Kedili Mutfaklar

Pazartesi, Ekim 13, 2008

YATILI 1. Epizot*

Önce yatak


Kendi kendime yatıya gitmeye hazırlanıyorum, hattâ süreç, kimseye çaktırmadan başladı bile. Henüz süresi bilinmeyen bu devrede her türlü rahatımı temin etmeli, fena halde ağırlamalıyım kendimi.

Yatı’nın yat’ından yola çıkarsak en önemli malzeme yatak olmalıydı. Hani düşünüyordum, fazla sürmedi. Tempur http://www.tempuryatak.com/index.htmn geldi, yatak odama yerleşti. İlk günler diken üstünde gibiydik, alıştık ki, Cancan memnun ben memnune.


Yatak odamı yatmak için kullanırım.

- Yaaaaaa?

Yaaa... İçinde ekran kabusu, telefon zırıltısı cinsinden hiç bir elektronik barındırmaz. Duvarları bomboştur, toz tutmaya müsait mevcutlar namevcut. Sevmem öyle okul çocukları gibi tepemde kütüphaneyle uyumayı, gece okumalarına müsait birkaç başucu kitabı yeter de artar. İki de yağlıboyam var, duvara dayama; gözüm değdikçe şenlenip kafa bulduğum.

Ortopedik yumuşaklıkta sabomsularım, pislik yuvası, görgüsüz duvardan duvaralara bin basar. Daha olmayanlar..., sandıklar, yastıklar, aynalar, kanapeler koltuklar, oyalar boyalar, üstten çıkanlar, alta giyilenler, içecek sıçacaklar; alo alooo kokoş kadıncıklar...

Olanlara ilave Tempur Ayısı** ve Roma’lı Maymun Gülücük***.

----------

Yatılı anlatısı, ne zaman ve nasıl belli değil ama sürecek.


* Ana temaya bağlı ikincil anlatı
** http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=tempur+ay%C4%B1
*** http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=g%C3%BCl%C3%BCc%C3%BCk

13 Comments:

  • Oyacan' ım ben de bakılıya gelebilirim haberin olsun. Herşey iyi olsun hoş olsun, sonunda sağlık olsun.

    By Blogger Çiğdem, at 13 Ekim 2008 13:44  

  • Tempur, Gülücük, iyi hoş da Annoyam, meraklandım ben vallahi...
    ???

    By Blogger dgül, at 13 Ekim 2008 14:15  

  • İyi yatılar size ama benim gönlüme o yağlı boyalar düştü bir kere...

    İlk görüşte aşk böyle bir şey mi?

    By Blogger ruhdagı, at 13 Ekim 2008 18:31  

  • biryerlere gidecekseniz..lütfennnnnnnnnnn ama lütfen ben bekliyorum..eylül mail göndereceğim

    By Anonymous Adsız, at 13 Ekim 2008 19:28  

  • Haha, tam da şu anda Radyo 3'de harika bir tango programını dinlerken karşılaştım bu resimlerle. Kim yapmış, bu ne espridir, o ne bakış? O ne Picasso'msu cilveleşmeler?

    Yatağını bilmem de annem yastığını anlata anlata bitiremiyor kaç senedir. Bakalım hikayenin devamı nasıl?

    By Blogger yapıncak, at 13 Ekim 2008 22:53  

  • Ahh Sevgili Annoya,
    Bi de benim odamı görsen :)))
    Duvarda 2 pano dolusu takı. Bi koca küpe askısı ve daha bi dolu kıvır zıvır. Üstelik darmadağınıkk:))
    Acaba uyku sorunumu çözmek için odayı sakinleştirmeyi denesem mi, bak bunda ciddiyim.
    Sevgiler, keyifli uykular.

    By Blogger Boncukçu, at 14 Ekim 2008 00:40  

  • Bu "yatılı" tanımının, ardındaki anlamı çözmeye çalışıyorum.
    Hayır olsun diyorum.
    Meraklardayım...

    By Anonymous Nüket Şenyüz, at 14 Ekim 2008 00:40  

  • canım cok alemsın ya ama en guzelı :)
    ve bende yağlı boya tablolarına bayıldım cok sekerler..

    By Anonymous banu gökşin, at 15 Ekim 2008 00:29  

  • Sevgili Oya abla bir rahatsızlık mı? Bilgi lütfen !

    By Anonymous hakanturken, at 15 Ekim 2008 10:48  

  • Sevgili herkes... Bir durun bakalım. Mesele rahatsızlık, evet de, neresinden tutup ne diyeceğimi bilemiyorum ki! Hiç alışık değilim ahlayıp vahlamaya. Sonra, "Eski toprağım, bana bir şeycikler olmaz," anlayışım çok ağır basmakta. Daha daha, eşim dostum olan akıllı büyüklerimden aldığım nasihatler şöyle yazılıdır kafamda.
    Gençlerle dost olmak istiyorsan hastalıktan mastalıktan bahsetmeyeceksin.
    İşte bu yüüüzdeeen..., işi epizodlara döküp, hem kendimi hem de sizi alıştırmaya karar verdim.
    İşin sonu belli ama..., üç dört ay evdeyim. Ooof amaaaan veya ohhhh kekâ!!!
    Kim yapmış tabloları? NBO... N harfi nedense ters yazılmış. Kötü renklerle çıkmış ama müthiş canlı bu tablolar. Hani insan görüp çok sever, hemen alır ya... Öyle alınmışlar işte Arjantin'den.
    Alıp getirenler sağolsunlar Ablam Hülya ve Eniştem İnal. El koyan da, ilk görüşte vurulan Oya.

    Hepinizi öpüyorum.

    Boncukçu,yerinde olsam boşaltırdım ıvır zıvırı yatak odamdan. Ben de ciddiyim ;-)

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Ekim 2008 12:26  

  • Eh belliydi Oyacan'ım! Yeter ki kötü bir şey olmasın, acı-sızı can yakmasın.

    Kuvvetli kadınsın, altından kalkarsın, bir de üstüne sıkı bir keyif yaparsın. Bak ben o günleri hala, güzel bir yaz tatiliydi diye hatırlıyorum.

    "İyiler de kötüler de geçiyor, yaşanmışlıklar olarak elimizde kalıyor" demişti biri, kim???

    By Blogger yapıncak, at 15 Ekim 2008 12:34  

  • Offf amannn demiyoruz o halde, ohhh kekâ diyoruz.. Ve de o hastalık denen her neyse,(onun da bir adı vede tadı vardır elbet)keyifli yanını bulup şu yatılı tatilin tadını çıkarıyoruz... Artık kitaplar mı okunur, müzikler mi dinlenir, bol ağlaklı kadın programları mı izlenir, yattığın yerden yemekler mi pişirilir yada pişirilenler mi denetlenir onu bilemem. Orasını Cancan'la kararlaştırırsınız:)))
    Çok şükür ki biz buradayız , sen oradasın Oyacan'ım..
    Canın istedikçe, içinden geldikçe, dinlenmekten fırsat buldukça haberlerini yazarsın , bizde okuruz..
    Kocaman ama en kocaman sevgiler ve şifa dilekleri hep yanında .. Unutma e mi?

    By Anonymous Nüket Şenyüz, at 15 Ekim 2008 13:18  

  • Anladım ben..Bendeki algılama hızla inişe geçmiş..
    Nasıl anlayamadım satır aralarındaki belirgin anlatımı..

    Biraz sıkacak,üzecek ama off'latmadan geçecek diyorum ben.

    Biliyorsun,bakım konusunda epey yol katettim. Güvenilir,müşvik,sessiz bakıcıya ihtiyacın olursa haberim olsun.

    Sevgiler Annoya'm

    By Blogger Ece, at 16 Ekim 2008 23:37  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home