Kedili Mutfaklar

Perşembe, Mayıs 14, 2009

Patlıcan salatası mı, zamanı mı?

Közlemek lazım tabii. Hatta odunları önce harlamak sonra korlamak, derken küllemek ve sonra közlemek lazım. Bu mangal imkanları her an elimin altında mevcut değil. Dolayısıyla her patlıcan salatası yapmamın bir başka pişirme şekli oluyor.

Mevsimin ilkini bütün patlıcanları tavada, tavaya azıcık sızma sıvazlayarak ve de tepesini folyo kapatarak hallettim. Tavam oval balık tavalarından. Yıllardır balıkları boylu boyunca ızgara edip yemek için kullandığım bir emektar tava bu. Patlıcan misali uzun olan diğer gıdaları pişirme işlerine de yarıyor tabii.

Orta ateş iyi geliyor. Oval ya tava, ocağın üzerinde aşağı yukarı dolaştırılarak içindekilerin eşit pişmeleri sağlanıyor. On dakika kadar sonra çevrilip yine salla yuvarla hareketleri ve iş bitiyor. Soyması en kolay, uzunlamasına bir çizik atıp çekin kabuğu.

Irkçı duygulara kapılıyorum her patlıcan soyuşumda. O kapkara sert derinin altından yumuşacık akça pakça bir lopluk çıkıyor.

Yarım limon suyu ile halleştirip bıçakla parçaladığınız patlıcan löplerine sonra ne isterseniz ilave edersiniz.
Ben ilk yaz diye çekirdeklerini çıkardığım domates ve sivri biberi doğradım ince ince. Az da sızma ve tuz ilave ettim.
İlk yaz dediğime bakmayın, eminim hepsi seraydı kullandıklarımın. Can çekti işte, bekleyemedim tarlasını.
Dün kendimi güneşe serip güzelce ve hafifçe de yanınca.
İyi yazlar.
İçinden patlıcan salatası geçen başka yazılarım buradan aşağıya kayarak okunabilir ve aynı zamanda eğlenilebilinir.

7 Comments:

  • Afiyet olsun Annoyacığım... Bende dün öyle bi patlıcan krizi yaşadım desem inanmazsın herhalde:) Hemen de yapıverdim azıcık kendime.. Düşün yani aslında nefsimi terbiye etmiş halim bu ama yine de senin patlıcanları görünce ağzım sulandı walla ki:))

    By Blogger esintiler..., at 14 Mayıs 2009 15:53  

  • Havalardan! Bayılıyorum bu havaların değiştiği zamanlara. Sanki olmazsa olmazmış gibi erik yiyorum bir aydır. Bütün kış aklıma gelmiş miydi peki? Yooo.
    Ne var a canım nefsinde? Terbiyeye ne gerek, bak keyfine Şirin, bu dünya bir tane... Benim patlıcanlar güzel oldu sahiden. Yani ille de köz tadı/kokusu olan patlıcan diye tutturacak olursak, bu o değil tabii. Ama lezzetli bir patlıcan salatası için harika. Zaten közsüz yaptığım diğer denemelerim de var aşağıdaki bağlantıda. Ben bu yazı da dışarıda közlü evde közsüz idare eder giderim.

    By Blogger Oya Kayacan, at 15 Mayıs 2009 10:13  

  • walla benim dışarda pek şansım yok öyle kömüre yatırıp da patlıcanları közlemeye Annoyacığım. Hani şu ocak üstü közmatikler var ya. Onunla ocak üstü harika közlüyorum. Evin içini de basıyor misler gibi:)) Ben biraz da o közün kokusunu mu seviyorum ne?
    Walla fırsat bu fırsat memleket daha elden çıkmadan bolca patlıcan, hıyar falan yemeli... Hani Irak'ta kadınların böyle sebzeleri falan satın alması yasaklanıyorya bazı illegal örgütler tarafından... Maazallah:)) Yani düşününce ne lüks içinde yaşıyoruz aslında. Patlıcanla bile demokrasi oluyor:))

    By Blogger esintiler..., at 15 Mayıs 2009 12:07  

  • Oyacan, patlıcanların tavadaki renkleri şahane, dumanları üzerinde.
    Tahmin ediyorum salatası da çok lezzetli olmuştur, rakısı makısı hep beraber, gün batımında yandan çarklı İstanbul manzarasına karşı.

    H.İ.

    By Anonymous Adsız, at 15 Mayıs 2009 14:56  

  • http://jazzetta.wordpress.com/
    Metin the Poor, Jazzetta, çok güzel bir yorum yazmışsın ama hangi yazımın altına girdiğini yakalayamadım. Yanaklarından öperim.
    ----------
    O aletten bende de var Şirin'ciğim, deeee ben memnun değilim. Dibinden ocağa akan kapkara sular canımı sıkıyor. Bir kere daha yakınmıştım zaten acı acı bu dertten! Hani battığında değilim, temizlemesinde de değilim ama kara lekeler kalıyor kenar köşede.
    Adı geçen yiyecekler erkeklere satılıyor muymuş? Nedir bu delik farkı gözetmeler yani? Yasaklasınlar satışları toptan, kadınlar sağ erkekler selamet.
    ----------
    Eh yani Kaptan, aldın gemiciğini, kuruyorsun dört başı mamur sofraları dört yanın açık deniz, sonra da laf sokuyorsun yandan mandan çarklı diye... Neyse alacağın olsun, telefonun ucundayım.

    By Blogger Oya Kayacan, at 16 Mayıs 2009 12:13  

  • uy uy yedım bu fıkrı de patlıcanıda bayılırım

    By Blogger lemaninignesinden, at 16 Mayıs 2009 22:50  

  • Ye Leman ye, bari sen yap ye... Takipçilerim tembel biraz, armut piş ağzıma düşçü. E yani bu kadar kolay yol gösteriyorum, değil mi ama?

    By Blogger Oya Kayacan, at 17 Mayıs 2009 10:10  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home