolusu da sevgim...
    ----------
    Erdil Bey'ciğim, iftardan sonra buyrun diyeceğim ama o zaman da bir rehavet çöküyordur, değil mi? Hayırlı olsun, kolaylıkla bitsin Ramazan ayınız. Sevgiler, hürmetler...

    By Blogger Oya Kayacan, at 20 Eylül 2007 08:55  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home