Kedili Mutfaklar

Cuma, Aralık 19, 2008

Engin, the angel boy

“Hadi canım olamaz,” demiştim önce o gün. Bir iş gezisi, Münih sokaklarındayım. Bürodan çıkmış, yakın sayılacak mesafedeki otelime keyifle yürüyorum ki; bir anda kendimi almış başını seller gidiyor sahnesi yaşarken buluyorum. Hani film setlerinde olur, başlarlar suları damlardan camlardan kovalarla dökmeye, hortumlarla sıkmaya. Olacak iş değil. Yanıbaşımdaki bar kapısından içeri can havliyle atıyorum kendimi. Aynı hızla karşı kuvvet kullanan iki üç kişi, beni yağmurun altına itiyor gerisin geri.

Şaşırmışımdır haliyle. “N’oluyoruz?” gözlerimle bakmışımdır adamlara ve muhtemelen görmüşümdür ki adamlar bir hoş.

----------

Evet aynen böyle olmuştu. Adamlar da, tavırları da bir hoştu. Bir sürüsü dizilmişler bar kapısına, açmışlar kollarını yanlarına yanlarına, “No lady, we’re all angels here,” korosu oluşturmuşlardı. Barın logosu da bir melekmiş meğer, sonradan gördüm.

Anlaşıldı. Olurmuş pekalâ.

----------

Sıçan gibi dönmüştüm otelime. Yanlış hatırlamıyorsam girebileceğim ikinci kapı bir sex shop kapısıydı ve kimbilir o kapının arkası nelere kadirdi?

----------

Çocuğun sırtındaki melek dövmesiyle birlikte aklıma düşen sahnelerde o günü yaşadım hemen.

Öğretmen baba, bankacı anne, sırtı melek tablolu Engin... Vay ki ne. Azami acılı bir Türkiye tablosu.

----------

Eminim ki Engin, cinsel kimliğinin erkek olduğunu savunmak adına komik duruma düşen insanlara gülüyordur gittiği yerde.

Melek gibi uyusun.

6 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home