Kedili Mutfaklar

Cumartesi, Temmuz 31, 2010

Fırın zeytin


Baktım da yıllar geçmiş üstünden, ben zeytin yemenin değişik yollarına başvuralı. New York'ta çekilmiş bir fotoğraftan yola çıkarak, mutfağımdaki zeytinlere dillere destan görüntü/lezzet ayarı vermeye başlayalı. Derken de fırında zeytin denemeyi kafaya koymuştum. Sonunda bunu da yaptım.
Her zaman gözüme hoş görünen, lezzeti ağzıma uyan her zeytinden alıyorum. Caaanım otlarla buluşturup, limonlara kereviz saplarına domates kurularına kaparilere karıştırıp, muhteşem sızmalara yatırıyorum. Zeytin yemekten anladığım böyle durumlar artık...



Fırınlamak için de çeşitleme yaptım tabii, de bu görüntülerde eksik kalan çeşitler var. Kalamatayı beğenip almadım mesela. Siyahlar o kadar tuzlu o kadar tuzluydular ki, aralarından tek tip siyah seçebildim. Mosmor olanları bulamadım falan. Neyse bu böyle oldu, gelecek sefere daha da çeşitlenir inşallah fırınlanmış zeytinlerim. *



Kırmızı kuru süs biberleri ve sarmısak dişleri patlatılıyor. Biberiye, ada çayı, defne yaprağı ve kekik taze kullanılıyor; bazıları yaprak halinde, bir kısmını da lezzetlerini daha daha dağıtmak üzere keserek veya parçalayarak. Taze fesleğen/reyhan ve nane de kattık sekiz onar yaprak; ezerek şöyle avucumuzda. Geriye kaldı birer limon ve portakalın tırtıklanmış kabukları ile sıkılmış suları, sızması ve de malûm.


Fırınlıyoruz artık. Gidip gelip altüst ediyoruz, karıştırıyoruz, tepside olan biteni kontrol ediyoruz.

Suyu kıvamlanınca alın fırından, yine sızma gezdirin üzerine zeytinlerin sıcak sıcak haliyle... Ayyy yay yay, kokusu yeter.


Üst katıma yeni taşınan komşularıma ağız tadı götürememiştim daha. Ağız tuzu götürüyorum dolayısıyla, bir çanak. Bu sefer böyle uydu. Ablam Hülya benim rengârenk zeytin karışımlarımı pek sever, ona da bir küçük kavanoz ayırıyorum. Aslan payı da kendime kalıyor.



Brunch ve sonrası saatlerde tavsiye ediliyor tarafımdan. Sabah sabah uymayabilir herkesin ağzına bunca yoğun lezzet.


Diyelim ki sofraya meze gibi gelecek akşam akşam, şarap kadehleri dolacak, rakı bardakları boşalacak; o zaman da yanına sapları üzerinde meyveler halinde Kidonia kapari karpuzu ve sundried tomatoes diyoruz.
Başka bir şey demiyoruz.


* Her zeytin çeşidinden evinizin tüketimine göre 100'er 200'er gram falan alın. Siyahları mutlaka yıkayın. Saldıkları su bir garip renk ve kıvamda oluyor.

11 Comments:

  • Bu defa yazmadan olmayacak.
    Günlerdir sayfalarında gezip duruyorum,resmen dumura uğradım.

    Bu ne ya?
    Öldürecekmisin sen bizi?
    Yapmasam olmaz,yapıpda yemesem, o hiç olmaz...
    rüyasına girer insanın bu güzellikler.

    Çok yaşa,sağlıkla yaşa e mi?

    By Blogger tülin, at 31 Temmuz 2010 16:09  

  • Nasıl güzel anlatım, nasıl güzel fotoğraflar, yapmalı bundan dedirtiyor insana :))

    By Blogger banuca, at 31 Temmuz 2010 22:18  

  • Yap ve ye sevgili Tülin. Ben daha kendimi öldüremedim, kimseleri öldüremem merak etme. Sağlıklı bir mutfak burası ;)
    ----------
    Zeytin nesline yapılmış en güzel uyarlamadır şimdiye kadar tattığım. Yap da keyfime ortak ol Banu'cuğum.

    By Blogger Oya Kayacan, at 1 Ağustos 2010 11:12  

  • Mutfak sağlıklıda hayatım,
    ben sevdiğim tatları yerken ölçüsüzümdür.

    Bu sabah kahvaltı masasındaki zeytinlere pek bir tuhaf bakarken yakaladılar beni sayende.

    By Blogger tülin, at 1 Ağustos 2010 15:24  

  • Evet yaa şu ölçüsüzlük meselesi; aramızda ortak bir nokta bulduk galiba...;) Bu aralar biraz ölçmeye çalışıyorum ben de. Verecek çooook kilom var çook, da kim verecek?..., deerken azalttım biraz tabağa koyulan miktarları..., dolaptan hırsızlama öğünleri...
    Eh madem o tuhaf bakış çevrence not edildi, elin mahkûm şu paçal zeytinlerin nefasetini de ortaya koyacaksın artık.

    By Blogger Oya Kayacan, at 1 Ağustos 2010 16:20  

  • Oyacan burada harika otesi zeytinler var desem?
    Fakat dolapcilar bunlar cok yahu,anlatirim sonra..

    By Blogger Mine Özgür, at 1 Ağustos 2010 20:46  

  • zeytin seyretmeye bayılırım :)))
    peynirciyimdir ben ...çeşit çeşit peynir olsun ev yapımı ekmek offf of!
    ama zeytini de seyretmeye doyamam seyretmekle kalmaz alırımda...yunanistana gittiğimde pazar da zeytin tezgahlarında kaybettim kendimi amann ne çeşit ne lezzet ...hele hele kalamatalar...yunanistandan gelirken valizi yerleştirdiğimde zeytinleri gördüğümde çok güldüm :))))
    datçada pazarda da zeytin tezgahlarının on koltuktan seyircisiyim :))))
    fırın zeytini deneyeceğim....

    By Blogger moon, at 1 Ağustos 2010 21:55  

  • Mine'si, değişik bulduğun her şeyin tadına bak diyeceğim sadece, kap getir diyecek halim yok ya ;) Araplarla işler zordur...
    ----------
    Peynirin yeri ayrı Mooon ama ben de peynir seyircisi olmaya çalışıyorum. İyi peynirler bol yağlı malûm. Yanına da şarap dayanmaz ;) Yine de şarap peynir kara üzüm akşamlarını hayatımdan pek eksik eksik etmiyorum desem.

    By Blogger Oya Kayacan, at 2 Ağustos 2010 08:47  

  • Banucuğum,İzmirliyim,zeytinciğim,45.5 yıldır şu hayattayım,ilk defa duyuyorum desem gülmezsin bana inşallah..Ellerine sağlık be canım..Ne güzeldir kimbilir..Olmaz mı? Sevgiler..

    By Anonymous lezzetli somunlar,serap, at 2 Ağustos 2010 14:18  

  • Tek kelime ile "harika" elinize sağlık.
    Sevgilerimle...

    By Blogger PINAR, at 2 Ağustos 2010 16:34  

  • Serap'çığım, ben Oya, Annoya...! Ne anlamda zeytincisin yani? Yetiştirenlerden mi yoksa çok sevenlerden mi? Beğenmene sevindim, çok teşekkür ederim.
    ----------
    Teşekkür ederim, sevgiler Pınar'cığım.

    By Blogger Oya Kayacan, at 3 Ağustos 2010 10:27  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home