Kumkuat reçeli



6) Evde tatlı mı yok demiştiniz. Ekmek kızartıp üstüne yoğurt ve reçel sür ye.
7) Ekmeği sütlü yumurtada kızart, üstüne yoğurt ve reçel sür, n'aparsan yap.
Ceylaaaan, anladın mı?



Sonra hurmalar tatlandıydı, ballandıydı. Ben dört tanesinden şekerli sos kaynatıp sakladıydım derin dondurucuya; dondurmaya, tatlıya... İki tanesini chutney’imsi bir başka sos yaptıydım ki içinde yok yoktu. Elma, portakal, kuru üzüm, hardal tohumu, ıhlamur yaprakları, kara şeker, tuz, sirke, şarap, zencefil, karanfil… Yüzlerce, binlerce karışım uydurup chutney yapar, uyuşturduğum yakıştırdığım lezzetlere lezzet katarım ben bu deneylerimle.
Neyse likör diyorduk, kış likörlerim vardı sırada. İki gündür mutfağımdaki esas oluşumlar kumkuat ve nar likörlerim. Yanı sıra azıcık kumkuat reçeli ve renk renk bir zeytinyağlı kerevize katıştırdığım bir avuç kumkuat, beni benden alaaaaan, beni zevke saraaaan...
Likör bir/ 350 gram kumkuat, 300 gram şeker, litrelik şaraplığı dolduracak votka
Likör iki/ 250 gram nar, 5 kaşık tepeleme şeker, yarım litrelik şaraplığı dolduracak votka
Likör üç/ 150 gram nar, 50 gram %85 cacao Lindt rendesi, 3 kaşık tepeleme şeker, yarım litrelik şaraplığı dolduracak grappa
Aklıma her geldiğinde, mutfağa her girdiğimde çalkalanıyor bu karışımlar. İçimde kızılca kıyamet kopuyor tadına bakmazsam, her seferinde ağzıma birer parmak çalınıyor.
Likör üç için kurgumda krema da var ama dile kolay! Henüz çikolatanın alkolde lâyıkıyla eriyip ağızdan kaymasını temin etme aşamasında olacağım. Bu benim ilk çikolatalı likörüm. Sanırım bir hafta sonra süzerek dondurucuda bekletip, üzerine iki damla da krema katılarak ikram edildiğinde, kimse bunun bir Kedili Mutfaklar keşfi olduğunu anlamayacaktır. Kremayı sonradan ekledim dikkat ederseniz.
İçine katmayı bilen var mı?
Var mı kremalı likör yapan?
Annoya'm bilgisayarını açtı. Sabah sabah afiyetle yediği panettone dilimlerinin fotoğrafını basacak. Ben de yerimi aldım hemen, konuya müdahil olmalıyım.
Söylemesi ayıp, Noel panettone'miz Harry's Bar, Cipriani, Venezia imzalı.* Annoya'm diyor ki, "Ah nasıl oluyor da oluyor, canım ne çekse gelip beni buluyor?" Tabii yaaa, daha iki gün önce demedi miydi, "Aaaaah bu sene de bir panettone'miz olsa da yesek," diye.
Tam da mis gibi demlenmişti, mutfağa isli isli bir koku salmıştı Lapsang Souchong'um; yanında ne gider diye beni derin düşüncelere salmıştı. Al sana, al sana dan daan daaaaaan.
Vuruldum Mine'si, öldüm öldüm dirildim. Benim bu yeni yıl üzeri tembellik edip yapmadığım panpepato'mu Mine'si yapmış göndermiş işte bana. "Geç kaldım," diye de özür dilemez mi, malûm yeni yıl kutlamalarıyla eşleşir diye panpepato. Tarif benim tarifim üstelik, geçen yıl hani sizlerle de paylaştığım. *
Oooof ki ne of of. Balı biberi çikolatası, fındığı fıstığı, kuru meyveleri, ağzımın tadı yerinde anlayacağınız yine çayın yanında.
Dahası da var pakette. Annem Selma'nın elleriyle kumkuat renkli papatyalar işleyip bana getirdiği o caaanım keten örtünün üzerindeki eski Paşabahçe kalplerinin içine çekerim dikkatlerinizi. Onlar, Mine'nin serasındaki anaç kumkuat ağacının meyveleri.
Haydi bakalım, vurulalım bir daha bir daha, da daaan daaaan.
Üçe böldüm kumkuatlarımı. Küçük kalptekileri seyrek aralıklarla gidip gelip atıştırıyorum. O canım tat yayıldıkça ağzımın içine, mutluluk hormonum başlıyor bedenimi dolaşmaya. Benim seretoninle yolculuklarım çikolata ve karbonhidrata bağlı değil, asla.
Orta boy kalbimin içindekiler bir şişe votka ve şekerle birleşecek. Benim katkılı votka tutkumu hepiniz biliyorsunuz zaten. Elime geçen her meyve, uygun düşen her sebze, fındık fıstık vesairenin votkalısını hiç olmazsa denemek gerek diye düşünüyorum. Votka son derece uyumlu bir içki, her tadı çekip alıyor, yerleştiriyor içine. Yeter ki içine katılan damağınızın hoşlanacağı, eşleşeceği bir lezzet olsun. Ben zaten votka denemelerimde, onda dokuz mutlaka tutturuyorum.
Büyük kalpten reçel olur belki. Yoksa şekerleme mi? Durun canım biraz, bu ne acele? Hele keyfimce seyreyleyeyim önce, böyle kalp kalbe karşı bir süre, koklaşalım edelim.
Kimsecik'im, benim güzel kızım soruyor, "Bunlardan bize yok değil mi Annoya?""Kimseciiiik, ayıp, ayııııp."




Tamam, uygulaması sizce zor. Dolap faresi hallerimle, birbirine uygun malzemelerimi dışarı çekip karıştırma durumlarımdayım çünkü. Sakız reçeli mesela bana hep getirilir. Nereden alındığını bilmem ki kalkıp al sakız reçelini koy muhallebine diyeyim veya bildiğim en yakın yer Çeşme. Aynı şey şu yoğun şekerli süt için geçerli. Condensed milk* oluyor galiba. Tenekelerde satılıyor ama bizim memlekette değil. Bir Rusya yolcusu buldunuz mu istiyorsunuz, getiriyor.
Gerisi kolay. Süt, krema, damla sakız ve irmik. Muhallebi yapmaya girişiyordum ki, neyle koyulaştıracağımı bilemedim. Mutfağın benden sorulmadığı zamanlar ne bitmiş tükenmiş farkında değilim tabii. Oysa bakkal dükkanı gibiyimdir, yok yoktur. İrmik vardı nitekim. Koydum gitti.
Sakız reçeli ve teneke süt çok tatlı, başkaca şeker istemez. Üstleri kumkuat reçeli tanecikleri ve jölelenmiş suyuyla, nasıl kıydıysam, süslenir. Komşuların aşure kaplarına doldurulup geri götürülür.
Torunum Cancan'ım bir parmak tencere dibi yaladıktan sonra yün bebeklerinin yanına uzanıp güneşlenmeye başlar. Bu onun bir takdir şeklidir.
Misafir gelen Annem Selma, "Eline sağlık, çok güzel olmuş kızım," der.Misafir gelen Yeğen Aylin, tadına bakar bırakır.
O zaten yemeklerin sadece tadına bakar.
Sağlıklı yaşam meselesi!
Çilekli şerbet içindeki hali de benim meselem.* şekerli konsantre süt
Sakıza dair başka yazılar bu bağlantıda:
http://kedilimutfaklar.blogspot.com/search?q=sak%C4%B1z+re%C3%A7eli
Bana bir kış bahçesi vaadetseler. "İçine neler neler dikelim istersin?" deseler. Sayarım, "Bir ayva, bir hurma, bir kestane ve bir nar ille de..., cevizle fındığa gel de hayır de..., limon olsun, mandalina, portakal ve de kumkuat belki de." Elma armut yer kaldıysa dikilsin. Alıç aralardan sivrilsin.
Kısa keselim mi? Mutfağımda ayva nar birlikteliği resmidir. Uzun zamandır yaparım bu karışımdan reçelimsi tatlılar. * (Yıldızlı adresten okumaya devam...)


Karışsın bol parmesanla, üstüne inceden sızma, kalın çekilmiş biber...